Malum olduğu üzere, zahmetsiz rahmet mümkün değildir. Mevlâna der ki; “Hazine harabelerde bulunur. Sıkıntıların içinde nice rahmetler gizlidir.” Yani her nîmetin bir külfeti vardır ve hiçbir şey bedelsiz / karşılıksız değildir.
Şeyh Sâdî, çilelerde gizli olan rahmet tecellîsini şöyle ifade eder: “Nasıl ki bir yemek, ateş üzerinde pişmeden yenilecek lezzeti kazanamazsa; gönül de ancak çilelerin ocağında pişerek kemâle erişir.
Mesela kısaca peygamberleri ele alalım;
Hz. İbrahim A.S, Cenâb-ı Hak ile dostluk yolunda ne büyük çileler çekti. Nemrut’un ateşine atılıyor, ateş gül bahçesi oluyor, malıyla imtihan oluyor, gönül meyvesi İsmail A.S ‘mı kurban ediyor, Allah tarafından koç geliyor. yıllarca çocuğu olmuyor. İsmail A.S. dünyaya geliyor. Allâh’a olan engin tevekkül ve teslîmiyeti sebebiyle hepsinden de muvaffakıyetle geçtiği,. Neticede Allahın Halîlullahı oldu.
Yusuf A.S, kardeşleri tarafından kuyuya atıldı, babasından uzun müddet ayrı kaldı, sonra köle edildi, iftiraya uğradı, zindana atıldı, sonunda Mısır’a sultan dillere destan oldu.
Eyyûb A.S, bütün hastalığına rağmen hâlinden şikâyetçi duruma düşmemek ve takdîre rızâda kusur göstermemek için, hastalığını Cenâb-ı Hakk’a arz etmedi.. Mükafat olarak yeniden mal ve evlatlar verdi. Ayrıca, Cenâb-ı Hak “…O ne güzel kuldu!..” (Sâd, 44) iltifatında bulundu.
Nuh A.S, dokuz yüz elli sene kavmini hidâyete dâvet etti. Oğluyla imtihan edildi.
Peygamberimiz (SAV) kısaca ele alalım, daha doğmadan yetim kalmıştır, çocuk yaşlarında annesi vefat etmiştir. Peygamberlik zamanında amcasını ve eşini kaybetmiştir. Kâbe’de namaz kılarken üzerine ağır deve işkembeleri atılmış, Tâif’te taşlanmış, Fatıma kızı hariç tüm çocuklarının vefatını görmüştür. Açlıkla, savaşlarla ve sıkıntılarla imtihana tabi tutulmuştur. Cenâb-ı Hak, isteseydi, ümmetlerini hak yola dâvet eden peygamberlerini sıkıntıya uğratmadan ve zahmete sokmadan da pekâlâ refah içinde yaşatabılirdi. Peygamberimiz;
“…Allah yolunda bana eziyet edildiği kadar hiç kimseye eziyet edilmedi…” buyurmuşlardır. (Tirmizî, Kıyâmet, 34/)
Mûsâ A.S., Sâlih A.S., Hûd A.S. ve Şuayb A.S, Lût A.S.-Peygamberler ve daha nice sahâbeler, evliyalar ve dervişlerde böyledir.
“Velhâsıl, insanı olgunlaştıran çile ve zahmetlerdir. Sabırla pişen, şükürle tatlanan insan, hayatın ateşinden billur gibi çıkar.”