Kafkasya’da yıllardır esen sert rüzgârların ardından bugün artık daha farklı bir iklim konuşuluyor. Özellikle Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın son yıllarda verdiği mesajlar ve attığı adımlar, bölgede yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek gelişmeler olarak değerlendiriliyor. Çünkü siyasette bazen uzun nutuklardan çok küçük semboller konuşur. Paşinyan’ın yakasında taşıdığı Ermenistan haritasında Karabağ’ın yer almaması da işte böyle dikkat çeken sembolik bir mesaj olarak yorumlandı.
Yıllarca Karabağ meselesi Ermenistan siyasetinin en sert, en hassas ve en dokunulmaz konusu olmuştu. Ancak 2020’de yaşanan savaş ve sonrasında oluşan yeni dengeler, Kafkasya’daki birçok ezberi değiştirdi. Özellikle 2022 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi sadece Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliği güçlendirmedi; aynı zamanda bölgede yeni bir siyasi dönemin de habercisi oldu. Artık eski haritalarla, eski hesaplarla ve geçmişin sert diliyle yol yürünemeyeceği daha net görülüyor.
Paşinyan’ın son dönemde verdiği mesajlar da biraz bu gerçeğin kabulü gibi duruyor. Çünkü coğrafya bazen ülkelerin kaderini belirler. Ermenistan; batısında Türkiye, doğusunda Azerbaycan bulunan ve Türk dünyasının kara bağlantılarının tam ortasında yer alan bir ülke. Bu gerçek değişmiyor. İşte bu nedenle Erivan yönetiminin artık daha realist bir politika izlemeye çalıştığı yorumları yapılıyor.
Nitekim son yıllarda Ermenistan’da dikkat çeken bazı değişimler yaşandı. Ağrı Dağı sembollerinin eskiye göre daha geri planda tutulması, bazı harita ve görsellerde geçmişteki sert iddialardan uzak durulması, kullanılan siyasi dilin daha temkinli hâle gelmesi bunlardan bazıları. Elbette “her şey tamamen değişti” demek doğru olmaz. Ancak eski sert söylemlerin tonunun düşmesi bile Kafkasya açısından önemli bir gelişme olarak görülüyor. Çünkü bölgede artık insanlar sloganlardan çok huzur ve ekonomik gelecek konuşmak istiyor.
Ermenistan halkı da uzun yıllardır ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. Yaklaşık 2,5 milyon seçmenin bulunduğu ülkede seçimlere katılım oranlarının yüzde 60-70 seviyelerinde olması, halkın siyaseti yakından takip ettiğini gösteriyor. İnsanlar artık sürekli gerilim değil; iş, aş, ticaret ve gelecek görmek istiyor. Kapalı sınırlar, kopuk yollar ve bitmeyen krizler en çok halkın hayatını zorlaştırıyor.
Türkiye ile normalleşme ihtimali de bu yüzden yalnızca siyasi değil, ekonomik açıdan da büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre sınır kapılarının açılması, ticaret yollarının canlanması ve bölgesel iş birliklerinin artması Ermenistan ekonomisine ciddi bir nefes aldırabilir. Özellikle Zengezur hattı ve Orta Koridor projeleri, önümüzdeki yıllarda Kafkasya’nın kaderini değiştirebilecek adımlar arasında gösteriliyor.
Bir başka dikkat çeken konu ise genç neslin bakış açısı. Sovyet sonrası doğan yeni kuşaklar, geçmişin öfkesiyle değil geleceğin fırsatlarıyla ilgileniyor. Teknoloji, turizm, ticaret ve bölgesel kalkınma artık daha fazla konuşuluyor. Erivan’da son yıllarda açılan teknoloji merkezleri ve yabancı yatırım arayışları da bunun işaretlerinden biri olarak görülüyor.
Elbette Kafkasya gibi hassas bir bölgede her adım dikkatle izleniyor. Küçük bir açıklama bile büyük yankılar uyandırabiliyor. Ancak bugün görünen gerçek şu ki; bölgede kalıcı huzurun yolu çatışmadan değil, karşılıklı akıldan ve gerçeklerle yüzleşmekten geçiyor.
Tarih bazen savaşlarla yön değiştirir, bazen de liderlerin gerçekleri kabul etmesiyle…
Belki de Kafkasya şimdi yeni bir dönemin eşiğinde duruyor.