Ülkemizde yetiştirilen tarım ürünlerinde üretim ve fiyat durumu zaman zaman yokluk veya bolluk dolayısıyla maliyetin altında veya çok yüksek fiyatlarla satıldığı görülmektedir. Bu nedenle dengeli bir üretim gereklidir. Türkiye olarak dünyada birinci sırada olduğumuz ve dünyanın bazı ülkelerine sattığımız ürünleri ülke içinde tüketici pahalı almak zorunda kalıyor veya alamıyor. Bazı zamanlarda iç piyasada ürün fiyatları yükselince ihracat bazı tedbirlerle durduruluyor, bazı ürünlerinde yetersizlikler görülünce de ithalat yapılmaktadır. Son yıllarda yaşadığımız limon, domates ve bazı sebzelerin ihraç edilmesinin durdurulması veya iç piyasada fiyatların yükselmemesi ve başka nedenler için mısır ithali gibi. Bu durum zaman zaman diğer bazı tarım ürünlerinde de görülmektedir.

Türkiye, çok sayıda bitkisel ve hayvansal ürün yetiştirmekte ve üretimini yapmaktadır. Bitkisel üretim olarak değişik tarla, sebze, meyve ve sera ürünleri üretimi yapılmakta olup yıllara göre üretim miktarları az da olsa değişme göstermektedir. Türkiye üretiminde dünyada birinci olduğu fındık, kiraz, incir kayısının yanı sıra ayva, haşhaş tohumu, kavun ve karpuzda ikinci; mercimek, Antepfıstığı, kestane, vişne ve hıyarda üçüncü; ceviz, zeytin, elma, domates, patlıcan, ıspanak ve biberde ise dördüncü sırada bulunmaktadır. Bu tarım ürünü üreten, ihraç eden ve bu ürünlerden de en az 10 tanesi dünya üretiminde ilk 5’te yer aldığından dış ticaret politikası da çok hassas bir dengede yürütülmelidir. Üretimin ve ihracatın sürekliliği için miktar yanında kalite ve sağlıklı üretimde sürekli olmalıdır.

Tarımdan kaçış birçok nedenlerle devam ederken iyi ve geleceğini göremeyen üreticinin tarımdan kaçışını önlemek mümkün olamayacağı bilinmelidir.

Ülke içinde yasaklama veya ithal yerine uzun süreli üretim planlaması yapılarak çözüm bulunmalıdır. Önceden durum tespiti yapılarak planlama orta ve kısa vadeli analizler yapılarak gelecek için ciddi üretim planı yapılmalı ve desteklemelerle üretim garanti altına alınmalıdır.

Çok olağan durumlarda ithalat ve ihracat gerekebilir. Planlama çerçevesinde üretime ve tekrar dış pazarlara satış amacıyla ithalat yapılmalı ve bu süreç iyi takip edilmelidir.

Tarımsal ürünlerde ihracat yasağı fiyatları zaman içerisinde düşürebilir, ancak ihraç edememe nedeniyle de ülkenin döviz gelirinin de düşeceği bilinmelidir. Bu nedenle olaylara tek yönlü bakmak yerine satış yapılan ülkelere verilecek taahhütler de dikkate alınarak bütün yönleriyle ele alınmalı, tarımda üretim, destekleme, iç tüketim, dış ticaret politikası birlikte değerlendirilerek doğru kararlar alınmalıdır. Sadece ihracat yasağı veya sadece ithalatın belirli dönemlerde serbest bırakılması kısa vadede fiyatları düşürmekte ancak orta ve uzun vadede ülke üreticisine zarar vermektedir.

Tarım sadece üreticinin üretim planlaması ile yapılan bir faaliyet değildir. Üreticinin üretim planı ülke tarımını yönlendiren genel politikalar içerisinde uygulanan politikalara göre şekillendiğinden ülke üretim miktarları oluşmaktadır. Tarım üretim darlığında veya bolluğunda ilgili bakanlıkların sadece fiyat yükselirken değil, ürün fiyat düşerken de müdahale etmeleri gerekmektedir. Bu gereklilik günü birlik alınacak kararlarla değil uzun vadeli programlarla ortaya konulmuş olmalı ve üretici bunu bilmelidir.

Ülke içerisinde gıda güvenliğinin sürekli sağlanması için zaman zaman serbest ticaret şartları zaman zaman korumacı politikalar uygulanmalı ve bunların sınırları da belirli bir tolerans sınırları içerisinde belirtilmelidir. Tabii ki planlamalarda ülke dışındaki gelişmelere göre de esneklik sağlanmalıdır.

Ülkenin tarım ürünleri üretiminde süreklilik gıda güvenliğinin sürekliliği demektir. Bazı ekonomistlere göre gıdalarda görülen fiyat artışına bağlanan yaşanmakta olan enflasyon tarım ürünleri üreticilerine fatura edilmemelidir. Tarımsal üretimde birçok faktör etkilidir. Üretilmek istenen birçok ürünün ekolojisi uygun olan bölgelerde yetiştirilmesi için yeterli toprak var olduğu varsayımından hareketle diğer girdiler üreticiye sağlanmalıdır. Özellikle toprağın var olduğu, fakat suyun yeterli olmadığı Orta Anadolu gibi bölgelerde su temin edilmelidir.

Yurt içinde veya bir bölgede tarımsal üretim artınca pazardaki fiyatları düşmekte üretici zarar etmekte ve ayrıca ürün israfı da artmaktadır. Bazı tarım ürünlerinin tüketim ömrü kısa olduğundan israfı da artmaktadır. Son günlerde karpuzda görüldüğü gibi. Üretim az olunca da fiyatlar yükselmekte veya devlet o ürünün ihracatını kısıtlamaktadır. Belli bir dönem ürünün ihracatının yasaklanması veya fon konularak ihracatın fiili olarak durdurulması gibi tedbirler geçici bir tedbir olsa da üretici mağdur edilmektedir. O nedenle orta ve uzun vadeli üretim planlarının gereği yapılarak artan nüfus ve ülke ihtiyacına ve ihraç durumuna göre üretim modelleri geliştirilmelidir.

Unutulmamalı ki ithalatla o ürünü üreten ülkenin üreticisi desteklenmekte kendi üreticimiz zarar görmektedir. Böyle durumlarda yerli üretici özel desteklemeler le desteklenmelidir.

Ülkede, gıda arz güvenliğinin sağlanması hedefiyle, tarımsal ürünlerin ve gıda maddelerinin arz ve talep dengesi ile yurt içi ve yurt dışı fiyat gelişmeler ilgili kurumlar tarafından yakından takip edilmekte olduğundan bazı zamanlarda yerli üretimin korunması, arttırılması ve spekülatif fiyat artışlarına meydan verilmemesi için ithalat yapılmakta veya ihraç yasağı getirilmektedir. Ülkemizde bu yıl bazı illerimizde yaşanan don olayları nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan çalışmalar sonucu alınan gerekli tedbirler gibi.

İklim şartlarının gelecekte ne getireceği, ne oranda zarar vereceği bilinmediğinden tarımda en azından ÇKS’de belirtilen ürünlerde sigorta işlemleri zorunlu hale getirilmelidir.

Ülkeler gıda arzının korunması, güvenliğinin ve sürekliliğinin sağlanması için bazı tedbirler almaktadır, bu tedbirler olağanüstü durumlarda daha çok gerekmektedir. Özellikle bazı ülkeler gıda piyasalarında oluşabilecek daralma veya savaş durumlarında belirli bir süre gıda ihtiyacını karşılamak için depolama ve sera gibi kontrollü alanlarda ürün yetiştirme gibi tedbirler almaktadır.

Bu yıl limon üretiminde ihraç yasakları gibi tedbirlerin de tek başına çözüm olmayacağı görülmüştür. Yaşanan bu gibi hadiseler iyi analiz edilerek kalıcı tedbirler alınmalıdır. Aksi halde bir hafta kilogram fiyatı 15-20 TL olan limon sonraki haftalarda 80-100 TL’sına yükselmesi ve tüketicinin bu fiyata almak zorunda kalması gibi durumla karşılaşılmaktadır.

Bazı dönemlerde uygulanan yasaklar ihracatçımızın dış pazara vermiş olduğu taahhüdünü karşılayamama, ülke ihracatçısı için itibar ve müşteri kaybına da sebep olmaktadır. Bu gibi durumlarla karşılaşıldığında ileriki dönemlerde de üretici zarar görmektedir.

İletişimin artması nedeniyle ticarette dünyanın küçüldüğü belirtilmekte, bu nedenle ülke içi tarım ürünleri fiyatı da dünya fiyatlarından etkilenmektedir. Dünyanın bir ucundaki üretim azlığı veya fazlalığı birçok ülkede üretimi ve fiyatları da etkilemektedir. Bu kaçınılmaz durumdan kriz görülen ülkelerin yanında diğer ülkelerde etkilenmekte olduğundan birçok tarım ürününde fiyat yükselmesi veya düşmesi görüldüğünden o ülkelerin üreticiler veya tüketicileri etkilenmektedir.

Ülkemizde gıda üretiminin korunması ve güvenliğinin sağlanması için üretimde planlama yapılması yanında ihracat ve ithalat dengesi de sadece tüketiciyi değil üreticiyi de korumayı esas almalıdır.