Türkiye’de işveren dünyasının yeniden masaya yatırdığı bölgesel maaş teklifi, çalışma hayatında büyük bir hareketliliğe ve sert tartışmalara yol açtı. Büyükşehirler ile Anadolu illeri arasındaki hayat pahalılığı ile üretim maliyetlerinin farklı olduğunu öne süren işveren temsilcileri, her il veya bölge için ayrı bir taban aylık belirlenmesini talep ediyor. Bu öneriye göre İstanbul gibi yaşam şartlarının son derece ağır olduğu metropollerde çalışan bir işçi ile Anadolu’nun daha küçük illerinde istihdam edilen bir emekçinin aynı taban maaşı almaması gerektiği savunuluyor. İşveren tarafı, mevcut sistemin sanayileşmekte olan şehirlerde istihdam imkanlarını daralttığını ve yatırımların önünü kestiğini iddia ediyor.

Buna karşılık işçi konfederasyonları ise gündeme getirilen bu modelin çalışanların aleyhine bir tablo ortaya çıkaracağını ifade ediyor. Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren bu teklif, işçi sendikalarının birleştiği ender konulardan biri haline geldi. Sendika temsilcileri, bölgesel ayrımın gelir adaletini tamamen ortadan kaldıracağını ve zaten yetersiz kalan maaşları daha da alt seviyelere çekeceğini vurguluyor. 2026 yılı itibarıyla brüt 33030 TL ve net 28075,50 TL olarak uygulanan standart taban aylık sisteminin korunması gerektiğini belirten uzmanlar, ülkedeki en büyük problemin temel maaşın ortalama ücrete dönüşmesi olduğunu hatırlatıyor.

Bölgesel Model Gelir Eşitsizliğini Ve Maaş Kayıplarını Derinleştirebilir

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu yetkilileri, bölgesel maaş modelinin Türkiye tarihinde ilk kez karşılaşılan bir fikir olmadığını ve geçmiş tecrübelerin başarısızlıkla sonuçlandığını belirtiyor. Ülkemizde 1951 ile 1974 yılları arasında benzer bir mekanizmanın hayata geçirildiğini anımsatan yetkililer, o dönemde ciddi mağduriyetler yaşandığı için ulusal tek tip sisteme geçildiğini kaydediyor. Geçmişte yaşanan bu durumun tekrar ettirilmesinin Anayasa bünyesinde koruma altına alınan eşitlik ilkesine açıkça aykırı bir tablo sunacağı ifade ediliyor.

Konfederasyon değerlendirmelerinde, düşük gelirli veya gelişmekte olan illerde çalışan vatandaşların maaşlarının bu yöntemle hızla gerileyeceği endişesi öne çıkıyor. Gerçek temel meselenin şehirler arasındaki fiyat farkı olmadığını aksine asgari seviyedeki ödemenin toplumun geneli için standart maaş haline gelmesi olduğunu savunan temsilciler, bölgesel veya sektörel farklılıkların ancak toplu iş sözleşmeleri mekanizmasıyla çözülebileceğinin altını çiziyor.

Mevcut Komisyon Yapısı Yeniden Ele Alınmalı Ve Suistimaller Engellenmeli

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan konuya ilişkin yaptığı kapsamlı değerlendirmede, şehir bazlı aylık belirleme girişimlerinin çalışanların zararına sonuçlanacağını bildirdi. Bu tür uygulamaların işverenler tarafından kötüye kullanılmaya oldukça açık bir yapı barındırdığını dile getiren Arslan, kurulacak böyle bir mekanizmanın iş gücü piyasasında telafisi imkansız adalet krizleri yaratacağını savundu. Maaşlarda yeni dengesizlikler oluşturacak hiçbir düzenlemeyi kabul etmeyeceklerini açıkça beyan eden sendika lideri, modelin işçi aleyhine işleyeceğini vurguladı.

Çalışma hayatındaki sorunların çözümünün bölgesel ayrışmadan geçmediğini aktaran Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının günün şartlarına uygun şekilde değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. İşçi tarafını temsil eden konfederasyonların bu konuda ortak hareket etmeye hazır olduğunu ifade eden yetkililer, sistemin tüm emekçileri koruyacak biçimde yeniden yapılandırılmasının zorunlu olduğunu paylaştı.

Geçmişteki Başarısız Deneyimlere Dönmek Çalışanlara Ciddi Zayiat Verir

TÜRK-İŞ tarafından gerçekleştirilen resmi açıklamada, yaklaşık 52 yıl önce terk edilen bir uygulamanın bugün tekrar masaya gelmesine sert bir dille karşı çıkıldı. 1974 yılında hayata geçirilen ulusal ölçekli ortak maaş düzenlemesinin emekçiler için tarihsel bir kazanım olduğu vurgulanırken, yarım asır sonra bu kazanımdan geriye gidiş anlamına gelecek adımların kabul edilemez olduğu açıklandı. Yapılan değerlendirmelerde, eski sistemin çalışanlara hiçbir fayda getirmeyeceği aksine çalışma barışını kökünden sarsacağı aktarıldı.

Açıklamanın detaylarında, bölgesel esaslı bir ödeme sistemini savunmanın hem emekçilere hem de ülke ekonomisine büyük zararlar vereceği kaydedildi. Bugün çalışma hayatında asıl odaklanılması gereken hususun çalışanların temel ihtiyaçlarını insanca karşılayabileceği bir geçim ücretinin tesis edilmesi olduğu ifade edildi. Sendika yetkilileri, tartışmaların maaşları düşürmek yerine alım gücünü artırmak yönünde şekillenmesi gerektiğinin altını çizdi.

İşverenlerin Maliyet Kaygıları Ve Büyükşehirlerde Yaşam Şartlarının Ağırlığı

Sistemin değişmesini arzulayan işveren kanadı ise özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropoller ile Anadolu kentleri arasındaki yaşam giderlerinin katlanarak arttığını öne sürüyor. İşveren temsilcileri, Anadolu’daki küçük işletmelerin yüksek standartlı maaş yüklerini kaldırmada zorlandığını ve bu durumun bazı bölgelerde kayıt dışı istihdamı tetiklediğini savunuyor. Tek tip maliyet yapısının sanayinin Anadolu’ya yayılmasını engellediğini belirten sektör temsilcileri, bölgesel teşviklerle uyumlu bir ödeme modelinin istihdamı artıracağını iddia ediyor.

İşveren dünyasından yükselen bu talepler, bölgesel veya sektörel tabanlı esnek maaş kriterlerinin detaylıca incelenmesi gerektiği yönünde birleşiyor. Üretim maliyetleri ile kiraların şehirler arasında ciddi oranlarda farklılaşması, firmaların rekabet gücünü olumsuz etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. Buna karşın işçi kesimi ise büyükşehirlerdeki yaşam pahalılığının çözümünün Anadolu’daki maaşları düşürmek olmadığını belirterek tartışmalardaki net tavrını koruyor.

Türkiye Kerkük’te söz sahibi oluyor! Dev enerji anlaşması imzalandı
Türkiye Kerkük’te söz sahibi oluyor! Dev enerji anlaşması imzalandı
İçeriği Görüntüle

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım