16 Temmuz 2016 akşamından beri devam eden Demokrasi Nöbeti açık hava büyük mitingleri, 07 Ağustos 2016 Pazar günü İstanbul Yenikapı'da yapılacak olan Demokrasi Mitingi ile sona erecek. Akşam saatlerinden sabah saatlerine kadar devam eden Demokrasi Nöbetleri ile ulu ve dualı Türk Milleti, istiklâlci ruhunun devam ettiğini, bu ruhun yaşadığını ve her şartta yaşayacağını dünya âleme; dosta düşmana ilan etti.
Aileler, kundaktaki çocuklarıyla bu nöbetlere iştirak ediyorlar. Herkesin elinde bayrağımız var, ama çocukların elinde olan bayrakların anlamı çok daha başka! Babalarının omuzlarındalar ve ellerindeki bayrağı sallıyorlar! Bu çocuklarımız; Filistin'in rahmetli lideri Arafat'ın, kendi çocuklarına, Generallerim demesini bizlere hatırlattı.! Bizim çocuklarımız da bizim generallerimiz! Birçok yurttaş ya oltaya, ya uzunca bir kamışa veya daha da uzun ince bir sırığa bayrak asıp o meydanlarda dalgalandırıyor. Bazı sırıklarda büyüklü, küçüklü iki veya üç bayrak birden asılı; bu bayrakları saatlerce yorulmak bilmez bir enerji ile sallıyorlar!
Şu ana kadar çok şükür, bu nöbetlerde üzücü hiçbir menfi hal yaşanmadı. Finale az kaldı. İnşallah bu nöbetleri milletçe kazasız-belasız atlatırız. Özellikle Yenikapı Demokrasi mitingi için, şimdiden çok ciddi güvenlik önlemleri alınmalıdır. Hainlerin, yerli-yabancı ajanların, anarşist-teröristlerin, bölücülerin, Allah korusun, bize yaşatabilecekleri acılara fırsat verilmemelidir!
Yenikapı Demokrasi Mitingi için asıl yazacağım konu ise şudur: Bir yanda milletimizin gönlünde taht kuran Cumhurbaşkanımız ile Başbakanımızın alçakgönüllülüğü; öte yanda da CHP'nin başındaki zatın kendini beğenmişliği, nazı, gurur ve kibri! Milletin bu mitingine, bırakın, boşverin; bu zat gelmesin!.. Bugünlerde yaşadığımız bir İstiklal Hareketi'dir; bunu anlamayana anlatmaya çalışmak zaman kaybı olur. Zaten ömürlerini siyasetle tamamlamış, tecrübeli şahsiyetlerle konuştuğumda, CHP'nin başındaki zat ve şimdiki CHP için şu görüş ve iddialarda bulunuyorlar: CHP'nin tavanı da, tabanı da ne yazık ki cahil. Bu toplulukta akil insan görebilmek hayli zor! Çoğu sonradan görme. Gerçekte CHP'nin aydını anan yok. TV ve gazeteleri de aynı durumda. Bu haliyle CHP, milletle kaynaşamaz. Milletimizin CHP'yi dikkate aldığı da yok!.. Taksim'deki mitingde FETÖ'ye de, ABD ve başka dış odaklara da hiç değinmedi. Sol literatürde olan bir manifesto edebiyatı ile söze başladı, dışarıya şirin göründü. Salı günleri de kendisini demokrasi ders veren bir hoca sanarak konuşuyor; oysa dertlerimiz nedir, çaresi nedir, bunlar konuşulmalı. Bölücü terörü ne ile çözecek: Daha çok demokrasi, insan hakları ve daha çok özgürlük!.. Bırakın kendi haline bu şahsı, eritip bitiriyor zaten partiyi..
Ahmet Kekeç de Bu adamla mı uzlaşma olacak? başlığı altında CHP'nin başındaki zat için (03 Ağustos 2016 Çarşamba)bir yazı yazdı. Bu yazıdan bir bölüm: Kemal Kılıçdaroğlu'ndan söz ettiğim hemen anlaşılmıştır. Mahkemede doğru söyleyip karakolda şaşan, bir dediği bir dediğini tutmayan, dün söylediğini bugün tekzip eden tuhaf bir adamla karşı karşıyayız. Hangi politikalarında samimi? Bilmiyoruz. Nihayetinde nerede duruyor, son tahlilde ne öneriyor? Bilmiyoruz. Salı günleri bambaşka bir halete bürünüyor. Karşısında, alkışlamaya hazır bir kitle görünce, sözün şehvetine kapılıp bodoslamadan gidiyor. Çam üstüne çam deviriyor. Kırmadık pot bırakmıyor. Bu defa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, moral sadedinde söylediği sözlere takılmış. Birileri, ben başkomutanım diye ortalarda gezinmesin diyor. Görece sulh ortamında bulunduğumuz için birileri ifadesiyle sınırlı tutuyor tahkirlerini. Başkomutan bozuntusu diyecek de, diyemiyor. Sözlerini yutmuş gibi, yutkunarak, ecel terleri dökerek konuşuyor.
Ulu ve dualı Türk Milleti uyansın, iyice anlasın ve inansın ki ulu vatanımız Türkiye çok kalleşçe, alçakça planlanmış, sıraya konmuş saldırılar altında. Güneyimizde toplu kalkışma hazırlığı yapılıyor; bu hazırlığın arkasında bize dost görünen düşman devletler var ve daha geçen hafta bölgeye uzun namlulu otuz bin silah daha stoklandı. Yeniden hendek, mevzi ve bomba tuzakları hazırlanmaya başlandı.
Sevgili kardeşlerim uyanık olalım, elele verelim, ; daha çok okuyalım; okuyalım ki nelerin olabileceğini önceden yazan milli aydınlarımızın yazdıklarından öğrenelim. Milli uyanıklığı ve tedbiri elden bırakmayalım! Mesela İbrahim Karagül (Yenişafak), Ergün Diler (Takvim),Prof.Dr.Mehmet Seyfettin Erol-Prof.Dr.Ata Atun (Milli Gazete),Nurettin Veren-Abdullah Şanlıdağ (Yeni Akit) ve daha nice milli aydınlarımızın yazdıklarını okumamız bize güç verecektir.
Devletimiz, hükümetimiz, milletimiz iç ve dış düşmanlara karşı; özellikle ABD olsun AB ülkeleri olsun, asla savunmada olmamalıdır, taarruz vaziyetinde olmalıdır. Zaten yapılan da budur!..
Geleceğimizden endişe ederek yaşayamayız; böyle hayat olmaz!.. Elin oğlu dosttur veya değildir şunları söylüyor: (!)Avrasya Yerel Yönetim Birliği Güneydoğu Temsilcisi Abdullah Arzakçı, Dugin'in Ankara'ya geldiği gün katıldığı konferansta ve birebir sohbetlerinde "Türkiye'de bir saat sonra, 3 saat sonra ne olacağının garantisi yok. NATO ve ABD, Türkiye'nin dostu olamaz. Sizi peşinde koşturuyor. Okyanus ötesinden gelip burayı karıştırmaktan başka bir katkısı yok. Bu durum Rusya ve Türkiye için tehlike. Türkiye'yi biz kendimizle eşdeğer görüyoruz. Bunlara güven olmaz. Rusya, Türkiye için sıfır risk." şeklinde Türkiye'yi uyarmaya çalıştığına dikkatleri çekiyor. Arzakçı'nınDugin'in konuşmalarına atfen kullandığı şu son cümle ise, adeta 15 Temmuz Darbesine ve onun hedefine işaret ediyor: "Ortadoğu'daki ülkeleri nasıl karıştırdılarsa, Türkiye'yi de her an karıştırabilirler. Her an Türkiye'yi büyük olaylar bekliyor."(Milli Gazete, Prof.Dr.M.Seyfettin Erol, 04.08.2016)
Elin oğlu diyor ki:
-Türkiye'de bir saat sonra, 3 saat sonra ne olacağının garantisi yok!..
Şu cümleler de Takvim Gazetesi yazarı Ergün Diler'den: Yazıyı Erdoğan'la kapatalım. Kritik zamanlarda yanında ailesinden başka kimse olmadı. Siyaseten büyüttüğü, makam mevki verdiği herkes kayboldu. Gezi'yi hatırlayın!.. 7 Şubat'ı, 17-25 Aralık'ı! Kendi başına savaştı. Yardım eden yoktu. En son 15 Temmuz'u cep telefonuyla FACE TİME'la yendi. Millet de yanındaydı. Allah'ın bir hesabı vardı ve o işledi! CIA, hem BOĞAZ KÖPRÜSÜ'nde hem de ekranda yenildi. Kendilerine çok güveniyorlardı ama bu onlara yetmedi. Hep söylediğim gibi OMUZ OMUZA yürümemiz gerekiyor. Bu saatten sonra kesinlikle ayrılmamalıyız. Hep bir ve bütün olmalıyız. Unutmayın şu anda bile çok ilginç yerlerde İKİNCİ SEANS TOPLANTILARI yapılmakta. Biz dağılmazsak kimse dağıtamaz! Biz dağılırsak kimse toplayamaz!..(04.08.2016)
Bir ve bütün olacağız! Sıradaki planları bizi dağıtmak! Asla dağılmayacağız!..
Ulu ve dualı Türk Milleti devletiyle-milletiyle taarruzdadır; dost da düşman da bunu görmüştür, görmemişse de görecektir!..
Selam, sevgi ve hürmetlerimle efendim!