Sağlık hakkı, bireyin hastalandığında tıbbi bakım alabilmesini, sağlığını koruyacak ve gerektiğinde tedavi olmasını sağlayacak imkânlardan yararlanma hakkıdır. Bu temel hak, hem ulusal hem de uluslararası düzenlemelerde açıkça yer almaktadır. Örneğin, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. maddesi, herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlığı ve iyi yaşaması için yeterli yaşama standartlarına hakkı olduğuna vurgu yapar. Benzer şekilde, Anayasamızın 56. maddesi de her bireyin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almıştır.
Peki, sağlık hizmeti alma hakkımız bu kadar açık bir şekilde tanımlanmışken, bu hakkın diğer tarafında yer alan hekimler açısından durum nasıldır? Hastalıklarımızın teşhis ve tedavi sürecinde bizlerle ilgilenen doktorlar, bu hizmeti sunmakla yükümlü müdür? Daha açık bir anlatım ile : Doktorlar hasta seçebilir mi? Eğer seçebilirlerse, bu hakkın sınırları nereye kadar uzanır? Bu yazımızda ülkemizde yürürlükte bulunan yasal düzenlemeleri göz önünde bulundurarak bahsekonu soruları cevaplayacağız.
Hekimlik Meslek Etiği Kuralları uyarınca, "Hekim görevlerini her durumda hastaları arasındaki siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, milliyet, etnik köken, ırk, cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim, yaş, toplumsal ve ekonomik durum ve benzeri farklılıkları gözetmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. "(m.7)
Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 18.maddesinde ise tabip ve diş tabibinin, acil yardım, resmi veya insani vazifenin ifası halleri hariç olmak üzere, mesleki veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebileceğini hüküm altına almıştır.
Daha açık bir anlatımla yasal kurallar, hekimin hastaları arasındaki farkları gözetmeksizin görevini ifa etmesi gerektiğini emreder lakin acil yardım, resmi veya insani vazifeler dışında mesleğin gereklerinden dolayı veya kişisel tercihleri nedeniyle hekime hastaya bakmayabileciği yönünde hak da tanımaktadır.
Örneğin hekimin, tedavi esnasında uzmanlık alanı dışında bir müdahalede bulunulması gerektiğini farkettiğinde veya yetersiz çalışma koşulları nedeniyle hastaya bakmayı reddetmesi mevzuata göre haklı red durumunu oluşturacaktır. Yine aynı şekilde hastanın, hekimi tehdit, hakaret, şiddet gibi çeşitli durumlara maruz bırakması da bu duruma emsaldir.
Peki ya hekimin, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi'nin 18.maddesinde yer alan şahsi nedenler hususu yukarıda açıklanan Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 7.maddesindeki gerekçelerle örneğin hastanın etnik kökeni, milliyeti, cinsel yönelimi nedeniyle reddetmesi mümkün mü ?
Kendi muayahenesi bulunan bir doktorun, mesleğinin etik kurallarına uygun bir şekilde reddedebileceği kanaatindeyim. Lakin devlet hastanelerinde çalışan doktorların böyle bir durumda 657 sayılı devlet memurları kanununa tabi olmalarından, iş bu kanununun tarafsızlık ve devlete bağlılık alt başlıklı 7.maddesi göz önünde bulundurulduğunda, hukuki bir yaptırımla karşılaşması sözkonusu olabilecektir. Zira mezkur maddede açık bir şekilde devlet memurlarının, görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamayacağı; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamayacağı ve bu eylemlere katılamayacağı yönünde yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bireylerin sağlık hakkını kullanabilmesi için temelde muayene, tedavi vb. süreçleri yönetecek bir hekimin varlığına bağlı olduğu ortadadır. Hekimlerin ise mesleğin onuruna ve ilkelerine uygun bir şekilde görevlerini ifa edebilmeleri mesleki haklarının belirli olması ve mesleği güven içerisinde icraa etmeye elverişli bir ortama ihtiyaç gerekmektedir.
İyi bir insanın, iyi bir öğrenci, iyi bir anne, baba, iyi bir vatandaş, doktor veya avukat...olma potansiyeli yüksektir. Bizler iyi olursak haklarımızı da topluma ve dünyaya faydalı olacak bir şekilde kullanır veya bu şekilde kullanma çabasında olacağımız inancındayım.
İş bu yazıma konu açıklamalar yalnızca bilgilendirme amaçlı olup bahsedilen durumlara ilişkin hukuki süreçlerinizde mutlaka bir avukata danışmanızı öneririm. Görüş ve düşüncelerinizi [email protected] adresine yazabilirsiniz. Bir sonraki yazımda buluşmak üzere, iyilikle kalınız.