Dünyada görülmekte olan dengesiz nüfus artışı, dengesiz tüketilen petrol, kömür ve türevleri, bilinçsiz tarımsal uygulamalar her geçen gün dünyanın doğal dengesini bozmaktadır. Bunun en açık belirtileri iklim değişiklikleri, çevre kirliği ve bunların sonucunda nedeni bilinmeyen birçok hastalıkların otaya çıkmasıdır. İklim değişikliği bu güne kadar bilinen bazı meteorolojik olaylarında farklılaşmasını beraberinde getirmiştir. Orman ve anız yangınları yaşanılan bir felakettir. Toprak verimliliğini azaltan ve topraktaki canlıları öldüren anız yangınları ile mücadele milli bir görevdir. Sorumlu kişilerin yanında herkes bu konuda hassasiyet göstermeli ve yangına müdahalede yardımcı olmalıdır. Ayrıca anız ve ormanları yakanlar için çok ağır müeyyideler getirilmelidir.
Hububat hasadından sonra toprağa karıştırılan anız toprağın organik yapısını güçlendirmektedir. Anız yakma ile ortadan kaldırılan sadece anız değildir. Yakılan ülkenin varlıkları olup aile ve ülke ekonomisine de zarar verilmektedir.
Ülkemizde tarımda kullanılan 23- 24 milyon hektarlık alanın yarısına yakın arazide tahıl ekimi yapılmakta ve bunun da yüzde 90’ında (10.2 milyon hektar) buğday ve arpa ekimi yapılmaktadır. Konya önemli bir hububat ekim alanına sahiptir. Hububat ekim alanlarında yangın olmaktadır. Bundan 40-50 yıl önce daha çok görülen anız yangınları alınan tedbirlerle, cezai müeyyide ve çiftçilerim bilinçlenmesi ile giderek azalma göstermiştir. Bu sevindirici bir gelişme olmakla birlikte yeterli değildir. Yeterli olmayan bu azalışta ki gelişme anız yakma tamamen ortadan kaldırılıncaya kadar sürdürülmelidir.
Anız yakma ülkemiz için felaket ve gerçek bir çevre sorunu olarak da görülmelidir. Suyun yeterli olmadığı bazı bölgelerimizde suyun kıymeti bilinmelidir. Anız söndürmede değil ürün yetiştirmede su kullanılmalıdır. Tarım toprakların verimliliğinde organik maddenin ayrı bir öneminin olduğu bilinmektedir. Hububat hasadında sonra yakılan anız, toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerine olan olumsuz etkisi yanında, torağın mikrobiyolojik aktivitesini de olumsuz yönde etkilemektedir. Toprakta anız yakma işleminden sonra, karbondioksit salınımında düşüş olduğu ve karbondioksit salınımındaki bu düşüş, anız yakmanın toprağın mikrobiyolojik aktivitesini de olumsuz yönde etkilemekte olduğu araştırmalarla belirlenmiştir.

Arazide toprak yüzeyinin yakılması bir kısım üreticilerimizde tarlasındaki hastalık ve zararlıların yakmak suretiyle yok olacağını düşünmesinden kaynaklanmaktadır. Fakat anız yakma çok sayıda olumsuz duruma yol açtığı görülmektedir. Topraktaki organik madde, yüzeye yakın kısımda bulunan yararlı mikroorganizmalar yok olduğu gibi toprak, su ve rüzgâr erozyonuna daha hassas bir duruma gelmektedir.
Yangınla birlikte çevredeki orman, meyve ağaçları, çalılar, telefon ve elektrik hatları, yerleşim yerleri, evcil hayvanlar ve toprak üstü canlıları zarar görmektedir. Anız yakılması demir ve kara yolu ulaşımı tehlikeye düşmekte, aynı zamanda çevre ve hava kirliliğine yol açmaktadır.
Ayrıca yanan anız alanlarında yaşayan toprak üstü canlılar ve anız artıkları ile beslenen yaban hayvanlarına zarar vermesi sonucu doğal denge bozulmaktadır. Binlerce yılda oluşan toprak yüzeyinde belli bir derinlikteki verimli katmanın kaybedilmesi bu yangınlar ile olmakta ve bu 15- 20 cm kalınlığındaki verimli toprak tabakası erozyon sonucu kısa sürede yok edilmektedir.
Anız ve orman yangınlarında binlerce canlının yakılması bir vahşet ve büyük günahtır. Peygamber Efendimiz (Hz. Muhammed A.S.) “Yerdekilere merhamet etmeyene, göktekiler merhamet etmez” buyurarak, etrafımızdaki canlılara hangi gözle bakmamız ve nasıl davranmamız gerektiğini bize göstermektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun verdiği fetvada da anız yakılmasından ötürü meydana gelen ölümlerin, bu canlıların ölümüne sebep olduğundan dinen anız yakmak haram sayılmıştır (25 Haz 2024). İnanan insanlar dini uyarılara ve hayvan severler de hayvanların korunması konusunda hassasiyet göstermelidirler. Hayvan hakları ve hayvan refahının önem kazandığı günümüzde yangınlarla yakılan evcil ve yaban hayvanlarının hiçe sayıldığı göz ardı edilmemelidir.
Anız yangınlarının önüne geçmek için üretici ve bütün insanlarımızın azami dikkat göstermesi gerekmektedir. Yangınlar geleceğimiz ve gıda güvenliğimiz için önemli bir tehdit olduğu unutulmamalıdır.
Anız yakmanın cezası vardır, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2025/1 sayılı Tebliğ'inin, (l) bendinde "anız yakanlara her dekar için 556,71TL idari para cezası verilmektedir. Ancak bu cezalar yeterli ve caydırıcı değildir. Caydırıcı olması için cezalar artırılmalıdır.
Mutlaka yakılması gereken hastalık ve zararlıların çok olduğu arazilerde yakma işlemi ilgili kurumlardan alınacak müsaade belgesiyle ve kontrollü yapılmalıdır.
Toprağın canlılığını sürdürebilmesi, geleceğimiz ve gıda güvenliğimiz için anız ve ormanlarımız yakılmamalıdır.