İran–İsrail meselesinde Humeyni’den başlamak istiyorum. İsrail, Sünni Müslümanlıktan korktuğu için Humeyni’yi İran’ın başına getirdi.
İran’ın İsrail’e sergilediği düşmanlık yalnızca otorite içindir. İslam dünyasına “Bakın, İsrail’i ben vuruyorum, siz değil” diyerek liderliği sergilemeye çalışıyor. İran için en büyük engel Türkiye’dir. Çünkü Türkiye hilafet mirasçısıdır.
Çok kısa bir örnek vereyim. Salman Rüşdi isimli bir adam, Şeytan Ayetleri adlı İslam karşıtı bir kitap yayımlamıştır. O dönem Humeyni bu adamın başına 3 milyon dolar ödül koymuştur. Ancak bu ödülün bir detayı vardır: Eğer Salman Rüşdi’yi öldüren kişi Şii ise ödül 3 milyon dolardır; öldüren kişi Sünni ise ödül 1 milyon dolardır.
Bu bize şunu göstermektedir: “Ben sizin adınıza hüküm verenim, yani liderinizim” demeye çalışıyor. Humeyni bu işi duyurmadan da halledebilirdi, fakat amaç provokasyon yapmaktı. Şii biri öldürürse üç milyon dolar, Sünni biri öldürürse bir milyon dolar denmesi ayrıca dikkat edilmesi gereken bir noktadır.
İslamiyet’in saflığını bozan İran’dır. Akaidini bozan da İran’dır. Ancak İran halkı zavallıdır; halkın bir suçu yoktur. Bunların hepsi Siyonizm ve Ahud’ların işidir.
Şia, Acem ırkçılığına maskedir. Bir tek sevdaları vardır: Bütün İslam âlemini Alevileştirip İslam ümmetine Şii lideri olmaktır. Bu batıl dava uğruna ümmeti böldüler.
Türkiye’nin taraf olması kaçınılmaz olursa eğer bu savaşta, Türkiye’nin taraf alacağı yer İran rejimi de değildir, İsrail de değildir. Türkiye yalnızca İran halkının tarafında durmalıdır. Tıpkı zamanında Suriye’de yaptığı gibi.
İran, İslam’a ram olduğu günden sonra Acem ırkı bir daha iktidar olamadı. Ne zamana kadar? 1926 yılına kadar. Kaçar Hanedanı petrolü İngilizlerle bölüşmediği için İran ordusunda bir albay olan Rıza Şah Pehlevi ihtilal ile devletin başına geçti.
Kaçar Hanedanı Türktür. Ancak Rıza Pehlevi ile birlikte Acemler yeniden iktidarı ele aldı.
Bir meseleye daha değinmek istiyorum. İran, Azerbaycan’ın asıl topraklarını işgal etmiştir. Tebriz gibi bölgeler İran tarafından işgal edilmiştir. O bölgeler Azerbaycan’ın topraklarıdır.
Komünizmin yıkılışıyla istiklalini elde eden Azerbaycan’dan İran endişe duymuştur. Bu korkuyla Azerbaycan ile Ermeniler arasındaki muharebede İran, Suriye’de Hazreti Ali’ye hâşâ Allah diyen Nusayrileri desteklediği gibi Ermenileri de desteklemiştir.
İran–Azerbaycan gerilimine gelecek olursak, bugünkü meselede İran “Ben vurmadım” diyor. İngiliz raporlarına baktığımız zaman da İran vurmamış gibi görünüyor.
Ancak Azerbaycan’ın tepkisi çok sert oldu. Azerbaycan Cumhurbaşkanı askere ve orduya İran’ı vurun emrini verdi. Bana göre Azerbaycan’ın burada bir süre daha tarafsızlığını koruması gerekiyordu.
Şu an resmen İsrail ile iş birliği içindeymiş gibi bir görüntü oluştu. Zaten Azerbaycan’ın mevcut hükümetinin İsrail ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu görüyoruz. Sürekli yeni anlaşmalar imzalanıyor, yeni ticari ilişkiler yürürlüğe giriyor. Bu da Müslümanlar olarak hoşumuza gitmeyen bir durumdur.
Bugünden sonra neler olacağını düşünürsek, benim kanaatim bu savaşın bir süre daha devam edeceği yönündedir. Bir süre sonra Amerika bu olaya çok sert bir şekilde dahil olacaktır. Her savaşta yaptığı gibi yine bu olayın kahramanı gibi ortaya çıkacaktır.
Ve olan yine İran halkına olacaktır. Zamanında Irak’a yaptıklarının aynısını belki de bugün İran’a yapacaklar.
Ben İran halkını da anlamıyorum. İran halkı bugün Rıza Pehlevi’yi istiyor. Ancak Rıza Pehlevi de bu devletin başına ihtilalle gelmiş bir kişidir. Oğlu da aynı şekilde olacaktır. Yani ihtilalcilerden kurtulayım derken yine ihtilal yapanlara devleti teslim ediyorsunuz.
Bu büyük bir hatadır.
İran halkı bugün Amerika ve İsrail’e sempatizanlık yaparak hata etmektedir. Rıza Pehlevi’yi zaten Amerika ve İsrail desteklemektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken başka bir durum daha vardır.
Biz bunun örneğini Irak’ta gördük. Nasıl ki Amerika ve İsrail, İran’ı kullanarak Saddam’a bir ders verdi ve sonunda Saddam’ı astılar; o dönemde Irak halkı Amerikan askerleri tarafından zulme uğrarken, tecavüzlere uğrarken kimse onların yanında durmadı.
Korkarım ki aynı şey İran’ın başına da gelebilir.
İran halkı bu konuda uyanık olmalıdır.