Yine, takvim yaprakları değişir, aylar gelir geçer… Fakat bazı aylar vardır ki sadece zamanın bir parçası değildir. İnsanlara geçmişi hatırlatır, gönüllere dokunur, yaşananlardan ders çıkarmayı öğretir. İşte Muharrem ayı da böylesine anlamlı, manevi yönü güçlü aylardan biridir.

Muharrem ayı, İslam tarihinde önemli bir yere sahiptir. “Muharrem” kelimesi; saygı gösterilen, hürmet edilen, savaşmanın yasak kabul edildiği anlamlarına gelir. İslam’dan önceki dönemlerde de Arap toplumunda bu aya özel bir değer verilirdi. İslam dini de Muharrem ayının kıymetini korumuş, onu önemli zamanlardan biri olarak kabul etmiştir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hadislerinde de Muharrem ayının faziletine dikkat çekilmiştir. Ramazan’dan sonra oruç tutulması en faziletli aylardan biri olarak Muharrem ayı gösterilmiştir. Özellikle Muharrem’in onuncu günü olan Aşure Günü, asırlardır Müslümanların gönlünde ayrı bir yere sahiptir.

Aşure Günü denildiğinde akıllara sadece bir tatlı gelmemelidir. Aşure; paylaşmanın, dayanışmanın, şükrün ve birlik olmanın sembolüdür. Eskiden büyüklerimiz aşure yaptığında sadece komşusuna bir tabak tatlı göndermezdi; aslında gönülden gönüle bir bağ kurardı. Bir evin kapısından çıkan aşure, başka bir evin yüzünü güldürürdü. Çünkü aşurenin içinde sadece malzeme değil, sevgi, emek ve dua vardı.

Aşure Günü’nün tarihine baktığımızda birçok önemli olayla anıldığını görürüz. Hz. Nuh’un tufandan sonra gemisinin karaya oturması ve kurtuluşun ardından elde kalan yiyeceklerle bir yemek yapılması halk arasında anlatılan önemli rivayetlerden biridir. Bu nedenle aşure, yokluktan bereket çıkarma düşüncesinin de sembolü olmuştur.

Ancak Muharrem ayının en acı hatırlanan olayı hiç şüphesiz Kerbelâ hadisesidir. Hicri 61 yılında, Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin Kerbelâ’da şehit edilmesi, İslam tarihinin en hüzünlü olaylarından biri olarak kabul edilir.

Kerbelâ sadece bir tarih olayı değildir. İçinde sabır vardır, fedakârlık vardır, adalet arayışı vardır. Hz. Hüseyin’in ve yanındakilerin yaşadığı acı, asırlardır insanların hafızasında yer etmiştir. Kerbelâ bize zulmün karşısında durmayı, hak ve adalet uğruna bedel ödemeyi hatırlatır.

Muharrem ayı bize sadece geçmişte yaşanan acıları değil, bugün nasıl insan olmamız gerektiğini de öğretir. Çünkü bu ayın mesajı; kırmamak, gönül almak, paylaşmak, sabretmek ve iyiliği çoğaltmaktır.

Günümüzde bazen komşuluklarımız azalıyor, sofralarımız küçülüyor, insanlar birbirinden uzaklaşıyor. İşte Muharrem ayı bize eski değerlerimizi yeniden hatırlatıyor. Bir tabak aşurenin, bir selamın, bir ziyaretin ne kadar büyük anlam taşıdığını gösteriyor.

Peki Muharrem ayında neler yapılır? Bu ayda ibadetlere daha fazla önem vermek, dua etmek, gönül kırmaktan kaçınmak, ihtiyaç sahiplerini gözetmek güzel davranışlardandır. Aşure Günü’nde oruç tutmak da geçmişten gelen önemli bir ibadet geleneğidir.

Halk arasında çok bilinmeyen yönlerden biri de şudur: Aşure aslında farklılıkların bir araya gelmesinin simgesidir. İçinde birçok farklı yiyecek bulunur ama hepsi bir araya geldiğinde güzel bir lezzet ortaya çıkar. Bu yönüyle aşure, toplumlara da önemli bir mesaj verir: Farklılıklarımızla birlikte güzellik oluşturabiliriz.

Muharrem ayı bize şunu hatırlatır: Hayat geçicidir, makamlar ve dünya nimetleri gelip geçer. Geride kalan ise insanın yaptığı iyilikler, bıraktığı güzel izlerdir.

Bir kap aşure ile sevindirdiğimiz bir insan, bir gönül aldığımız bir kişi belki de hayatımızdaki en değerli kazanç olur. Çünkü bazen küçük bir iyilik, yıllarca unutulmayan büyük bir hatıraya dönüşür.

Muharrem ayı; acıyı unutmadan sabrı öğrenmenin, geçmişten ders alarak geleceğe bakmanın ayıdır. Aşure ise sadece bir tat değil; birlik, beraberlik ve kardeşlik sofrasıdır.

Rabbimiz bu mübarek ayı; gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket, toplumumuza birlik ve beraberlik getirsin. Geçmişin acılarından ders alıp iyiliği çoğaltanlardan olmayı nasip etsin. Amin..