BEN BU YOLA NASIL ÇIKTIM?
Hayatın içinde bazen insanı susturan, içe döndüren anlar olur. En çok konuşanların yaşadığı sondur aslında susmak, hani Oğuz Atay diyor ya; birbirini seven insan olarak susmak ve anlaşmak kaçınılmaz olsaydı, diye. Evet keşke yıllarca konuşmak zorunda olmasaydım dediğim anlardan birinde susmakla tanıştım. Sustuğum dönemlerim, içe döndüğüm anlarım oldu. Dış dünya sesleri çok fazlaydı: beklentiler, koşuşturmalar ve kalabalıklar.. Sürekli, içimde derin bir sessizlik beni çağırıyordu. Kelimelerimle anlatamadığım bir boşluk vardı içimde. O boşluğu aslında eksiklik olarak değil, beni özüme hakikate götürecek bir kapı olduğunu fark ettim. Sustukça daha çok düşünen, sustukça daha fazla farkındalıkla uyanan ve sustukça daha çok kalbimin sesini duyan ve duyuran, ruhumun ihtiyacını ve en önemlisi evrenin fısıltılarını duyan biri oldum…
Kimi zaman acılar kayıplar yalnızlıklar rehberim oldu. Kimi zamanda küçük bir denk gelmeler büyük mesajlar taşıdı. Yoluma çıkan her işaret beni bana biraz daha yaklaştırdı. Ben bu yola çıktım, çünkü yıllardır dışarıda aradığım cevapların hepsi içimdeydi bunu anlamam belki çok zamanımı aldı ama şimdi biliyorum: Susmak kaybolmak değil kendi özünle buluşmaktır. Benim yıllarca fark edemediğim çabaladığım bu hayatın siz sevgili okuyuculara kısa yol olması dileği ile..
Önce hayatımda birçok kalabalık vardı. İnsanlar işler koşuşturmacalar.. Her şey üst üste yığılmış, nereden tutacağımı bilmeden hoyratça savruluyordum. Günlerim o kadar doluydu ki bu enerjiyi nereden aldığım sorulurdu hep. Dursam hastalanırım sanki diyordum. Dursam düşerim sanıyordum. Öyle değilmiş durunca anladım. Dışardan bakınca her şey yolundaymış gibi göründüğüne eminim. Aldığım yorumlardan biliyorum. Ama içimde derin bir yorgunluk vardı. Retrolardan mı 2025 yılının enerjisinden mi bilmiyorum bir anda her şey yarım kalmaya başladı. Neye tutunsam elimde kalıyordu. Ve artık tutunacak dalımda kalmamıştı. Tutunacağım dallarında beni tutacağından emin değildim beklide. Yaptığım işlerde hevesim kaçıyor. Sabahları uyanmakta zorluk çekiyordum. Hayattan keyif alamama seminerleri verirken ben hayattan keyif alamamaya başlamıştım. Sonra yavaş yavaş yalnızlık başladı çevrem daraldı, daha seçici mi olmaktı bunun adı bilmiyorum. Kalabalıkların içinden çekilmeye başladım. Kulağımda tarifi olmayan bir uğultu ben uğultu diyeyim belki de adı çınlama. Defalarca sordum bunu sizde duyuyor musunuz, diye yakınlarıma. Kimsenin duymadığı bir çığlıkla kulağımın derinlerinde yaşamaya başladım. Kendimi bulma yolculuğunu için, elime geçen her kitabı okudum her programı izledim sponsorlu girilen her eğitimi aldım. Ve kapılar kapanmaya başladı,son girdiğim kapının adı sessizlikti ve o kapı ilk zamanlar çok ürkütücüydü. Ama zamanla ruhumun aradığı şeyin aslında sessizlik olduğunu fark ettim. Her konuştuğumun cümlede her bulunduğum yorumda evrenin bana cevabını benim hayatımla ilgili verdiğini çok sonradan anladım. Kendimizce yaptığımız ucuz yargılarımız. aa nasıl olmuş? evren cevabını verdi böyle… Aa nasıl katlandı ki buna? Evren cevabını verdi bak bakalım sen nasıl katlanılır buna. Susmanın öneminin artık ruhuma ne kadar kıymetli olduğunu çok sonra anladım.
Ben sustum kalbimin sesini duymaya başladım. Yalnızlığım içinde kalbimin sesi bana çok net ve berrak bir şekilde geliyordu. Asıl konuşması gereken şeyin kalp olduğunu şimdi anlamıştım. Ve sonra dua niyet talep adına ne dersen. Hayatımın dönüm noktası oldu. Kalabalığın içinde ne istediğimi bilmeden hoyratça savruluyormuşum. Asıl isteklerimiz kalbimizde yatıyormuş. Olmayan dileklerimin sebebinin dilimden çıkan cümleler yüzünden olduğunu anladım. Ben kimdim ne istiyordum bu hayata geliş amacım neydi? Ruhum neredeydi? Her duada yeniden doğduğumu fark ettim. Bu bir yalvarış yakarış değildi artık. Dualarımın isteklerimin değiştiğini fark ettim. . Dualarım bana yol gösterdi içimdeki gücü ortaya çıkardı. Karanlıktan aydınlığa çıkardı.
İşte böyle bu yola çıktım kalabalıkların içinde kaybolmuş ruhumu sessizlikle bulduğumu fark etmek bu hayatta en büyük kıymetli bilgim oldu. Var mısın sende susmaya?