"Asıl önemlisi bizler Türkiye tarihini öğrenirken Suriye-Lübnan-Filistin çizgisini ihmal edemeyiz. Buraları tanımayan, bilmeyen bir gençliğin, bırakınız uzak tarihi, çok yakındaki Türkiye tarihini bile anlayıp kavraması mümkün değildir.” (İlber Ortaylı, İlber Ortaylı Seyahatnamesi, Sf:24)

İlber Ortaylı Hoca sözlerinde yerden göğe kadar haklı. Örnek olarak Konya’yı verelim. Lübnan’dan şehrimize gelmiş Marunîler ’in yok sayıldığı bir Konya tarihi yazmak mümkün mü?

Bir Müslüman olarak da gönül coğrafyamızdan haberimiz olmalı.

Biz de İlber Hoca’nın bu çağrısını kulak vermek için gönlü zengin, kanı sıcak insanların ülkesi Lübnan’a doğru yola çıktık.

Küçük Ortadoğu olarak adlandırılan bir diyar. İlia Ebu Madi, Halil Cibran, Nizar Kabbani, Mahmud Derviş,Amin Maalouf ve Şefik Maluf’un sevgilisi olan ülke. Sesiyle milyonları büyüleyen Feyruz’un memleketi.

Lübnanlı öğrencilerimiz Ali Farouk ve Emced Hawaşe’nin rehberliğinde Lübnan’ın gizemini keşfe çıktık.

Cemil olan Allah’ın tecellisi olarak al gelin gibi gönderdiği güzellikleri temaşa ettik, hayran kaldık.

Sayda yakınlarındaki Filistin Kamplarında yaşayan guruplar arasındaki çatışmalar bizleri dilhun etti. Çatışmalar sadece kamplarda yaşayanları tehdit etmiyor, seken kurşunlar ve düşen füze parçaları dışarıda birçok mazlumun yaralanmasına ve ölmesine neden oluyor.

Bir kampta hâkimiyet uğruna kan dökülüyor. İsrail seviniyor.

Lübnan ekonomik krizin pençesinde. Orta sınıf kaybolmuş. Ya zenginler ya da fakirler var. Halkın alım gücü çok düşmüş.2 sene öncesi 500 dolar maaş alanlar, şimdi 150 dolar civarına düşmüş. Söz gelimi bir öğretmen 150 dolar maaş alıyor. Bir ev kirası ise en az 150-200 dolar. Herkes iki ya da gerekirse üç işte çalışmak zorunda. Ya da her aileden birisi yurtdışında çalışıyor. Onlar ülkelerine para gönderiyorlar.

Ülkenin nüfusu 6 milyon, dışarda yaşayan Lübnanlıların sayısı  ise 11 milyon.

Sebze ve meyve bol. Turizm açısından cennet. Tarih boyunca değişik uygarlıklara beşiklik yapmış, Lübnan’da çok parçalı etnik ve dini yapı var. Ermeniler, Marunîler, Dürziler, Şiiler, Ortodokslar, Sünniler. Bu grupların hâkim oldukları yerler var. Ülke yönetiminde de söz konusu guruplar ağırlıklarına göre söz sahibi.

Devlet elektrik ve su hizmetlerini sağlamakta zorlanıyor. Gemisini insanlar ya özel sektörün sağladığı jeneratörlerle ya da güneş enerjisi ile kurtarmaya çalışıyor.

Osmanlı hanedanın sürgün yerlerinde biri olan Lübnan’da hanedan ailesinden bireylerle karşılaşmak mümkün. Türkiye’nin özellikle son yirmi yılda Osmanoğulları’na sahip çıkması ve onlara vatandaşlık hakkı vermesi takdir edilecek bir davranış.

Lübnan’da iken TİKA Başkanı Onur Gez Bey’in aracılığı ile Sultan II. Abdülhamit’in kızından torunlarından Rani Bey ile Beyrut’ta tanışma imkânı bulmamız gerçekten bizim için hayali cihana değer bir andı.

TİKA, her yerde olduğu gibi Lübnan’da faal. Sadece onarım, inşa değil, soydaşlarımıza yönelik meslek edindirme kursları gibi çalışmalar yapmakta.

Yunus Emre Enstitüsü de bünyesindeki öğretmen kadrosu ile Türkçe Bayrağını Lübnan semalarında dalgalandırıyor.

Özellikle Sünni kesimdeki Türkiye sevgisi göz yaşartıcı. Lübnan’da Türk asıllı aileler ve Türk köyleri var. Türkiye onlara vatandaşlık veriyor.

Türkiye yatırım yaparak, T.C vatandaşlığı alanlara rastlamak mümkün.

Türkiye’deki STK, TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü ile işbirliği yapan kuruluşlar var. Bunlardan biri de birçok alanda yaptığı çalışmalarla gönüllere giren ve Kahramanmaraş Depremi için hemen yola çıkan ACA (The Awaneress &Consolation Association)-Şuur ve Teselli Derneği en önde gelenleri arasındadır.

Fenikelilerin “Beyaz Karlar ülkesi” diye seslendikleri topraklar. Ayak bastığınızda içinize sevinci ve hüznü aynı anda zerk eden ülke olan Lübnan ile ilgili daha çok yazılacaklar var.

İnşaalah onu da bir gezi yazısına bırakalım.

Selam ve dua ile.

Not: 1. Lübnan ‘daki seyahatimizde bize evlerini, gönüllerini açan  Farouk ve Hawaşe ailelerine, rehberlik yapan gözümün nuru öğrencilerim Emced ve Ali Farouk’a ve ACA Yönetim Müdürü  Muhammed İzzat Yahya’ya, TİKA koordinatörü Onur GEZ Bey’e, II: Abdülhamit’in torunu Rani Bey’e, KFARCHOUBA’da hanelerini bize açan Bedur , Jumana teyzelere ve çocuklarına en kalbi şükranlarımı sunuyor , teşekkür ediyorum.

2. 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılı idarecilerimize, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize hayırlı olsun.