Tarım, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana önemli geçim kaynağı olan bir sektördür. Bu nedenle tarım ve diğer sektörlerde görülen gelişmelere rağmen ekonomide ki yerini ve önemini her dönemde korumaktadır.

Tarım insanın ilk mesleği olup insanı ve bütün canlıları ilgilendirmektedir. Bu nedenle ülkelerin tamamında büyümenin başlangıcı tarım sektörüne dayanmaktadır.

Tarım sektörü, farklı sektörlere ham madde üreten, çeşitli besin maddelerini üreten, bu maddeleri işleyerek besin maddelerini çeşitlendiren, bireylerin ihtiyacını karşılayarak toplumların sağlığı ve ülkenin kalkınması üzerinde önemli etkiye sahip bir sektördür.

İnsanoğlunun hayatını devam ettirebilmesi için besin ihtiyacı vazgeçilmez bir unsurdur, mutlaka doğumundan ölümüne kadar bir şeyler yemelidir. Toplum sağlığı ve ülkenin sosyo-ekonomik kalkınması için yeterli ve dengeli beslenmesi gerekmektedir. Toplumun yeterli ve dengeli beslenebilmesi için mutlaka gıda ürünlerine kolayca erişebilmeli ve satın alabilmelidir. Tarım sektörü, insanoğlunun yaratılışından bu güne kadar bu görevi yerine getirmekte olup bu süreç devam da edecektir. Çeşitli faydaları yanında tarım; ülke nüfusunun belli bir kısmını da istihdam etmektedir. Ülkenin gelişmişlik durumuna göre istihdam ettiği nüfus azalma gösterse de diğer sektörlere finans sağlamasını sürdürmektedir. İstihdama katkısı ve diğer faydaları yanında ülkenin milli gelirine de önemli katkı sağlamaktadır.

Tarım; diğer sektörlere doğrudan ve dolaylı olarak etki etmekte, sadece üretici değil tüketici de tarımsal üretimden doğrudan veya dolaylı etkilenmektedir. Ayrıca üretim süresince faaliyetleri ile çevreye, bulunduğu alanda ki ekolojiye ve biyolojik çeşitliliğe de etki etmektedir. Tarım; toplumun birçok kesimlerini yakından ilgilendirmesi, faydalılık derecesi ve birçok konuda olan katkısı nedeniyle tüm dünyada vazgeçilmez bir sektördür.

Tarım sektörü, ülkelerin gelişmişlik düzeyi hangi seviyede olursa olsun, tüm ülkelerin ekonomik hayatlarında önemli bir yere sahiptir. Çünkü canlıların yaşamaları için gereken insan gıdası ve birçok sektörün kullandıkları hammaddelerin büyük bir bölümünü tarım sektörü sağlanmaktadır. Ekonomik kalkınma sürecinde, tarım sektörü ile sanayi sektörü arasında sıkı bir ilişki vardır. Bu nedenle geçmişte tarıma dayalı ekonomilere sahip olan gelişmiş ülkeler, önce tarım sektörüne ağırlık vererek tarım sektörünün gelişmesini sağlamış, daha sonra bu sektörden elde edilen kaynaklarla sanayileşmeye hız vermişlerdir.

Tarım sektörünün diğer sektörlere nazaran daha vazgeçilmez ve stratejik öneme sahip bir sektör olması nedeniyle, büyük ölçekli ve çok uluslu şirketlerin tarım sektörüne veya tarıma dayalı yan sektörlere olan ilgisi giderek artmaktadır. Dünyanın farklı ekolojilerinde ürün üreterek pazarda sürekliliği sağlamaktadırlar.

Tarımsal faaliyetler, büyük ölçekli ve alanında uzman tarım işletmeleri tarafından, modern tarımsal yöntemler kullanılarak sürdürülmelidir. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak sürekli olarak değişim ve gelişim gösteren piyasa şartlarında, gerek büyük ölçekli, gerekse orta ölçekli tarım işletmelerinin yöneticileri, işletme faaliyetleri sürdürülürken, yaşanan olaylar karşısında daha fazla profesyonel ve planlı davranmak zorundadır. İşletme yöneticilerinin belirli bir plan içerisinde olması ya da gelişen olaylar karşısında bilinçli davranıp rasyonel kararlar alması ise doğru ve gerçek bilgilerin varlığı ile mümkündür. Bu nedenler ile bütün işletmelerde olduğu gibi tarım işletmelerinde işletme alanında konuyla ilgili eğitim almış teknik elemanlarına ve muhasebe kayıtlarının tutulması gerekmektedir. Özellikle teknik eleman çalıştırılması ve muhasebe kayıtlarının bilgiye dayalı tutulması işletmenin geleceği açısından ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Çünkü tarımsal üretim sürecinde; birçok tarımsal ürünün üretilmesi esnasında tarımsal üretim için yapılan harcamalar doğru tutulmamakta veya hangi ürüne ne kadar masraf edildiği tespit edilememektedir. Bu kayıtlar ürün sayısı az olan işletmelerde kolayca ayırt edilebilir iken çok sayıda farklı ürün yetiştiren işletmelerde mümkün olamamaktadır. İşletme içinde oluşan bazı tarımsal girdi veya çıktıların diğer tarımsal ürünlerin üretiminde hammadde olarak kullanılması ve bunların kayıt altına alınmaması da görülmekte olduğundan her şey muhasebeleştirilmemektedir. Ayrıca işletme sahibi, ailesi ve çocukları işletme içi tarımsal faaliyetlerde tam gün veya kısa süreli çalışmalarını (kendi emeklerini) dikkate almamaktadırlar. Birçok üretici girdi temininde ödemiş oldukları KDV’yi mahsuplaşamamaktadır. Bu ve benzer nedenlerle tarımsal üretim maliyetleri ve dolayısıyla da kâr veya zararın tespit edilmesi güçleşmektedir.

Tarımsal üretimde çalışan üreticiler eline geçen ürün bedeliyle hem evini geçindirmek hem de yenilemiş oldukları ekipmanların bedelini ödemektedirler. Küçük aile işletmeleri giderek artmakta olan maliyet ve yıllık gelir azlığı nedeniyle üretimden kaçmakta, tarımdaki nüfus azalmakta ve işletmeler kendiliğinden büyümeye doğru gitmektedir. Rekabet edebilir tarım işletmeleri için de böyle bir yapılanmaya da doğrusu gerek vardır.

Tarımsal işletmelerin ve üretimin sürdürülebilmesi için mesleki eğitim almış kişilerce yapılması hususu; ülkenin gıda üretimi konusunda bir güvence olarak görülmeli, planlama ve desteklemelerde bu husus öncelikli hale getirilmelidir.