Üç puanın ötesinde bir galibiyetin teknik analizi
Konyaspor’un Gençlerbirliği karşısında aldığı 2-0’lık galibiyet, yalnızca üç puanlık bir kazanç değil, son haftalarda kaybolan güvenin yeniden inşa edilmesi adına önemli bir adımdı…
Ancak futbolu sadece tabeladan okumak, sahadaki doğruları da yanlışları da gözden kaçırmamıza neden olur…
Kazandık…
Hem de gol yemeden kazandık...
Peki, oynanan futbol bütün sorunların geride kaldığını söylememize yeter mi?
Bence henüz değil…
Çünkü bugün sahada mücadele gücü, hücum isteği ve zaman zaman doğru organizasyonlar vardı…
Ama geliştirilmesi gereken ciddi ayrıntılar da vardı.
İLHAN PALUT FAKTÖRÜ
İlhan Palut, sahaya 4-2-3-1 temel düzeniyle çıktı.
Savunmanın önünde Jevtovic ve Melih İbrahimoğlu, hücum bağlantısında Enis Bardhi, kanatlarda Deniz Türüç ve Dompe, en ileride ise Muleka tercih edildi.
“Enis Bardhi” demişken bir iki kelam etmekte yarar var…
Eğriye eğri, doğruya doğru, tam kapasite oynadığı zaman skora direk etki eden bir oyuncu Enis Bardhi…
Kadroda ise tahtaya yazılması gereken ilk isimlerden birisi…
Belki standart üstü bir oyuncu olmayabilir…
Örneğin Gaziantep FK’daki Maxim gibi…
Ama takımın, özellikle de orta sahanın kadro yapısı dikkate alındığında, ilk 11'de olması zaruri ihtiyaç olarak görülebilecek bir isim...
Açık konuşmak gerekirse, varlığı asla bir dert değil, ama yokluğunun dert olduğuna şahit olduk…
Onun içindir ki, Enis Bardhi’yi ilk 11’de görmek, açıkçası keyfimi yerine getirdi…
Öncelikle onun altını çizmekte yarar var…
Kenarda tutulacak bir oyuncu değildi…
Zaman zaman hatalar yapsa da, performansının altına inse de, İlhan Palut ister kabul eder, ister etmez, kadrodaysa Enis Bardhi bu takımın vazgeçilmezlerinden birisidir…
Bunları ben değil, takımın orta sahası ve kadro yapısı öyle diyor…
Konyaspor ilk bölümde topa daha fazla sahip olan taraftı…
Fakat oyunun başlangıcındaki düşük tempo, bu üstünlüğün hemen net gol pozisyonlarına dönüşmesini engelledi…
Özellikle Bardhi’nin toplu ve topsuz oyun kurulumuna katılması, Deniz’in iç doğru harmanlaması ve Dompé’nin sol taraftaki hareketliliği, hücumun birbirinden kopuk parçalar hâlinde kalmaması açısından önemliydi…
Konyaspor’un son haftalarda en fazla ihtiyaç duyduğu şey de buydu.
43’TE GELEN GOL
Dakika 43…
Dompe’nin sol kanattan gönderdiği top, Deniz Türüç’ün kafa pası ve Awaziem’in bitirici vuruşu…
Golün değerini yalnızca Awaziem’in son dokunuşunda aramak eksik olur…
Bu pozisyonun teknik açıdan önemli tarafı, farklı oyuncuların aynı hücumun içinde birbirini tamamlamasıydı…
Kanattan gelen top, merkezde yapılan bağlantı ve ceza alanında ikinci dalgadan gelen oyuncunun bitiriciliği…
İşte hücum organizasyonu dediğimiz şeyin önemli unsurlarından biri bu.
Konyaspor’un son haftalarda eksikliğini hissettiği bağlantı oyununa dair olumlu bir örnekti…
Ama aynı dakikalarda başka bir gerçek daha vardı.
Muleka’nın ve Melih’in 40. dakika civarında değerlendiremediği fırsatlar, final vuruşlarındaki sıkıntının tamamen ortadan kalkmadığını da gösterdi…
İyi hücum etmek başka, hücumu golle taçlandırmak daha başka…
Konyaspor’un bu iki işi birlikte yapabilmesi gerekiyor…
Ama, her zaman dediğim gibi, final pasları ve vuruşlarının yetersizliği can acıtıyor…
Önemli olan ilk 45’in sonunda içeriye önde girmekti, temsilcimiz bunu başardı.
xxx
İkinci gol 56’da geldi…
Bardhi’nin kullandığı köşe vuruşunda Baniya’nın müdahalesi ve Awaziem’in son vuruşuyla fark ikiye çıktı…
Bir savunma oyuncusunun iki gol atması elbette alkışlanacak bir performans…
Awaziem biraz da şanslıydı…
Top kendisini aradı ve buldu…
Üstelik duran topların, kilitlenen karşılaşmalarda ne kadar belirleyici olabileceğini gösteren bir gol izledik…
Temsilcimizin iki golünü de bir stoperin atması, hücum oyuncularının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz…
Muleka’nın savunma arkasına yaptığı koşular, Deniz’in ceza alanındaki etkinliği ve Dompe’nin bireysel becerileri değerliydi…
Fakat özellikle santrfor bölgesinden daha yüksek bitiricilik katkısı alınması şart…
Yani, sırtı kaleye dönük bir pivot santrafor…
Çünkü her maçta bir savunmacınız gelip iki gol atamaz…
Konyaspor’un sadece duran toplarla değil, akan oyunda da atılacak gollere ihtiyacı var.
BAHADIR’IN KURTARIŞI VE SAVUNMADAKİ UYARI
Maçın kırılma anlarından birisi de 75. dakikadaki penaltıydı…
İki farklı önde olduğunuz bir karşılaşmada ceza sahası içinde rakibe penaltı fırsatı vermek, oyun kontrolü bakımından önemli bir uyarıdır…
Melih’in Gouveia’ya yaptığı müdahale sonucunda kazanılan penaltıda Bahadır devreye girdi ve Tongya’nın vuruşunu kurtararak Gençlerbirliği’nin yeniden maça ortak olma ihtimalini önemli ölçüde azalttı…
Bahadır’ın performansı övgüyü hak ediyor.
ÜÇ PUAN TAMAM, YA DEVAMI?
Konyaspor için bugün en önemli kazanım üç puan ve yeniden elde edilen moral oldu…
Özellikle son haftalarda hücum üretkenliği nedeniyle eleştirilen bir takımın iki golle kazanması, oyuncuların üzerindeki baskıyı azaltacaktır…
Ama bu galibiyetin gerçek değerini, bundan sonraki karşılaşmalarda göreceğiz…
Konyaspor daha fazla oyuncuyla hücuma katılabilecek mi?
Bardhi ve Deniz’in oyun aklı, Muleka’nın hareketliliğiyle daha etkili bir şekilde birleşebilecek mi?
Kanat oyuncuları yalnızca bireysel becerileriyle değil, takım organizasyonuyla da pozisyon üretebilecek mi?
Ve hepsinden önemlisi, Konyaspor rakip kalede oluşturduğu tehlikeyi daha yüksek oranda gole dönüştürebilecek mi?
Bunların cevabını İlhan Palut ve öğrencileri verecek.
Son sözüm şu; Awaziem’i iki golünden dolayı, Bahadır’ı kritik kurtarışından dolayı kutlamak gerekir…
İlhan Palut’un tercihleri de galibiyetin önemli parçalarından biriydi…
Özellikle de Bardhi tercihi…
Ancak bir çiçekle bahar gelmeyeceğini de bilmek gerekir…
Yani, bir maç kazanmakla bütün sorunların çözüldüğünü düşünmek, Konyaspor’a yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olur…
Bugün Konyaspor üç puanı değil, uzun zamandır aralarının açık olduğu özgüvenle de kucaklaştı…
Şimdi sıra, bu galibiyeti sürdürülebilir bir futbol kimliğine dönüştürmekte…
Diyeceksiniz ki, bu hafta rakip Galatasaray!
Olsun…
Çünkü iyi takımlar kazanır.