Bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın başka bir yerindeki enerjiyi etkileyebilir. Biz insanlar, sadece beden değiliz; ruh ve enerji varlıklarıyız. Düşüncelerimiz niyetlerimiz davranışlarımız evrene titreşim yoluyla yayılır. Niyet: ne istediğini bilmek ve bunu evren enerjisel olarak bildirmek demektir. Bu sadece cümlelerle olabilecek bir şey değildir. Hani susmak dedik ya susarak başarabileceğimiz kalpten gelen sesin ne olduğunu duyduğumuz ve niyetimizi anladığımız andır niyet. Ve en önemli kısım şükür ve şikayet. Evrensel yasa olarak bilinir şükür çoğaltır şikayet azaltır. Enerjimizi şükürle yoğunlaşırsak evren bize tahminimizden çok daha fazlasıyla gelir. Aynı şekilde enerjimizi şikayet ile çoğaltırsak evren bize daha çok şikayet edeceğimiz şeyler verir. Ne olursa olsun olana da olmayana da şükür etmek çok kıymetlidir. Olanda hayır olmayanda kesinlikle bir hayır vardır. Emin olun olmayan şey kapanan kapılar size daha güzel olanaklar sağlamak içindir. Bu evrenin sizin niyetlerinizi kontrol edip size ne güzel durumu hazırlama şeklidir. Olmayan durumlarda anlık sıkıntılar yaşadıysak da bir düşünün hayatınızda olmayan ne kadar çok şeye sonradan şükür ettiniz. İyi ki olmamış dediniz. Tevekkül dediğimiz şey tamda burada bizimledir aslında. Gerçek bir tevekkül sizi en güzel versiyonunuza çıkartacak en önemli durumdur.
Dünya, ruhların gelişmesi için bir okuldur. dünyadaki tüm zorluklar aslında ruhların gelişmesi için bir okuldur. Her insan bir yaşam planıyla doğar. Tekamül dediğimiz şey burada başlar. Her insanın tekamülü farklıdır. Bu yüzden dinlediğiniz hikayelerde gördüğünüz duyduğunuz hayatlarda susmak önemlidir. Yargılar ve yorumlar kendi tekamülünü bozan değiştiren ve zorlaştıran durumdur. Herhangi bir tekamüle sözle duyguyla yargı yorum yaptığın zaman evren sana bu tekamülü aynı şekilde olmasa bile farklı durumlarda yaşayıp deneyimletir. Unutma senin hikayen bitmedi. Bu yüzden konuştuklarımız düşündüklerimiz yorumladıklarımız hayatlar bizler için sınav haline gelebilir. Dedikodunun olduğu alanları düşünün enerjisi düşüktür. Bu alanlarda insanlar sadece kişileri konuşur ve masadan kalktığı zamanda konuşulur hale gelir. Hayat devamlı sınavlar verir. Dedikodu frekansında olmayan insanlar ise bu hayatta sürekli gelişim gösterir ilerler daima başarılıdırlar.
Evrensen yasalardan bahsedelim birazda, ne düşünürsen onu kendine çekersin. Bunu çok duyuyoruz. İnsan dediğimiz varlık beşer olarak doğar. İnsan olabilmesi için tekamülleri tamamlaması gerekir. Benlikten hiçliğe doğru ilerlemesi gerekir. Bu tekamül yolculuğunda aynı frekanstaki insanları enerjisel olarak çekeriz. Değişim yolculuğunda ise kimi yol arkadaşlarımı orada bırakırız. Sizin de hayatınızda olmuştur mutlaka. Ani çevre değişimleri yıllarca keyif aldığın ortamlardan artık keyif alamama. Kimi zaman biz tutunmaya çalıştıkça hayat bizi fırlatır atar bulunduğumuz ortamlardan. Kendimizi suçlarız karşımızdakileri suçlarız. Aslında olaya tamamen bir frekans değişikliği olarak baktığımızda durum bambaşka hale geliyor. Bu hayatta tesadüf diye bir şey yoktur. Rastgelelik yoktur. Hayatımızda karşımıza çıkan herkesin bir görevi vardır. Ve bu görev tamamlandığı zaman yollar ayrılır. Hayatınızda bulunan ve yollarınızın ayrıştığı insanları düşünün size neler kattı siz onlara. Bunu sadece iyi donanımlar olarak düşünemeyebilirsiniz. Kimi insan sizin hayatınızda nefsinizle hareket etmemeyi öğretmiştir kimi insan size kıskançlığın size nasıl tahribatlar bıraktığını ya da kimi insan kendinizden daha çok kimseyi sevmemeniz gerektiğini öğretmiştir. Bu hayata geliş amacımız ve şeklimiz neden bu hayatta varız bunları anlamaya çalıştığımız zaman hayat bize çok daha kolay kısa yollar sunar.
Sen evrensin. Bu cümle en derin gerçekliği sunar. Düşüncelerin evreni etkiler ve evrende seni. Ruhun sonsuzdur zaman ve mekanla sınırlı değildir. Bu nedenle kendini tanımak evreni tanımaktır. İçsel barış dışsal uyumu getirir. Etrafına bak hiçbir şey vaktinden önce olmuyor her zaman zamanla uyumlu sen neden bu kadar acele ediyorsun. Akışta kalmak dediğimiz anlam tam bu alanda önem kazanıyor. Mevsimler, günler bu kadar hızlı olup bitmiyor, evren her şey uyum içimde sırayla devam ediyor. Sende bu uyumu ve dengeyi evrenin hareketine uyum sağlayarak kazanabilirsin. Yavaşla. Sev. Sevgi en büyük frekanstır. Sevgi dediğimiz şey olanı sevmek kendini sevmekle başlar. Kendini sev kendini dinle. Kendin için bir şeyler yap. En son kendin için ne yaptın hatırlıyor musun? Hangi duygunu gerçekten yaşadın tanıdın. İyi de kötüde eninde sonunda geçiyor yaşadığın hangi en kötü durumdan çıkamadın geçmedi mi? İnsanoğlu ölüm acısını unutuyor bir düşün. Buda geçer yahu .. iyi duygunda geçecek kötü duygunda sen anda kal.. kötüden kaçma, o duygunu da yaşa yaşa ki açılsın kapılar yaşa ki olgunlaşsın ruhun. Yaşa ki tecrübelensin. Atlama geçme görmezden gelme. Ama bil hepsi geçecek. İyi de kötü de..
Evren sadece gökyüzü değildir. O, dualarında, hislerinde, rüyalarında, şarkılarda, sessizlikte ve gözyaşında da. Onu duymak istersen önce kalbini aç, farkında ol ve duy. Evren seninle konuşur sen sustuğunda o sana fısıldar.
Her nefs ölümü tadacaktır? Peki ruhlar ne olacak?
“Kullu nefsin zâikatü’l-mevt.”
(Âl-i İmrân 3:185, Enbiyâ 21:35, Ankebût 29:57)
Nefis ve Ruh Arasındaki Fark nedir?
İslâmî düşüncede genellikle şöyle bir ayrım yapılır:
Nefs dediğimiz şey benliktir, arzudur. İnsanın dünya hayatında bedene bağlı yönüdür. Nefs de sevgi vardır arzu vardır kıskançlık vardır öfke vardır hırs vardır, vardır da vardır. İmtihanları verdiğimiz ruhumuzu yüceltebildiğimiz ya da yüceltemediğimiz alan burasıdır. Nefs ile ilgili kullanılan cümleleri düşün. Nefs durdurulması gereken kontrol altına alınması gereken duygulardan oluşan bir bütündür aslında. Bizi en çok zorlayan şey belki de. Ruh saftır öz benlik dediğimiz buradadır. Ait olduğumuz yeri bilir hatırlar ama nefse hatırlatmaz, bedenlenerek nefsin tekamülüne yardımcı olur. Ruha hayat veren özdür. Maddi olmayan bir cevherdir. “Sana ruhtan soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir; size bu konuda ancak az bir bilgi verilmiştir.” (İsrâ 17:85) yani ruh Allah’ın “emr âleminden”dir ve dünya ölümüyle tamamen yok olmaz.
Nefs ölümü ruhun durumu, ölüm bir yok oluş değil bir geçiştir aslında. Ruh bedenin ölümüyle ondan ayrılır, ardından berzah alemi başlar. Her Nefis ölümü tadacaktır, Bu ifade, yaratılmış hiçbir varlığın kalıcı olmadığını gösteriyor. Yalnızca yaratıcının “el-Hayy” (daima diri) olduğunu bildirir. Ruhun ölümü yokluk değil bir halden diğer hale geçiştir.
Bu söz, sadece biyolojik ölümle ilgili değil; aslında "benlik bilincinin dönüşümünü" de anlatan derin bir hakikattir. Ölüm, sadece bedensel bir son değil; egonun, benliğin, dünyevî kimliklerin çözülmesidir. Toparlayacak olursak, Nefs, dünyada sahip olduğumuz kimliklerimiz, arzu ve korkularımız, alışkanlıklarımız, sosyal maskelerimizdir. Ruh ise bizim özümüzdür. İlâhî kaynaktan gelen, öz benliğimizdir. Ölüm bu anlamda, nefsin çözülmesi, ruhun hakikate dönmesidir.
Ölmeden ölünüz. Nasıl ölmeden ölünür, nefsin kırılır egon çökerse işte ruha dokunabilir bağ kurabilirsin. Ölmeden ölmek ahh… Aslında, ruhun özgürleşmesi bu ölümle başlar. Bu ölüm, Dünyaya bağlı kimliklerinin ölmesi, Kontrol arzunun bırakılması, Teslimiyetin başlaması, İçsel benlikle birleşmen demek. Ölmeden ölmek aynı zamanda uyanıştır.
❝ Sen ruhsun, yolcusun, ışığın bir yansımasısın. ❞