Birçok bitkinin yetiştirilmesinde ya bölgenin yağışı yeterli olmalı, ya da sulama yapılmalıdır. Yağışın yetersiz ve sulamanın yapılamadığı arazilerde kuru tarım yapılmaktadır. Sulama yapılan alanlarda kurak alanlarda alınan verime göre kat kat fazla verim alındığından sulanması mümkün olan arazilerde sulama yapılarak zirai ürün yetiştirilmelidir.

“Türkiye teknik ve ekonomik olarak kullanabileceği 112 milyar metreküp suyun halen kullandığı yıllık su miktarı 57 milyar metreküpe ulaşmıştır. Yani mevcut suyun yaklaşık yüzde 51’ini kullanmaktayız. Ülkemizde kişi başına yıllık ortalama su miktarı 1200 metreküp seviyesindedir. Ülkemiz kişi başına düşen su miktarı açısından su zengini ülke olmayıp, su stresi yaşama sınırında olan bir ülkedir. Bu verilen değerler ülke ortalama değerleri olup bazı bölgelerimiz su fakirliği yaşanmakta olup giderek artan nüfusumuz ve kuraklık nedeniyle de su fakiri ülke olmaya doğru gidiyoruz. O halde suyu bilinçli ve tasarruflu kullanmalıyız.

Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre; Türkiye’de sulanabilir 8,5 milyon hektar tarım alanının yaklaşık yüzde 84’ü olan 7,2 milyon hektarı sulanabilmektedir. Su temini olması halinde gelişen sulama teknikleriyle bu alan daha genişletilebilir. Ancak son yıllarda kuraklık nedeniyle sulamaya açılan alanlara yeterince su verilememektedir. Yeterli yağış alınamadığından göl ve barajlardaki su yetersizliği nedeniyle bazı bölgelerimizde sulama alanlarında su kısıtlaması uygulanmakta ve mevcut kanallara su verilememektedir (Örnek: Konya Ovası gibi).

Küresel ısınma ve İklim değişikliği nedeniyle görülmekte olan; kuraklık, su kıtlığı, taşkınlar, zirai don, orman yangınları ve yer sarsıntıları gibi olaylar tüm dünya için problem haline gelmekte olduğunda artık birer istisna değil yeni ve normal olaylar haline gelmektedir. Bu olaylar dünyanın değişik bölgelerinde görülmekte olup toplum olarak da her geçen yıl daha fazla yaşamaktayız.

1 Ekim’de başlayıp 30 Eylül’de sona eren “su yılı” verileri son yıllarda hiçte iç açıcı görülmemektedir. İklim krizi, kuraklık ve çevre olayları tarımsal üretimde üretim miktarlarını önemli oranda etkilemektedir. Bölgemizde oluşmakta olan obruklar, ülke genelinde çok yerde görülen don olayları, şiddetli yağışlar ve benzeri meteorolojik olayların giderek arttığı görülmektedir. Bu felaketler sadece üreten çiftçiyi değil tarıma dayalı bütün sektörleri ve tüketiciyi de etkilemektedir.

Kuraklık, düşük sıcaklık ve yüksek (aşırı) sıcaklık gibi yaşamakta olduğumuz iklim olayları tarım ürünlerinde verim ve kalite düşmesine neden olmaktadır. Sadece kuraklık değil don, sel ve benzeri meteorolojik olaylarda tarımsal üretimi etkilemektedir. 2025 yılı Nisan ayında görülen don olayı gibi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasına göre sadece zirai don zararı için çiftçiye yapılacak ödeme 46,5 milyar liradır. Tarımda sigorta sistemi istenilen seviyeye ulaşamadığı için don zararından dolayı TARSİM Sigortası kapsamında 50 bin 300 üreticiye 23 milyar lira hasar ödemesi yapılacağı ve sigorta yaptırmayan Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı 420 bin üreticiye de yaklaşık 23,5 milyar lira devletin ödeme yapacağını belirtilmiştir. Don ve benzeri meteorolojik olaylara karşı çiftçiler diğer sektörlerde olduğu gibi güvenceli de değillerdir.

Türkiye’de suyun yaklaşık %75’i tarımda kullanılıyor. Dolayısıyla tarımsal sulamada suyun verimli zamanında ve yeterli kullanılması gerekmektedir. Çok şeyde israftan kaçınıldığı gibi suyu da tasarruflu kullanmalıyız. Sudan tasarruf yapılması gelecek açısından büyük öneme sahiptir.

Kuraklığın en büyük etkilerinden birisi barajlarda ve göllerde su seviyesinin kritik noktaların altına düşmesi ve tarımsal üretim alanlarına su verilememesi ve üretimde verimliliği azalmasıdır. 2024 yılı; son 53 yılın en sıcak yılı olduğu ve yağışların uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 6,3 azalmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre tarımdaki su verimliliği %51 civarındadır. Neredeyse suyun yarısını kullanamıyoruz demektir. Bunun önlenmesi için su yapılarının daha bakımlı hale getirilmesi ve su kaybını azaltan tedbirlerin uygulanması gerekmektedir. Tarımda yüzde 51 olan su verimliliğinin yüzde 70-80’lere ulaşması için suyun doğru yönetilmesi yanında kapalı sistemle suyun tarlaya ulaştırılması ve tarlada da basınçlı sulama sistemlerinin kullanılması gerekmektedir. Basınçlı sulama sistemlerine geçilmesi ile iletim kayıpları minimum seviyeye indirilmekte ve tarla içi sulama sitemleri ile önemli ölçüde su tasarrufu sağlanarak üretimde su kullanım randımanının maksimum seviyeye yükseltilmesi gerekmektedir. Çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden olacağından modern sulama sistemleri kullanımı ile tarımda sağlanan verim artışları sağlanacak ve dışa bağımlılık azalacaktır.

Suyun verimli ve tasarruflu kullanılması konusunda yıllardır çeşitli toplantılar ve etkinlikler yapılmakta olmasına rağmen maalesef istenilen seviyeye gelinememiştir. Evlerde ve diğer sektörlerde kullanılan suyun tasarrufu da önemli ancak suyun dörtte üçünün kullanıldığı tarımda suyun verimli kullanımı daha da önemlidir.

Yeraltı suyu kullanan çiftçiler açtıkları kuyularda her yıl biraz daha derine inerek su almaktadır. Yüzey suyu kullanımında olduğu gibi yeraltı suyu kullanımında da sıkıntılar yaşanmaktadır. Her geçen yıl daha derinden su almak zorunda kalan çiftçilerimiz daha yüksek maliyetle ürün yetiştirmek zorunda kalmaktadır.

Türkiye genelinde binlerce kaçak kuyunun olduğundan bahsedilmektedir. Çiftçi sulu tarım yapmak amacıyla kendi kuyusunu kazarak sulama suyu temin etmektedir. Bunları kaçak kuyu diye nitelendirmek yerine devletin ilgili kurumları bir sistem geliştirerek açılmış olan kuyuların su verimliliğini dikkate alarak birlikte kullanıma dönüştürmelidir. Bu getirilecek sistemle kaçak denilen kuyular resmileştirilmeli ve yeraltı suları da bilinçli kullanılmalıdır.

Ülkemiz nüfusuna göre toplumun gıda ihtiyacının karşılanması, sanayinin ihtiyacı olan tarım ürünlerinin dengeli ve sürekli üretilebilmesi önemlidir. Bunun yanında tarım kesiminde çalışan nüfusun hayat standardının yükseltilmesi ve kentlere göçün önlenmesi de sosyal açıdan önemli görülmektedir. Bu göçün önlenmesi ve üretimin yeterli miktarda tutulabilmesi için tarımda sulanan arazi miktarlarının su ihtiyacı karşılanmalı, hatta sulanan alanlar artırılmalıdır.

Türkiye’de suyun dörtte üç gibi büyük bir kısmı tarımda kullanılmakta olduğundan tarla sulamada modern sistemlerin kullanılması desteklenerek tercih ettirilmelidir.

Bir kaç yıldır bazı bölgelerimizde görülen su kısıtlığı giderek artmakta olduğundan bu durum sektörler arası ve iller arası su gerilimlerine sebep olabilecek noktaya doğru gitmektedir. Göller ve sulak alanlarımızın kuruması, nehirlerimizin kirlenmesi bölgenin ekolojik dengesini bozacak ve birçok çevresel sorunlar oluşturacaktır. Bu nedenle su alınması düşünülen bölgelerde ekolojik dengeyi bozmadan suyun fazla olduğu dönemlerde suları depolayacak yapılar veya başka bölgeye aktarma projeleri yapılmalıdır. Böylece fazla su zararları önlenmeli, diğer bölgelerin su ihtiyacı da karşılanmalı ve suyun dengeli kullanımı sağlanmalıdır.

Susuzluk ve kuraklık tarımın geleceğini tehdit etmektedir. Gerekli önlemlerin alınması gecikirse gıda üretimi ve sürdürülebilirliğinin tehlikeye girmesi kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca susuzluk nedeniyle tarımsal üretimde ciddi verim kaybı nedeniyle dışa bağımlılık artacaktır. Bu tehlikenin yaşanmaması için İç Anadolu Bölgesi gibi bölgelerimizde ürün çeşitliliği, yeni ürün deseni yanında mevcut üretim potansiyelinin sürdürülmesini sağlayacak suyun temin edilmesi ve suyun tasarruflu kullanılması gereklidir. Her konuda olduğu gibi su kullanımı konusunda da konu uzmanlarının önerileri dikkate alınmalıdır