Kasım ayı ile birlikte dünyada yeni gelişmeler oldu. ABD bir yıldır tantanası olan Başkanlık seçimi sonuçlandı. Donald Trump 312 delege alırken Kamala Harris 226 delege almış oldu. Dolayısıyla büyük çoğunlukla Trump seçimi kazanmış oldu.
Bakalım bu sonuçlar neler getirecek neler götürecek göreceğiz. Ancak, Anadolu tabiri ile yırtılan yine deli Bekir’in paçası olacaktır. Bizim için ‘tırnağın varsa başını kaşı’ diyeceğiz.
Dolayısıyla ABD’nin politikalarının değişmeyeceğini dünyada ezilenlerin aynı ülkeler olacağı bekleniliyor. Hamam hep aynı hamam oluyor ancak tellaklar değişiyor. Eskilerin “müesses nizam” yani siyaset biliminde bir toplumu burada ülkeleri kontrol eden egemen güçtür.
Her hâlükârda Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak güçlü olmak zorundayız. Ne ABD ne Ab ülkeleri hiçbir zaman bizim hayrımıza iş yapmazlar. Bin yıllık haçlı ruhu dipdiri duruyor. Ne onmamızı ne ölmemizi isterler sürünsün ve bize muhtaç olsun. Bu ateş çemberi içinde önceliğimiz birlik ve beraberlik içinde ve güçlü olmak zorundayız.
Biz yeni atılımlar yaparken Türk Tarihi Devlet tecrübesi ile hareket etmeliyiz. Ki dünya devletler ve Milletler ilişkilerinde ne ebedi dost ne de ebedi düşman vardır. Günün şartları içeresinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yararına veya zararına olanı göz önünde bulundurarak kara vermek durumundayız. İşin özü budur.
Cenabı Allah Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türk Milletini ve Türk Dünyasın korusun güçlü kılsın!
**
Ne demiştik yenilik içinde olmak ve her zaman yeniliklere açık olmak idealist insan işidir. Diye bakıyoruz.
Ancak, yeni güzel hizmetlere koşarken sözüm ona eski olan her şeyi çöpe atmak mı gerekir?
Yenilik demek eskiden usanmak mıdır?
Yoksa yenilik daha güzeli bulmak mıdır?
Eski olanın tecrübe, iş bilirliği yılların tecrübe birikimini inkâr etmemek daha büyük kazançlar elde etmemize araçtır.
Dünü inkâr ederek yeniliklerin kapılarını açılacağını düşünenler aldanmış olduklarını er geç anlayacaklardır.
Biz yinelemeyiz ve bilmeliyiz ki, taban olmadan, temel olmadan tavan olmaz.
Bugün tepelerde oturanlar bunun idraki içeresindedirler.
Çünkü bulunduğu konuma gökten paraşütle gelmediler. Muhakkak çıkış noktaları vardır. Basamaksız hasbelkader yukarıya çıkanlar herhangi hengâmede kayıplara karışacağı muhakkaktır.
Ne hikmetse bugün tepede olanlar yahut bir koltuğa sahip olanlar bütün kerameti kendinde görme gafleti içine düşmüşler.
Bu ancak gafletle tanımlanır.
Tecrübeli yaşlı gençlerle sohbet ederken;
--- Sizin gördüklerinizi ben gördüm. Fakat benim gördüklerimi siz görmediniz. Dolayısı ile biz gibi tecrübeli insanlardan muhakkak faydalanmalısınız.
‘’Dünyanın en güç işi bir işin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir.”
Derken Mevlana ne kadar haklı olduğunu zamanımızda görerek tespit ediyoruz.
Dünya Milletler ailesinin şerefli üyesi olan Türk Milleti tarih sahnesinde nice tecrübelerle bugüne gelmiştir.
Yok, oldu dendiği zamanda bile yeniden dirilişiyle bütün dünyaya örnek olmuştur. Yine örnek olacak hareketi gösterecektir.
Nice yüzyıl geçmişse de aradan,
Dünyalılar hala anlamıyordu
Bu nasıl bir millet, nasıl bir ordu?
Bunca savaş gemisini karadan,
Atlarını denizden yürütüyordu!
Yeniliklere her zaman açık olmalıyız.
Hatta daha ötesi yeniliklere aç ve devamlı araştırıcı yarınların elinden tutacak gelecek nesillere örnek olmalıyız.
Tabi dünü bilerek, bugünü yaşayarak yarını şimdiden kucaklamalıyız!