Özellikle kendi sahasında erken baskı kurabilen, rakip savunmayı hataya zorlayan bir Amedspor’la oynamak kolay değildi…
Özellikle maçın başlarında…
Konyaspor’un bu baskıyı kırabilmesi için öncelikle takım boyunu kısa tutması, orta sahada gereksiz top kayıplarından kaçınması ve savunma-hücum bağlantısını doğru kurması gerekiyordu…
Ama yapamadı…
Sadece savunma yaparak da bu maçtan sonuç alınamayacağı belli olmuştu…
Kaleyi koruyacaksınız…
Eyvallah…
Peki rakip kaleyi kim tehdit edecek?
Muleka mı, Muleka’nın yerine 63’te oyuna giren Mustafa Muhamed mi?
Ya da sağ öndeki Deniz mi?
Veya sol öndeki Gonçalves mi?
Konyaspor’un hücumda daha fazla oyuncuyla çoğalması, final pasları ve final vuruşlarında daha dikkatli olması ve yakaladığı fırsatları değerlendirmesi gerekiyordu…
Diyeceksiniz ki, Konyaspor bu maçta kaç pozisyona girdi ya da kaç fırsat buldu?
Haklısınız…
Çünkü böylesine zorlu deplasmanlarda beş pozisyon bulamazsınız…
Bir bulursunuz…
İki bulursunuz…
Onları da değerlendiremezseniz, rakibin ekmeğine yağ sürersiniz…
İlhan Palut’un savunmada oluşturduğu disiplini önemsiyorum…
Ama o disiplinin artık hücumla desteklenmesi gerekiyor…
Futbol yatma oyunu değil…
Gol atma oyunu…
Daha açıkçası kazanma oyunu…
Konyaspor, Diyarbakır’da en büyük sınavını hücumdaki yetersizliğiyle verdi!
Amedspor karşısında Konyaspor, hem futbolcularıyla hem de teknik direktörüyle ciddi bir sınavı verdi, ama kesinlikle sınıfta kaldılar…
Başkalarını bilemem, ama bu maçı hocaya yazarım…
Hem hamleleri ile hem de sahaya sürdüğü 11’le sıfır çekti İlhan Hoca…
Bir takımın yalnızca gol yememesi, iyi futbol oynadığı anlamına gelmez…
Futbolun bir de rakip kaleye gitme, pozisyon üretme ve tabelayı değiştirme tarafı var…
Konyaspor işte o tarafta ciddi sıkıntı yaşıyor…
Diyarbakır’da da farklı bir görüntü izlemedik…
İlk 45 dakikada kontrollü, savunma güvenliğini ön planda tutan bir Konyaspor vardı…
Ama hücumda ne vardı?
Çok fazla bir şey yoktu!
Deniz Türüç, Toth, Gonçalves ve Muleka gibi isimlerin bulunduğu bir takımın hücumda bu kadar etkisiz kalmasını anlamakta güçlük çekiyorum…
Bu oyuncuların yetenekleri yok mu?
Var…
Peki neden sahaya yeterince yansımıyor?
İlhan Palut’un üzerinde düşünmesi gereken mesele tam da bu!
xxx
Amedspor iki yıldır kendi evinde mağlup olmamış…
İyi oyuncular bulmuşlar…
Özellikle hücumcuları…
Tribünlerin gürültüsüyle birlikte vites yükseltiyor ve rakibin birinci bölgesine kabus gibi çöküyorlar…
Bu maçta gördük ki, aralara çok iyi toplar bıraktılar ve Bahadır’a epey ter döktürdüler…
“Bahadır” demişken, yiğidin hakkını yiğide verelim, takımını farktan kurtardı…
Bu da bir gerçek…
Elbette deplasmanda oynuyorsunuz…
Rakibinizin gücünü, tribün baskısını, saha avantajını hesaba katacaksınız…
Bunda bir yanlışlık yok…
Ama 90 dakika boyunca sadece rakibi durdurmaya çalışarak da her maçtan puan çıkaramazsınız…
Kaldı ki Konyaspor’un bu maçtaki toplam şut sayısı beş…
Kaleyi bulan şut sayısı ise iki…
Sekizinci haftaya gelmişiz…
Hep aynı sorunu konuşuyoruz…
Final pasları ile final vuruşlarının yetersiz oluşunu…
Ceza sahasında çoğalma yok denecek kadar az…
Hücum oyuncuları arasındaki bağlantı zayıf…
Böyle olunca rakip savunmaların işi de kolaylaşıyor.
xxx
HAMLELER VE 86. DAKİKA!
İlhan hocayı severim, yanlışlarını ya da kusurlarını değil…
Yukarıda da ifade ettiğim gibi, Amed kaybını da kendisine yazarım!
Kusura bakmasın…
Muleka’nın tek ayağı bile sahada kalmasına yeterliyken, futbola, kendisine ve takım arkadaşlarına Fransız kalmış Mustafa Muhammed’i oyuna alarak neyin hesabını yaptı?
Gonçalves’in b.kunda boncuk mu var, tahtaya ilk ismi yazılıyor…
Colley gibi topu öne taşıyan bir oyuncuyu kulübeye hapsetmek, nasıl bir futbol aklı?
İlhan hoca bu maçta tahtaya yazdığı isimlerle ve hamleleriyle sınıfta kalırken, Amed’in teknik ekibi, yüksek toplarda etkisiz kalan Orban’ı çıkarıp Diagne’yi sahaya sürdü…
Ve o Diagne, 86. dakikada Dia Saba’nın ortasına kafayı vurup maçın kaderini değiştirdi ve Amed’i ipten aldı…
Dia Saba’ya ortayı yaptıranları da unutmamak lazım!
Bir tarafta oyuna sonradan girip takımına üç puanı kazandıran bir santrfor…
Diğer tarafta gol yollarındaki sıkıntısını bir türlü çözemeyen Konyaspor…
Tabi ki Mustafa Muhammed!
İnsan ister istemez soruyor…
Bizim hücumdaki hamlelerimiz neden aynı etkiyi ortaya koyamıyor?
Muleka’nın yerine Mustafa Muhamed’i almak elbette bir hoca tercihi…
Ama, Mısırlıyı Konyaspor’a getiren, alan her kimse, kulübe ihanet etmiş…
Ömer Başkan bu oyuncunun parasını onlardan alsın…
Hem de kuruşuna kadar!
xxx

İlhan Palut’un futbol bilgisine saygım var…
Savunmada yaptığı düzenlemeleri de önemsiyorum…
Ama hücumdaki bu kısırlığa artık kalıcı bir çözüm bulması gerekiyor…
En azından Ocak transferine kadar…
Tabi ki, bırakıp gitmezse ya da affını istemezse!
Ben İlhan Palut’un gönderilmesini isteyenlerden değilim…
Başımızın üstünde yeri olanları hiç aşağı indirmedik, kendi düşenler hariç!
Dolayısıyla, takımın başında kalıp bu sorunu çözmesi gerektiğine inanıyorum…
Ancak teknik adamların görevi yalnızca mevcut sorunları tespit etmek değil, o sorunlara çözüm üretmektir…
Konyaspor’un hücum problemi artık tespitten öteye geçmek zorunda…
Umarım meramımı anlatabilmişimdir.
xxx
Özetlersem; Diyarbakır’a gelirken aklımda 25 yıl öncesinin acı, hem de çok acı hatıraları vardı…
Dönerken ise bugünkü Konyaspor’un sorunları…
Aradan geçen yıllarda futbol da değişti, takımlar da değişti, isimler de değişti…
Ama bizlerin ve Konyaspor taraftarlarının beklentisi değişmedi…
Sahada mücadele eden, üretken, rakibinden çekinmeyen ve kazanmak için oynayan bir takım görmek istiyoruz…
Hem de acilen!
Çok şey mi istiyoruz?