1 MAYIS VE METRO KONYA
Alışılmadık bir Nisan soğuğundan sonra, Mayıs ayı içimizi yavaştan da olsa ısıtmaya başladı. Yaklaşan 7 Haziran Genel Milletvekili seçimleri, resmî tatil olarak kutlanan 1 Mayıs İşçi ve Dayanışma Bayramı, Batman ve Taksim kutlamaları, Konya'da Hak-iş ve Memur-Sen'in ortaklaşa yaptığı bayram havasındaki coşkulu kutlamalar, ülkenin gündemine oturdu.
Hele Konya'yı yakından ilgilendiren Yer Yerinden Oynayacak diye açıklanan, Konya Ekonomisi'ni geliştirecek, şehrin cazibesini artıracak olan METRO KONYA projesi gündemde büyük heyecanlanmalara ve sevinçlere neden oldu.
İstanbul Taksim'de belli sebeplerden konulan kutlama yasağına rağmen, kutlama adı altında eylem yapmaya çalışan marjinal sol gruplar, orak çekiç bayraklı yüzü maskeli, kızıl bayraklı kalabalıklar, ülkenin huzurunu ve istikrarını bozmaya, yakmaya, yıkmaya çalışanlar, Allah'tan fazla zarar vermeden, kötü sonuçlar doğurmadan devletin güvenlik güçleri tarafından engellendi.
Gerçi olayların çıkmamasına üzülen, polisi sıkıyönetim uyguladı diye eleştiren bazı siyasîler, bazı gazeteciler, bazı medya organları da oldu ama yine de 1 Mayıs'ın bir korku cehennemine dönüşmemesi, şehrin yakılıp yıkılmaması, renk renk açan lalelerin ve diğer çiçeklerin, çevrenin tahrip edilmemesi oldukça sevindirici olmuştur.
Şehri yaşanmaz hale getirdiler diye hükümeti suçlayanlar, Ak Parti'ye küfredenler, dönüp kendilerine baksınlar. Dönüp geçmişe baksınlar, Dönüp 1 Mayıs'ı kimlerin tekrar resmî Bayram haline getirdiğine baksınlar. Daha önceden Taksim'de kimlerin olaylar çıkarıp masum insanların yaralanma ve ölümlerine neden olduklarına baksınlar.
Dönüp Konya'daki coşku dolu, kardeşlik dolu, kaynaşma dolu kutlamalara baksınlar. Miting süresince herkes o kadar rahattı ki, polisler bile huzur içinde geleni gideni izliyorlar, yardıma muhtaç insanlara yardım ediyorlardı.
Ya İstanbul öyle miydi? Televizyonda izledim. Kiminin elinde sopa, kimini elinde sapan, kiminin elinde demir bilye torbaları, kiminin belinde zincir, kutlamaya değil de sanki savaşa gidiyorlardı. En kötüsü hepsinin yüzünde kin ve nefret vardı. Dillerinde küfür dolu sloganlar vardı.
Evet, bir tarafta yapanlar, bir tarafta yıkanlar, bir tarafta proje üzerine proje üretenler, öbür tarafta laf üretenler vardı.
Konya'mızı METRO KONYA ile ayağa kaldırmak isteyenlerin karşısına, yine Yaptırmam, ettirmem zihniyeti ile çıkan muhalif, ama her şeye muhalif kafalar da vardı.
Bunların yaptığı 1 Mayıs Mitinglerini ve kortejlerini ve yürüyüşlerini de gördük, Sayıları beş yüze bile ulaşmayan trampetten başka sesi çıkmayan bir küçük topluluk, konuşmayan ama iş yapanlara laf atmaya çalışıyorlardı.
Lalelerin renk renk açtığı, çiçeklerin güzel kokular saçtığı, kuşların cıvıl cıvıl mutluluk şakıdığı bir şehirde yaşamanın hazzını ve huzuru yaşayan gençler, çocuklar, anne ve babalar, hatta Suriyeli misafirlerimiz bile çimlerin üstüne oturmuş, muhabbet topluyorlardı.
Ben, METRO KONYA projesini Konya'mıza hediye eden başta Başbakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'na, projeyi yerine getirecek olan, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'na, Lütfi Elvan'a, Belediye Başkanlarımıza teşekkür ediyorum.
En güzel örneklerinden biri olan Viyana Metrosu'nu 1993'te gördüğümde Bu Metro neden bizde yok, neden Konya, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa'da yok diye hayıflanmıştım. Gelinen noktada, Allah'a şükürler olsun ki artık pek çok ilimizde, pek çok şehrimizde METRO var.
Metro Konya'nın geleceği için, büyüyen ve gelişen Konya için bir ihtiyaçtır, asla israf değildir. Çok geç kalmış bir projedir.
METRO KONYA, Konya'mıza hayırlı olsun. Her günümüz bayram olsun.
HEM NALINA HEM MIHINA
ZAMANE BASINI
İktidara top yekun savaş açan, nerede olumsuz bir haber varsa onu sayfalarına taşıyan, 1 Mayıs'taki Polisin aldığı tedbirleri sıkıyönetim olarak değerlendiren, Türkiye'yi sık sık Batı'ya ve ABD'ye şikayet eden, Amerika'nın Sesi'ne dönüşen bir Zamane Gazetesi, ilk sayfa göbekten başlık atmış:
BM, Nepal'e yardım listesinde Kimse Yok mu'yu Türk bayrağıyla gösterdi diye.
Doğrusu anlamadım. Ne var bunda yani?
Başka bir ülkenin meselâ Amerika'nın bayrağıyla mı gösterecekti?
HACIVEYİS'TE CUMA
1 Mayıs'ta Cuma Namazı'nı Hacı Veyiszâde Camii'nde kıldım. Camiyi dolduranların çoğu miting için Konya'ya dışarıdan gelenlerdi. Kürsü de hocamız, infak, vakıf ve vakıf medeniyeti üzerine güzel bir konuşma yaptı. Hutbede ise Sabır konusunu dinledik. Konuşmalar güzeldi, hele müezzin çok güzeldi.
Bana göre konu İslâm'da İşçi ve İşveren Hakları, İş ve Çalışma Ahlâkı olmalıydı. Çünkü o gün İşçi Bayramıydı.
GEÇMİŞ OLSUN
Gazetemizin yayın danışmanı, kıymetli insan, arkadaşım Sadık Gökce bir kalp krizi geçirmiş, anjiyo olmuş, kalbine stent yerleştirilmiş ve daha sağlıklı bir şekilde Rabbimin lütf u keremiyle dinlenmeye çekilmiş.
Kendisine geçmiş olsun der, Yüce Allah'tan acil şifâlar dilerim.
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
Konya eski milletvekillerinden Ziya Ercan'ın Kayınvalidesi, ayrıca Araplar Ak Camii İmam Hatibi Hüseyin Işılak hocamın babası Mehmet Işılak vefat etmişlerdir.
Merhum ve merhumeye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilerim.
Mekânları Cennet olsun.
GÜNÜN SÖZÜ
DÜNYADA SECDESİ ÇOK OLANIN, AHİRETTE BAŞI DİK OLUR
Zehra KILIÇ