Evet, Ağustos ayı Türk tarihinde zaferler ayı olarak bilinir. Elbette Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en üst düzeyde önce Ahlat’ta ve sonrasında Afyon’da yapılan kutlamalar, anmalar ahde vefadır. Takdire şayandır.

Günümüzde de geçmiş yıllarda Kayseri Erciyes’te “ZAFER KURULTAYI” olurdu. Erciyes Kurultayı özlemi ile aylar günler geçerdi. Bir beraber olmanın vesilesi oluyordu değil mi?

Günler aylar vardır, sevinç taşırlar,

Günler aylar vardır, matemle ağlaşırlar!..

Diye hayıflanacak mıyız?

*

İlkokullu yıllardan bu yana Orhan Şaik Gökay’ın hepimizin zihninde canlılığını yitirmeyen “Bu Vatan kimin?” ünlü şiiri şimdi bana neler neleri çağrıştırdı?

Dağları önümüze yığsan yahut yığsanız bir canın bedeli ödenir mi? Dul kalmış bacının, yetim kalmış bebelerin boynu doğrulur mu? Ya sakat kalmış, işini aşını kaybetmiş yiğitlerimizin hakkını ödeyebilir misiniz, verebilir misiniz?

Tek cevabı olur veremezler ve karşılayamazlar. Bugün sohbet köşemizde şiirlerle hasbıhal edeceğiz. “On beş yıl önce-sonra” şiiriyle anlatılan:

On beş yıl önce, On beş yıl sonra,

Kara saçlı, Kara Mehmet vardı.

Hep ellere verdi kendine gelmedi sıra.

Gündüzü gecelerden sağardı.

Başı yastığı görmeden gün doğardı.

Karadağ’ın zirvesi gibi başı ağardı.

Ah neler oldu, neler On beş yıl önce ve sonra?

*

Öncesini bilen sonrasında gören şaşırdı.

Beşe üç ekledi bardağı taşırdı.

Yılların emeğini vefasızlar deşirdi.

Ununu, bulgurunu başkaları pişirdi.

Bir dilim almadan ekmeksizler aşırdı.

Ah neler oldu, neler on beş yıl önce ve sonra?

*

Kul hakkı alan dünyada siner, saklanır.

Dünyada aklanmayan ahirette mi aklanır?

Orası ne emmi, ne dayı ne de torpil tanır.

Kul hakkı taşınmayacak kadar büyük yüktür.

Kul hakkıyla Rabbinin huzuruna çıkamaz utanır.

Yere göğe sığmayanlar kendini tanır.

Kimler geldi geçti on beş yıl önce ve sonra?

*

Dünyada, ahirette hak emeğe verilen değer

Muhakkak alınmalıdır hak ettiysen eğer!

Sadakat, vefa insana Allah'ın ihsanıdır.

Bu ihsanı tanımak, taşımak mutlulukmuş meğer.

Taşıyamayanın yönü imansızlığa gider.

Dünya ne ki bir dakikalık saadete mi eşdeğer?

Kimler geldi geçti On beş yıl önce ve sonra?

Gelelim “Bu Vatan kimin” ve o dörtlükle çağrışım yapan “ Helal etmeyeceğiz” şiirine!

Bunları okurken muhakkak hepimizin tanıdığı aklımıza gelen kahramanlarımız olacaktır!

“Bu vatan, toprağın kara bağrında

Sıra dağlar gibi duranlarındır.

Bir tarih boyunca onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir.”

Orhan Şaik Gökay Milli ozanım.

Nedir bu dünyadaki kazanım.

Davam, ülküm bozulmasın düzenim.

Benim gönüldaşlarımın boynunu bükene

Allah için hakkımızı helal etmeyeceğiz!

Sanılmasın yapılan yapanın yanında kalır.

Kalırsa eğer düzen dirlik mi olur?

Mutlaka herkes ettiğinin karşılığını bulur.

Gönül bahçelerimizi viran edene,

Allah için hakkımızı helal etmeyeceğiz!

Hem namaz kılar hem alın secdede mi olmaz?

Alın secdede ise niye kibiri kaybolmaz?

Hala niye burnunu havalardan almaz?

Riya ile bizi yakıp yıkıp gideni,

Allah için hakkımızı helal etmeyeceğiz!

Sakın siz siz olun kahramanlarınızı unutmayın!