Küresel iklim değişikliği konusunda alarm zilleri çalmaya devam ederken, Birleşmiş Milletler'den (BM) dünyayı sarsacak değerlendirmeler geldi. Kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştirilecek BM İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde BM Çevre Programı tarafından yayımlanan yıllık Emisyon Açığı Raporu doğrultusunda açıklamalarda bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, gezegenin artık 1,5 derecelik kritik eşiği aşmaktan kaçınamayacak bir noktaya geldiğini duyurdu. Dünyanın dört bir yanında yaşanan ölümcül sellerin, aşırı sıcak hava dalgalarının ve devasa orman yangınlarının yıkıcı sonuçlarının halihazırda hissedildiğine dikkat çekildi.
EKONOMİK EŞİTSİZLİK VE İKLİM ADALETİ VURGUSU
İklim krizinin küresel ekonomileri felç ettiğini ve mevcut toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini ifade eden yetkililer, krizin ortaya çıkmasında en az paya sahip olan toplulukların bu felaketlerin bedelini en ağır şekilde ödediğine dikkat çekti. G20 ülkeleri başta olmak üzere yüksek oranda emisyona sebep olan devletlerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği belirtilirken, gelişmekte olan ülkelere uygun koşullarda finansal destek sağlanmasının ve borç yüklerinin hafifletilmesinin hayati önem taşıdığı ifade edildi. İklim adaletinin sağlanamaması durumunda geri dönüşü olmayan yollara girileceğinin altı çizildi.
2030 VE 2035 YILLARI İÇİN EMİSYON HEDEFLERİ
Yüzyılın sonundan önce küresel sıcaklık artışının yeniden 1,5 derece sınırının altına çekilmesinin teorik olarak mümkün olduğu ancak bunun çok ciddi fedakarlıklar gerektirdiği bildirildi. Bu amaca ulaşabilmek adına 2030 yılına kadar küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 18, 2035 yılına kadar ise yüzde 45 oranında azaltılması zorunluluğuna işaret edildi. Buna karşın mevcut ulusal politikaların ve iklim taahhütlerinin yetersiz kaldığı, atılan adımların dünyayı 2,6 ila 2,8 derece ısınma senaryosuna sürüklediği kaydedildi.
YENİLENEBİLİR ENERJİDE UMUT VEREN GELİŞMELER
Tablonun ciddiyetine rağmen gidişatı tersine çevirecek teknolojik altyapıya ve araçlara sahip olunduğu vurgulandı. Özellikle güneş enerjisi kullanımının geçmiş yıllara kıyasla katbekat daha hızlı büyüdüğü, yenilenebilir elektrik kapasitesinde önemli ivme yakalandığı belirtildi. Fosil yakıtlardan hızla uzaklaşılması, enerji verimliliğinin artırılması ve metan gazı salınımlarının kontrol altına alınması gerektiği yinelendi. Antalya'daki COP31 Zirvesi'nin dönüm noktası olması gerektiği ifade edilerek tüm ülkelere eylemlerini artırma çağrısında bulunuldu.




