İlkokulda müzik dersinde türkü veya şarkı söylenirdi. Öyle ki her arkadaşımızın söylediği onunla bütünleşen şarkısı türküsü olurdu.
Uykuda mısın sevgili yârim uyan, uyan,
Aç pencereni göreyim yüzünü uyan, uyan,
Aman yar canım yar,
Sabah olmadan aman uyan uyan,

Horozlar ötmeden, gün ışımadan uyan, uyan,
Aç pencereni göreyim gül yüzünü uyan, uyan,
………
Arkadaşımızın söylediği şarkıda uyan uyan feryat figan vardı. Ya şimdi söylenen şarkılılarda uyusun da büyüsün diye ninni söylüyorlar.
Gerçi ninni söylemeye gerek yok. Zaten herkes uyuyor kerahat vaktine kadar yatıyoruz. Öyle değil mi?
Ha burada anti parantez bizim Çumra’da çift çubuk ekim dikim harman vaktinde sabah namazı ile kalkılır ve son deme kadar çalışılır.
Ya sonrasında uyusun da büyüsün ninni söyleniyor sanki uyuyoruz ha uyuyoruz…
Nasıl olur mu, hem uyusun hem de büyüsün? Var mı böylesi bir dünya palamudun bolluğu nerede?
Rahmetli Galip Erdem Ağabey;
“Derin bir uyku içindesiniz. Rahatsınız, huzurlusunuz, memnunsunuz! Olup bitenleri görememenin, uyandırılacağınızı düşünememenin keyfini sürüyorsunuz. Hiç uyandırılmamanızı isterdim.
Ama maalesef bir gün gelecek, uyandırılacaksınız. Yazık ki o zaman, "Artık çok geç" olacak! Bir daha uyumak böyle dursun, yatak bile bulamayacaksınız. Ve o vakit, sizin hesabınıza üzülmek yine bize düşecek!”
Nazlı Rânâ Gürel Hocam, bir dörtlüğünde;
“Diri diri defnolan yeşerir mi baharda?
Havasız kalmak kadar ne koyar bizi darda?
Düzen deva adıyla dert doğurmasa dâim;
Neden yaşansın aynı felaketler ard arda?”
Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig adlı eserinde;
“ İNSAN AKILLA YÜKSELİR VE BİLGİ İLE İLERLER; BU İKİSİ SAYESİNDE DE İTİBAR GÖRÜR!”
Öyle ise ne bu telaşımız?
Sorumluluğu taşıyanlar muhakkak sorumluluklarını yerine getiriyor mu?
Öyle ise son 20 yılda yapılan güzel hizmetleri spor tesislerini sanki bir kalemde silme kabiliyetini Çumra’da ÇİMSAHAYI kurutarak mı gösteriyor?.
Şimdi 30 yıldır ilk kez Çumra stadyumunda futbol müsabakası yapılmıyor.
Çumralı sporseverler bu konuda ne düşünüyor.
Daha önce bu köşeden “ÇUMRA SAHİBİNİ ARIYOR! Başlıklı yazımı hatırlatıyorlar. Muhakkak sahibi var! Eee sahibi varsa çıksın o zaman ortaya!
Ya Necip Fazıl;
“ SENDE OLAN TÜKENİR, ONDA OLAN SONSUZ,
FEZA SENİN OLSA, NE YAPACAKSIN ONSUZ!” Diyor..
Anlayışla çalışmak en güzelidir.
Herkes üzerine düşeni yapmakla mükelleftir.
Herkes üzerine düşeni yapıyor mu?
Yapmıyoruz ve uyuyoruz ha bire uyuyoruz!
Uyusun da büyüsün ninni….
Uyandırılıncada hep beraber döne döne oynuyoruz..
Mısır seferinden dönerken Yavuz Sultan Selim Konya dolaylarında mola verir.
Bu sırada korkunç bir kasırga çıkar. Herkes, yerden kalkan tozların döne döne yükselişini hayretle seyreder.
Padişah, bu durumu çok değer verdiği, her zaman yanında bulundurmaktan zevk aldığı büyük âlim Kemal Paşazade'ye sorar:
--- Bu neyin nesidir, hocam?
Hoca şu cevabı verir;
--- Burası bildiğiniz gibi Mevlana'nın şehridir efendim. Taşı toprağı Mevlevi’dir. İşte böyle gördüğünüz gibi durmadan dönerler…