Boşanma davası sona erdikten sonra genel olarak erkeğin kadına aylık olarak yoksulluk nafakası ödediğini görmekteyiz. Peki, yoksulluk nafakası ödemek mecburi midir? Boşanmış bir erkek, boşanmış olduğu kadına ömür boyu yoksulluk nafakası ödemek zorunda mıdır? Örneğin, evlilik birliği süresince eşini aldatan kişi yoksulluk nafakasına hak kazanabilir mi? Yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü kişi, ekonomik sınırlarını aşan ölçüde nafaka ödemek zorunda kalabilir mi? Veya nafaka miktarının değişen ekonomik koşullar nedeniyle yetersiz kalması durumunda nafaka miktarı artırılabilir mi?

Yukarıda zikredilen sorular, avukatlık mesleğini icra ederken tarafıma sık sık yöneltilen sorular olduğundan, bu haftaki yazımda bahse konu sorulara yazılı şekilde cevap veriyor olacağım.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde; boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın geçimi için, boşanmada kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, karşı tarafın mali gücü oranında süresiz olarak yardım nafakası isteyebileceği düzenlenmiştir. Kanun lafzından da anlaşılacağı üzere, yoksulluk nafakası miktarı, nafaka yükümlüsünü zarurete düşürmeyecek şekilde mali gücü ile orantılı olmalıdır. Yani ödeme yükümlülüğü, borçlu şahsın kendi ihtiyaçlarını karşılamasına ve geçimini sağlamasına engel olacak düzeyde olamaz. Bununla beraber kişinin yoksulluk nafakası ödemeye yeterli geliri bulunmuyorsa, bu halde diğer taraf lehine yoksulluk nafakasına da hükmedilemeyecektir.

Yoksulluk nafakası yalnızca boşanma halinde, geçimini sürdürmekte zorluk yaşayacak eş tarafından talep edilebilir. Bir başka deyişle, yoksulluk nafakası ödeyecek kişinin maddi zorluk ve yükümlülük altına sokulması ya da nafakaya hak kazanan kişinin çalışmadan geçimini sürdürmesinin garanti altına alınması söz konusu değildir. Zira mesleği olan veya çalışıp geçimini sağlayabilecek durumda olan bir kimsenin yoksulluk nafakası talebinde bulunması, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından, bu tür bir talep reddedilmelidir.

Hakim, talep halinde yoksulluk nafakası yönünden karar verebilecektir. Yani gerek boşanma aşamasında, gerekse boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde, taraflardan biri – kadın ya da erkek olması fark etmeksizin – yoksulluk nafakası talebinde bulunabilir.

Nafaka ödeme yükümlüsünün mali gücünün yetersiz kalması, evlenmesi ile giderlerinin artması, yoksulluk nafakası almaya hak kazanan kişinin evlenmesi ya da resmi evlilik olmaksızın fiilen evlilik hayatı yaşaması gibi hallerde nafaka yükümlülüğü mahkeme kararı ile ortadan kaldırılabilir.

Kimi zaman yoksulluk nafakası almaya hak kazanan taraf için nafaka miktarı, enflasyon ve diğer olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle yetersiz kalabilmektedir. Bu durumda ise nafaka miktarının arttırılması yönünde mahkemeye talepte bulunulabilir.

Yoksulluk nafakası talebinin olumlu sonuçlanabilmesi için, temelde talepte bulunan kişinin boşanmada diğer taraftan daha az kusurlu olması gerekmektedir. Bu nedenle evlilik birliğinin zina nedeniyle sona ermesi halinde, aldatan tarafın ağır kusurlu olması söz konusu olacağından, yoksulluk nafakası talebinde bulunması durumunda talebibnin reddedileceğini özellikle belirtmek isterim.

İş bu yazım yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Kendi durumunuza ilişkin hukuki süreçlerde mutlaka bir avukata danışmanızı öneririm. Görüş ve düşüncelerinizi [email protected]
adresine yazabilirsiniz. Bir sonraki yazımda buluşmak üzere, sevgiyle kalın. "Yoksulluk Nafakası: Mecburiyet, Haklar ve Sınırlar”