Rahmetli Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu hocamız bir makalesinde  “Milliyetçilik, en kısa ve umumi tarifi ile insanın sevgi ve saygı hisleri ile milletine bağlanmasıdır.

Bu bağlılık, milletin diline, dinine, ahlakına, maddi manevi bütün kültür değerlerine karşı derin alaka beslemek; milletin varlığını geliştirme, kudretini artırma, ülkeyi koruma hususunda her türlü fedakârlığa katlanmak suretinde belirir.

Milliyetçi, hiçbir karşılık beklemeksizin, hayatını bu istikamete yö­neltir, günlük yaşayışını bu esaslar içinde düzenler ve devam ettirir. Fakat milliyetçiliğin gerektirdiği bu manevi üstünlüğe ulaşmak pek kolay değildir.

 Çünkü milliyetçilik, kaderde ortak olanlar, aynı kül­türden feyz alanlar, sevinçte ve kederde iştirak ha­linde bulunanlar için bazen hayat pahasına fedakârlığı icap ettirir. Kısaca, milliyetçilik insana milli ve beşeri üstünlük sağlayan yüksek ahlakın ta zirve­sinde yer alan bir ruh halidir” olarak tarif etmektedir.

Anayasa'mızın 66'ncı maddesinde Türk'ün tarifi yapılmıştır: "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür." Anayasa Mahkememizin verdiği kararlarda da Türklük, vatandaşlık bağı ile tanımlanmıştır.

Bu yazının muhatabı yukarıdaki tarife uyan, kendini Türk milliyetçisi olarak tarif eden meşrebi, mezhebi, etnik kimliği, partisi, cemaati, cemiyeti, ait olduğu statüsü olursa olsun bütün Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarınadır.

Daha öncede yazdığım gibi; “Vatanında mahkûm edilse bile çok kalmadı Muhammedî menzile “diye düşünen, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır.

Ülkenin demografik yapısı bozulurken,

Bütün yerli milli kaynaklar el değiştirirken,

Ülkenin insanı geleceğinden ümit kesmişken,

Yarın ki Türkiye’nin kurucuları pırıl pırıl gençler ülkesini terk etme gitme hayalleri kurarken, zenginini daha zengin fakirin daha fakir olduğu vahşi kapitaliz çığ gibi büyürken,

Bütün kutsal değerlerimizin içi boşaltılırken,

Anadolu coğrafyası üzerinde yeniden planlar yapılırken,

40 yıldır Türk devletinin temeline dinamit koymaya çalışan Törer örgütünden ve onların ağababalarına tavizler verilirken,

Yeni bir ittihat terakki ruhu ile birleşip ayağa kakma vakti gelmedi mi?

Türk milliyetçileri potansiyel olarak ülkemiz üzerinde oynanan oyunları bozacak irade ve azmine sahiptirler.

Osmanlı devletinin son döneminde Türk milletine dayatılan Sevr’i, Mondros’u, bölünmeyi, mandacılığı ret edip bir avuç inanmış kitlenin öncülüğünde yeniden “ya istiklal ya ölüm diyerek” bize Türkiye Cumhuriyeti Devletini bahşeden Türk milletinin ruhu vardır, var olmaya devam edecektir.

Dün Abdullah Cevdet ile Mehmet Akif Ersoy’u bir araya getiren şartlar fazlasıyla oluşmuştur. Gün birlik ve beraberlik içinde fikir ve eylemde birlik hareket etme zamanıdır.

Yarın çok geç olabilir. Onun için Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi çayır beyin teklif ettiği “Adalet İttifakı “ çatısı altında ittihat terakki ruhunu benimsemiş bütün siyasi ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelmelidir.

Benlik ve parti taassubu bir kenara bırakılıp, Türk milletinin önüne yeni bir seçenek sunulmalıdır.

Bu çağrımızın birinci derece muhatapları bizim mahallenin milli hassasiyeti yüksek siyasi parti genel başkanları;

İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu Bey,

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ Bey,

Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır Bey,

Anahtar Partisi Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu Bey,

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici Bey başta olmak üzere tüm yerli ve milli unsurları fikir ve eylemlerinde benimsemiş sivil toplum kuruluşlarıdır.

Türk milletinin önüne yeni bir projeksiyon açmak için yarın çok geç olabilir.

Eğer vatanım bölünecekse, eğer milletim parçalanacaksa, eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti yıkılacaksa, eğer bayrağım düşecekse, eğer ezanım susacaksa; ne partisi ne pırtısı ne canım hepsi feda olsun.” diyen Muhsin Yazıcıoğlu’nun dava arkadaşı, ülküdaşı iseniz, nefislerinizi ve mensubiyet duygularınızı bir kenara bırakıp yarınki müreffeh bir Türkiye için hayırlı bir adım atmak vakti gelip geçmek üzere..

İbni Haldun diyor ki “Bir milletin gelecekte ne yapabileceğini anlamak için geçmişte yaptıklarına bakmak lazım”

Son sözümüz rahmetli Ozan Arif’in “Körmüsün “ adlı şiirinden olsun.

“Bırak be milletim, gafleti bırak!

Aç gözünü artık, şu piçlere bak!

Vatanında bayrağını yırtarak,

Ay-Yıldız"ı yoluyorlar, kör müsün?

Kör müsün diyorum, hiç kızma, affet,

Zıvanadan çıktım, nedir bu gaflet?

Savaş var, karşında devlet yok devlet,

Sinsi sinsi geliyorlar, kör müsün?

Ya Allah Bismillah Allahuekber…

Baki Selamlar..