toplam işlenen tarım alanı yaklaşık 18,8 milyon dekar (1,88 milyon hektar) olup, bunun büyük bir kısmında tahıl ve diğer tarla bitkileri yetiştirilmektedir. Tarla bitkileri ekim alanı yaklaşık 15 milyon dekardır (1,5 milyon hektar). Ekili alanların çoğunluğunda buğday ile arpa ekilmektedir. Türkiye'deki toplam buğday ekim alanının yaklaşık %8,7'si Konya’da yapılmaktadır. Buğdayın yanı sıra arpa ve dane mısır ekimi de geniş alanlarda yapılmaktadır. Türkiye'nin tahıl ihtiyacının büyük bir bölümünü Konya karşılamaktadır. Ekim alanı ve üretim miktarı yağış durumuna göre bazı yıllar biraz farklılık göstermektedir. 2025 yılında yaklaşık buğday ekim alanı 6.0 milyon dekar ve üretim 1,8 milyon ton üretim ile Türkiye’de 1. sırada, arpanın ekim alanı 2.5 milyon dekar ve üretimi 500 bin ton ile Türkiye’de 1. sırada ve dane mısır 1.3 milyon dekar ve 1.2 milyon ton üretimle ile Türkiye’de 3. sırada yer almıştır.
Konya ‘da tarım alanı Türkiye’ tarım alanlarının %7.84, Tarla bitkileri ekim alanı %9.03 ve nadas alanı ise %10.56’sı kadardır. Konya’da ekonomik sulanabilen alan 9.5 milyon dekar iken halen sulanan alan 6.1 milyon dekardır. Bu değer tarım alanlarının %32’sinin sulandığını belirtmektedir. Bu değerler göre eğer sulama imkânı olsa Konya’da tarım alanlarının yaklaşık yarısı (%50) ekonomik sulanabilecek demektir. Bu günlerde kamuoyu neyi tartışıyor, su yeterli değil, yeraltı suları derinlere doğru gidiyor, suyu daha derinden çekiyoruz, yeşil mahsul ekmeyelim gibi hususları tartışmaktadır. Elbette “AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT DEMİŞ” Atalarımız, ancak büyüdükçe çocuklukta üzerimize aldığımız yorganın boyumuza kısa geleceği düşünülmelidir. Beş yaşında iken üzerine aldığın yorganın 20 yaşında iken ayaklarını örtmeyeceğini bilmeliyiz. Geçmişte nüfus azdı, daha az alan ekiliyordu, daha az üretim yapılıyordu, daha az su kullanılıyordu. Günümüzde artan nüfus daha çok gıdaya ihtiyaç duyduğundan daha fazla gıda üretmek zorunda olduğumuzu bilerek küresel ısınma ve kuraklık gibi yaşanılan faktörleri de dikkate alarak planlama yapıp ülke imkânlarını doğru kullanmalıyız.
Konya, birçok üründe Türkiye‘de birinci, ikinci veya üçüncü sırada olduğuna göre bu sıralamadaki yerini muhafaza edebilmesi için yarın için bu günkünden daha çok üretmelidir. O halde mevcut potansiyelini kullanmalı ve su dâhil tarımsal üretimin ihtiyaç duyduğu girdileri temin edilmelidir.
Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Konya Kapalı Havzası, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle su kısıtı riskiyle karşı karşıya. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, kuraklık ve artan buharlaşmanın tarımsal üretim üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade eden Türkeş, iklim değişikliğinin Konya Kapalı Havzası başta olmak üzere Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinde su kısıtı riskini artırdığını belirtmektedir.
“Türkeş, özellikle sulama baskısının yüksek olduğu bölgelerde iklim değişikliğinin etkilerinin daha belirgin hissedileceğini söyledi. Türkeş, “Harran Ovası, Konya Kapalı Havzası, Gediz, Büyük Menderes, Çukurova ve Trakya gibi alanlarda mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, sebzecilik ve yem bitkileri su kısıtından daha fazla etkilenebilir” demektedir.
İç Anadolu Bölgesi’nde buğday, arpa, mercimek ve nohut gibi kuru tarım ürünlerinin de yağışlardaki azalma nedeniyle risk altında olduğunu belirten Türkeş, üretim planlamasında iklim projeksiyonları ve su bütçesinin dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır.”
İklim değişikliği, küresel ısınma ve sulama sistemlerindeki yeniliklere rağmen suyu yeterli miktarda bulamayan Konya çiftçisi olumsuz gelişmeler karşısında daha çok problemle karşılaşabilir. Bu nedenlerle önemli üretim bölgesi olan Konya’da gerekli tedbirler acilen alınmalıdır.
Tarım ile ilgili istatistiklere bakıldığında “Konya‘da tarım alanı Türkiye’ tarım alanının %7.84, Tarla bitkileri ekim alanı %9.03 ve nadas alanı ise %10.56’sı kadar olduğu görülmektedir. Tarım alanlarının yaklaşık %8’ni ve tarla bitkileri ekim alanının %9’unu ülke bazında dikkate alındığında bu değerleri küçümseyemeyiz. Bu alanları ekmediğimizde ve yeteri miktarda üretmediğimizde ülkemizin birçok tarım ürününde ne duruma düşeceği ve nelere ihtiyaç duyacağı iyi öngörülmelidir. İklim ve toprak özelliklerine bağlı olarak nadas alanlarının ekilen alan göre %1.5 daha fazla olması da alınacak tedbirlerle azaltılmalıdır.
Tarım ve Orman Bakanlığı Konya tarım İl Müdürlüğü üretim raporlarındaki şu cümle dikkate alınmalıdır “Konya’da ekonomik sulanabilen alan 9.5 milyon dekar iken halen sulanan ala 6.1 milyon dekardır.” Üretimde en önemli etkisi olan su Konya’da mevcut haliyle 6.1 milyon dekarı suladığına ve 3.5 milyon dekar alanında ekonomik olarak sulayabileceğimize göre su meselesi acilen halledilmelidir. Su temin edilirse gelişen sulama teknolojileriyle halen sulanmayan yaklaşık 3.5 milyon dekar araziden daha fazla arazinin de sulanabileceğini düşünüyorum. Bu durum gerçekleşirse Konya’nın üretim potansiyelinin artacağı ve ülke ekonomisine katkısının daha da artacağı dikkate alınmalıdır.
Konya’ya dış havzalardan su getirilmemesi halinde Konya çiftçisi hem sulamakta olduğumuz mevcut 6.1 milyon dekarı sulayamayacak, hem de mevcut üretimi yapamayacaktır. Böylece övünmekte olduğumuz sıralamadaki yerimizi de kaybedeceğimiz bilinmelidir. Böyle bir durumun vuku bulması halinde ihtiyaç olan gıda üretimi sekteye uğrayacağından Türkiye birçok gıda ürününü de daha fazla ithal etmek zorunda kalacaktır. Temennim su ve diğer üretim girdilerinin uygun sürede ve yeterince karşılanması ve üretebildiğimiz tarım ürünlerinde ithalatın olmamasıdır.