Geçmiş yıllarda benden yaşça büyük ve hoş sohbet olan ağabeyim ile köy gezileri sırasında arabanın içinde bu türküyü mırıldanırdı;
Bastım da kırıldı iğdenin dalı vay dalı,
Kötüye düşenin böyle olur hâli diller diller.
Kaymaksın diller diller, açılsın kollar kollar.
Oynaksın diller diler, açılsın güller güller.
……..
Son günlerde tanık olduğum olaylar karşısında aklıma taa o günler geliverdi. Bastımda kırıldı iğdenin dalı türküsü falan söyleyemiyoruz, gevrek arpa tepelemektense ancak susuyoruz değil mi?
Çok kıymettar dost Ersal Özkan Hocam neden suskun olduğunu yazmış.
“”Aldatanlardan aşk dersi almak, hayatta hiçbir dala tutunamamış insanlardan başarı hikâyesi dinlemek gibiydi hayat.
Biz bunların hiçbirisini bilmiyor değildik.
Sadece sustuk. Saf sandılar bizi. Oysa biz saflığımızdan değil edebimizden sustuk..
Üç maymunu çok iyi oynarız. Görmedik-Duymadık-Konuşmadık.
Ama unutmasınlar biz maymun olduğumuz için susmuyoruz.
Bize fıstık atılmadığı için değil, insanlığımızı korumak için susuyoruz.
Ne var ki susmak, her şeyi kabullenmek değildir.
Bazı insanlar haddini ancak karşısındakinin sessizliği bitince öğrenir.
Çünkü bizim sessizliğimiz cehaletten değil edebimizdendir.””
Hayatını şangır tungur haram helal ayırmadan dangırdayanların karşısında neden sustuğumuzu böylesi veciz ifadeden sonra teselli bulduğum tüyler ürperten bir ayette Allah(cc) diyor ki;
“Dünya hayatı bitince kimin kazançlı çıkacağını öğreneceksiniz.” (En’am/135)
Yazımı çok uzatmadan bir büyüğümün bana öğüdü ile bitireyim mi?
Başını öne eğdirmeyen tek şey “DÜRÜSTLÜKTÜR” dürüst olmaktan korkma, kaybedeceğin en fazla yanlış insanlar olur.