Bugünkü yazımızda 28 yıl öncesinde yaşanmışlıklarımızdan dem vuracağım. Ankara Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti şehrimize hizmet etmek ve hizmet üretmek için çok gittik geldik. Bunun yanında Anadolu’dan Ankara’ya gelip Ankara’da kalma durumunda olanları ziyaret veya vefatında da son görevimizi yapmak içinde Ankara’ya gittik.
5 Nisan 1997 de Çumra’dan Ahmet Kalaycı Ağabeyin Torosu ile Rahmetli Başbuğumuz ALPARSLAN TÜRKEŞ’in cenazesine katılmak için Ankara’ya gitmiştik. Ankara’da taksi bizi durdurdu
----Hemşerilerim nere gidersiniz diye sordu?
---- Bayındır Tıp Merkezine gideceğiz.
---- Başımız sağ olsun ancak şu anda orası ana-baba günü çok kalabalık. Gelin ben sizi bugün misafir edeyim. Yanlış anlamayın bende Çumralıyım 42 N 4200 Plakanızı görünce hemen arabayı durdurayım dedim. Yanılmadım değil mi?
---- Yanılmadım hemşerim Çumra’nın neresinden?
---- Karahüyük Köyündenim Sincan’da oturuyorum ve Sincan Belediyesi İtfaiyesinde çalışıyorum. Ben Sincan’da doğdum yalnız anam-babam Karahüyük doğumlu.
---Ne yaparsın geçim zor boş durmaktan iyidir. Bu da ek gelir oluyor. Cenaze iki gün sonra kalkacak bu zaman zarfında misafirim olun. Hem itfaiyede de misafirhanemiz var. Ahmet Kalaycı Ağabey;
----Yok yok olmaz Başbuğ bunca yıldır çile çekmiş biz iki gün çile çekmişiz çok mu? O da onun çektiği çilenin yanında çile olsa!
---- Çok sağol Hemşerim samimiyetine alicenaplığına inanıyoruz ancak Ahmet Ağabey böyle diyorsa bizde çekelim bu iki gün çileyi. Biz burada dolu dolu atmosferi yaşamak istiyoruz.
---- Bak Hemşerim Sincan sağlam yerdir. Burada oturanlar ekseriya İç Anadolu dan Yozgat, Çorum, Çankırı, Konyalı olarak azda olsa var. Daha öncesi ise Romanya ve Bulgaristan göçmenleri yani Evladı Fatihan oturmaktadır. Ben;
---- Sincan Doğu Türkistan’da Özerk Türk Uygur bölgesidir. Yaklaşık 20 Milyon Soydaşımız yaşamaktadır. Rahmetli Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK burasının gelişmesini ve bugünkü kâğıtta 280 bin gerçekte 400 bin nüfuslu koskoca bir ilçe olmasını Türkistan’daki Sincan Bölgesini unutturmamak için sağladığına inanıyorum.(Karahüyük’lü hemşerim boş değil bizimle de örtüşüyordu. Böylesi hemşerimizle Ankara’da karşılaşmaktan memnun oluyorduk;)
----Niye olmasın ATATÜRK büyük insandı. Başbuğumuz Alparslan Türkeş de hiçbir zaman Atatürk’e kem söz etmemişti. Bu arada taksiye müşteri geldi. Dağ taş ülkücü kaynıyordu. Karahüyük’lü hemşerimle vedalaştık.
Şimdi Sincan nerden aklına geldi diye soracaksınız. Sabah Gazetesinde Yavuz DONAT Vitrin köşesinde Sincan’ı anlatmış okudum. Tıpkı Çumra gibi bizde de Romanya ve Bulgaristan göçmenleri var. Ancak bizim göçmenler bize Sincan Göçmenleri gibi Lalenin her eve girmesini sağlayamamışlar.
Sincan’daki ATATÜRK EVLERİ yıkılmış ve yerlerine koca koca siteler yapılmış. Ancak göçmenlerin getirdiği laleler hala yaşıyor. Sincan’ın sembolü olmuş ve meşhur tankların balans ayarı yaptığı meydansa ‘’Lale Meydanı’’ adını taşımakta!
Bir fıkra ile yazımızı bitirelim mi?
Temel, okulda öğretmenine sormuş:
-Öğretmenim balıklar neden konuşmaz?
Öğretmen şaşkın şaşkın bakarken, sıradaki arkadaşı Temel'e hemen cevap vermiş:
-Ula Temel, senin kafanı da öyle suya soksalar sen de konuşmazdın.
Ahmet YILDIZ 25 Eylül 2025 ÇUMRA