Frigya medeniyetinin mitolojik karakteri Kral Midas, tanrıdan bir dilek hakkı kazanır. Dokunduğu herşeyin altın olmasını ister. Yemeği, çok sevdiği kızı, bahçedeki güller... elini dokunduğu herşey altına dönüşür. Su bile içemez hâle gelir. Pişman olur. Gözünü gönlünü sevindiren şeyin nasıl da lânete dönüştüğünü görünce, af diler.
Altın, gümüş...
Altın; gözü ve kalbi okşar, sıcak mizaçlı, esnek, kolay şekil alabilir, pas tutmaz...
Gümüş; soğuk mizaçlı, en iyi iletken ve ışık yansıtıcı, endüstriyel alanda yüksek performanslı, antimikrobiyal...
Elmas, aşınmaya karşı en mukavemetli...
Wolfram (tungsten), elmasın yerini tutabilecek daha ucuz yani doğada daha çok rastlanan, uzay aracı yapımında kullanılan ...
Amacım jeolojinin alanına at koşturmak değil. Madenler gibi çeşitlilikteki insanların, fıtri temayüllerini, anne babaların ve toplumun değer yargılarının tek tip makbul insan tazyikinden kurtaracak nebevi yola davet etmek.
"İnsanlar, altın ve gümüş madenleri gibidir. İslâm öncesi dönemde (Câhiliye’de) hayırlı ve değerli olanlar, İslâm’ı kavrayıp öğrendikleri takdirde İslâm döneminde de hayırlıdırlar."_
(Kaynak: Buhârî, Enbiyâ 2; Müslim, Birr 160)
Kullarını altın, gümüş, bakır, demir, kömür... mizacında, ne çeşitli yaratmıştır Alîm ve Hakîm olan! Her biri diğerinden bazı yönleriyle eksik, bazı yönleriyle fazla. Birbirlerine karşı böbürlenmesin, birbirlerinin eksikliğini gidersin yardımlaşsınlar, böylece İşleri de tesbihleri de tam olsun diye.
Müslüman ahlakının ilkelerini kavramak, amaca ulaşmakta Müslüman ahlakının özelliklerini sıralamaktan daha esaslı bir yol olsa gerek. İnsanların madenler gibi birbirlerine karşı, eksik ve üstün özelliklerle çok çeşitli yaratıldığının kabulü, ahlakın ta kendisi olmalı. Aksi taktirde çocuklarımız altın sevgisi içirilmiş anne baba ve toplum karşısında, kendi madenlerini korumanın savaşını verirken ne bunu başarabiliyor ne de dayatılan altın mizacına ulaşıyor çoğu zaman. Sapkın örgütlenmelerin yemi haline dönüşebiliyor ya da iyi ihtimalle sıradanlaşıyor. Yüzyıllardır hüküm süren yerleşmiş ama yozlaşmış, tarifi yapılmış tipte makbul, altın insan geleneğinde, kendi madenini ve cevheri ortaya çıkarmak neredeyse imkansızdı. İslam toplumu bunun bedelini yüzyıllardır batı karşısında ezilerek ödüyor. Müslümanların, insanların madenler gibi oluşu ahlakını ihmal edişleri, her ferdini anne babasının ve geleneksel rollerin dizi dibinde oturmaya zorlarken şeytan boş durmuyor, bu herşeyin altın olduğu durgun suda kokuşmuş Midas Krallığını darmadağın etmenin planını yapıyordu. Geldiğimiz noktada çağdaş medeniyetin bireyselleşme ve her türlü geleneksel bağdan özgürleşme propagandaları makes buluyor, geleneksel altın nesil toplumlarında çok hızlı çözülmeler yaşanıyordu. Nesilleri bu defa da kendi madenini keşfedemeden, kendisini sahte kimliklerle tanımlatacak kavramlarla kuşatılmış sapkın örgütler ve kaos ortamı bekliyordu.
Farklı madenler gibi yaratılmış çocuklarının hepsinden altın özelliği göstermesini bekleyen anne babalardan, "altın mizaçlı insan fabrikası" bir topluma ulaşılıyor; altın nesil felaketi ile insan, madenini kaybettiği ham, toprağa bulanmış hali arasında bocalıyordu.
Altın renginde ve parlaklığındadır diye Güneş tanrısı Ra'ya tapan
Mısır firavunlarının ve toplumunun altın sevgisi, altından buzağıya tapmaları ve öldüklerinde bile altın maskeler takmalarıyla bitmiyordu. İnsanları da altın gibi yüz güldüren, gönül sevindiren, kolay şekil alan, mukkavemet göstermeyen, itaatkar...tek karaktere zorluyordu. İnsandan eşyaya herşeyin altın olduğu bir hayat değer kazanmış değil, iflas etmişti oysa. Belki de bu yüzden Allah Teâlâ kullarını, O'nun bu altın karakter hükümranlığından kurtarmak için denizi geçene kadar kullanmak üzere Hz. Musa'ya demir karakterinde cihadı değil de, altın karakterinde kavli leyyini ( yumuşak söz) emrediyordu. Demir mizacındaki Musa'yı altın gibi davranmaya zorlamıyor, kavli leyyin yapmak üzere altın mizaclı Hz. Harun'u yardımcı tayin ediyordu. Bu altın sevici İnsanlara kalsa demir mizacındaki Musa"nın iyiler(altınlar) arasında bile yeri olmazdı, kaldı ki peygamber olabilsin. Bu değerlendirme altın sevgisi içirilmiş kralların ve halkının değil, herşeyi hakkıyla bilen Allah'ın fıtri yasasına göreydi. Her maden ve insan kendi özellikleri ile kıymetliydi. Bir diğeri gibi değerlendirmek ve kıyaslamak zulüm ve cehaletti. Altını da demiri de yeryüzüne indiren Allah, altına ihtiyacı olmayacak zenginlikte idi.
Ümmetin babası mesabesindeki Allah Rasulü'nün ahlakı, çelik mizacındaki Hz Ömer'i, iki kızını evlendirdiği altın mizaçlı Hz. Osman gibi olmaya zorlamadı. Hz. Ömer'e rıfk tavsiyesi yapmadı da "şeytan seninle karşılaşsa yolunu değiştirir" diyerek taltifte bulundu. Altın insan medeniyeti kurmadı. Elmas mizaçlı olan, işkencelere karşı aşınmamış Bilâl'i (r.a) Kabe'nin damına çıkarırken, Anne babası gözü önünde şehit edilirken şaşalayan Ammar'ı (r.a) Elmas olamadı diye ayıplamadı, ikisini kıyaslamadı. Enes(r.a) şehadetiyle Kimseye "Niye!" demedi. İnsanın madeni Cahiliyede ne ise İslama girdikten sonra da öyle kaldı. Çünkü bu Allah'ın fıtri yasasıydı. En güzel Allah'ın peygamberi uygulardı. Sadece altın mizacında olanları mutlu edecek altın nesil yaratmadı. Kıyamete kadar insanlığa ışık tutacak bir asr-ı saadet bıraktı. Cahiliyede şecaatli olan Hz Ömer, İslama girdikten sonra daha şecaatli kaldı. Cahiliyede cömert olan Hz. Osman, İslama girince daha cömert oldu.
Balıklar uçmaya, kuşlar yüzmeye zorlanmadan cevherlerinin görünür olması için herkese alan açıldı. Altın la kıymet belirlenir, sevinilir, süslenilirdi çünkü. Rahmet ve demir( kılıç) peygamberinin ikliminde kılıçlar altından değil, demirden yapılırdı. Işık paneli gümüşten, uzay aracı tungstenden, pil kömürden... Çeşit çeşit insan madeni, cevherine en uygun yerde, kendi aralarında itişmeden, köşe kapmaca oynamadan, haset etmeden kıyamete kadar örneklik teşkil edecek bir ümmet mirası bıraktılar. Hiçbir iş ortada kalmadı.
Allah onlardan razı olsun.
Ve yine sancılı ama yakın bir vadede, rahmet ve demir ile adaletin tesis edileceği, kafirler istemese de din(borç)in yeniden tamamlanması anlamında, Allah'a olan yeryüzünün halifeleri olma borcunun yeniden ödeneceği, kişi ya da şahs-ı manevi olarak, ihlaslı, haset etmeyen, müslüman kardeşleri ile iktidar ve yönetim için itişip kakışmayan Mehdi ya da Mehdiiyyetin kolundan tutulup sürüklenerek iş başına getirileceği günü göreceğiz inşaallah.
Selam ve dua ile...