Uzun zamandır ara vermiştim…
Gidemiyordum…
Yoğun iş trafiği, günlük koşturmacalar vesaire!
Diyeceksiniz ki, sebep mi?
Değil tabi ki…
Aşıklar Bayramı ya da Aşıklar Şöleninden bahsediyorum…
Rahmetli Fevzi Halıcı’nın Konya kültürüne kazandırdığı, Aşıklar Bayramının müdavimlerindendim…
Hayatımın büyük bir bölümü Mevlana Caddesinde geçti…
Aşıkların toplandığı Turizm Derneği, eski İş Bankasının hemen yanında başındaydı…
Bütün aşıklar orada toplanır, bazen türküler söyler, bazen atışmalar yaparlardı…
Yaşar Reyhanı, Murat Çobanoğlu, İlhami Demir, Şeref Taşlıova, Feymani, İsmail Azeri, Abdulvahap Kocaman, Sarıcakız, Zülfikar Divani ve ismini hatırlayamadığım yüzlerce halk ozanı Mevlana Caddesi ile Türbeönünü “Aşıklar Karnavalı”na çevirirlerdi…
Aşıklar Bayramına o kadar ilgi olurdu ki, hem gündüz hem de gece seanslarında salon tıklım tıklım dolardı…
Benim en sevdiğim aşıklardan Adanalı Abdulvahap Kocaman’ın “Döndü Dönmedi” şiiri ile Karslı Murat Çobanoğlu’nun “Kiziroğlu” türküsü, sadece beni değil, salonu yıkar geçerdi..
Erzurumlu aşıklarla, Karslı aşıkların atışmaları da, Galatasaray-Fenerbahçe derbisi gibi olurdu, ama sonunda kavga değil, kardeşlik olurdu.
xxx
Kırkpınar nasıl ki pehlivanların “Er Meydanı” ise, Konya Karatay’da Aşıkların, sözlerini ve sazlarını konuşturduğu yiğitlik meydanıdır…
Bazı şehirler vardır, tarihiyle övünür…
Bazıları da o tarihi yaşatır…
Konya’mız, her ikisini de yapabilecek kadar zengin ve asil bir şehir…
Yeter ki elimizdeki değerlerin kıymetini bilelim…
Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’nın önderliğinde gerçekleştirilen 60. Konya Aşıklar Bayramı, bana göre üzerinde durulması gereken güzel işlerden birisi…
Dile kolay…
Tam 60 yıl!
1966 yılında başlayan bir kültür yolculuğunun bugün hala devam etmesi, küçümsenecek bir olay değil…
Üstelik 60. yılında, 5 ülkeden ve 25 şehirden gelen 60 halk ozanının şehrimizde buluşması da işin ayrı bir güzelliği…
Kars’tan, Erzurum’dan, Adana’dan, Kayseri’den ve daha nice şehirden gelen ozanlar…
İran’dan, Gürcistan’dan, Irak’tan gelen gönül insanları…
Hepsinin elinde saz, dilinde söz…
Ortak noktaları ise aynı kültürün insanları olmaları…
Bence bu buluşmanın en önemli tarafı da bu…
Çünkü kültür dediğiniz şey, yalnızca kitaplarda yazan, müzelerde sergilenen ya da törenlerde hatırlanan bir değer değildir…
Yaşanması gerekir.
Yaşatılması gerekir.
Daha da önemlisi, gelecek nesillere aktarılması gerekir…
Sağ olsun Hasan Başkan bu konuda duyarlı…
Bugün gençlerimizin önemli bir bölümü Aşık Veysel’i biliyor olabilir…
Peki, aşıklık geleneğini ne kadar tanıyor?
Bir ozanın sazıyla nasıl hikaye anlattığını, karşısındakiyle nasıl atıştığını, Anadolu insanının sevincini, hüznünü, hasretini nasıl dile getirdiğini kaç gencimiz biliyor?
Asıl üzerinde durmamız gereken mesele bu…
Tarkan’ın “seni gidi fındıkkıran” şarkısına benzemez, Yaşar Reyhani’nin “Erzurum Destanı” ile Murat Çobanoğlu’nun “Cumhuriyet Destanı”..
İşte bu nedenle Konya Âşıklar Bayramı’nı yalnızca üç günlük bir kültür etkinliği olarak görmüyorum…
Bu organizasyon, geçmişle gelecek arasında kurulmuş önemli bir köprü…
Ve bu köprünün ayakta tutulması gerekiyor.
xxx
Gelelim Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’ya…
Hasan Başkan’ın Karatay’da yaptığı hizmetleri görüyor, takip ediyoruz.
Yollar, parklar, tesisler, yatırımlar…
Sedirler bile oldu Amerika’nın ünlü caddesi Manhattan gibi oldu!
Bunların hepsi önemli…
Ama bana sorarsanız bir belediye başkanının başarısı, yalnızca yaptığı fiziki yatırımlarla ölçülmemeli…
Yaşadığı şehrin geçmişine, kültürüne, sporuna ve insanına ne kadar sahip çıktığıyla da ölçülmeli…
Hasan Kılcanın Aşıklar Bayramı’nda söylediği bir söz var:
“Karatay demek vefa demektir.”
Allah için güzel söz…
Ama daha da güzeli, bu sözün karşılığını verebilmek…
Altmış yıllık bir geleneğe sahip çıkmak, Anadolu’nun farklı köşelerinden gelen halk ozanlarını Konya’da ağırlamak, onların sesini yeni nesillere duyurmak, işte bu vefanın karşılıklarından birisi…
Üstelik bu yıl organizasyonun üniversitelere taşınması, sempozyum ve sergiyle desteklenmesi de yerinde bir düşünce…
Çünkü gençlerle buluşmayan bir geleneğin geleceğinden söz etmek kolay değil…
Burada Hasan Kılca’yı ve organizasyonda emeği bulunanları kutlamak gerekiyor…
Kültür ve Turizm Bakanlığına, Konya Kültür ve Turizm Derneğine ve bu geleneği bugüne taşıyan bütün kültür insanlarına da hakkını teslim etmek lazım…
Bir başka ifadeyle, mesele yalnızca 60. bayramı düzenlemek değil, 70’inci, 80’inci, hatta 100’üncü bayramın da temellerini bugünden atabilmek…
Konya bunu başarabilecek bir şehir…
Karatay da bu işin öncülüğünü yapabilecek bir ilçe…
Son olarak şunu söylemek istiyorum…
Şehirler büyür…
Binalar yükselir…
Caddeler genişler…
Ama bir şehri şehir yapan, yalnızca betonu, taşı, toprağı değildir…
O şehrin geleneklerini ve hatıralarıdır…
İnsanlarıdır…
Kültürüdür…
Ve geçmişinden bugüne taşıdığı değerleridir…
Bu şehir nasıl ki, Mevlana’yı sahiplenmişse, “Aşıklar Bayramı” da sahiplenilmesi gereken değerlerden birisidir…
Altmış yıldır bu geleneği yaşatanların emeklerine sağlık…
Hasan Kılca ve ekibinin de bu kültürel mirasa sahip çıkma gayretini değerli buluyorum…
Çünkü bir şehre hizmet etmek, yalnızca geleceğini inşa etmek değil, geçmişini de unutturmamaktır…
Karatay’da yapılan işin kıymeti biraz da burada…
Saz susmasın…
Söz unutulmasın…
Konya’nın bu güzel geleneği daha nice yıllar yaşasın.
