Ülkemiz tarımında gerçek korku genç nüfusun tarım sektöründen kaçmasıdır. Türkiye’de 2005, 2015 ve 2025 yıllarına ait farklı kaynaklara göre sektörel istihdam dağılımı toplam istihdam içerisindeki yaklaşık payları (%) aşağıda gösterilmektedir.

Sektör/ Yıl

İstihdam Payı (%)

2005

2015

2025

Hizmetler

47.3

51

59

Sanayi+ İnşaat

27.2

27

27

Tarım

25.5

22

14

Kaynaklara göre istihdam oranlarında bazı farklılıklar olduğu bir geçektir. Ancak bu verilere göre 2025 yılından 2025 yılına gelindiğinde yirmi yıllık sürede istihdamın yaklaşık %59’u hizmetler, %27’si sanayi ve inşaat sektöründe (%20’si sanayi+ %7’si inşaat sektöründe) ve %14’ü tarım da çalışmaktadır. Hizmetler sektörü açık ara en yüksek istihdam payına sahip olup tarım sektörü hızla azalmaktadır. Son yirmi yılda tarım sektöründeki nüfus %46.1 oranında azalmıştır. Dünyada da gelişmiş ülkelerde tarım nüfusun istihdamda aldığı payda düşüktür. Ülkemizde tarımla uğraşan nüfusun oranının fazla olması yanında çalışanlarında yaşlı olması dikkat çekmektedir.

Tarımda nüfusun yaş ortalaması, hem Türkiye’de hem de dünyada giderek artan bir demografik eğilimi gösteriyor. Genç nüfusun tarımdan uzaklaşması nedeniyle tarım sektöründe çalışanların ortalama yaşı her geçen yıl artmaktadır.

Türkiye’de tarımla uğraşanların yaş ortalaması Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Çiftçilerin (tarım nüfusunun) ortalama yaşı yaklaşık 59 olarak belirtilmektedir. Tarımda ki erkek çiftçilerin ortalama yaşı 58 ve kadın çiftçilerin ortalama yaşı ise 61 olarak verilmektedir.

Dünya genelinde eğilime bakıldığında Uluslararası kuruluşlar ve analizler de küresel ölçekte tarımsal nüfusun yaşlandığını göstermektedir. Dünya genelinde çiftçilerin veya tarım üreticilerinin ortalama yaşı yaklaşık 55 civarındadır. Birleşik Devletler’de tarım üreticilerinin ortalama yaşı 58,1 olarak bildirilmektedir (2022 verisi). İngiltere gibi bazı ülkelerde çiftçilerin ortalama yaşı yaklaşık 60 civarındadır. ABD tarımındaki genç nüfus oranı yaklaşık %9’dur (35 yaş ve altı üreticiler-2022). Ülkemizde ise tarımda gençlerin (18–32 yaş arası) sadece yaklaşık %5’lik küçük bir paya sahip olduğu belirtilmektedir. Her ne kadar yaşlanan tarım nüfusu içerisindeki genç nüfus oranları birbirine yakın görünse de işleme büyüklüğü ve teknoloji kullanımı gibi farklılık ülkemizin aleyhinedir.

Teknolojik olarak gelişmiş ülkelerde modern tarım aletlerinin kullanımı ve işletmelerin arazi genişliği büyük olması nedeniyle tarımla uğraşan nüfusun yaş ortalaması yüksek olması normal görülmektedir. Onlar daha çok bilgisayar programlı ekipmanlarla birçok faaliyetlerini sürdürürken ülkemiz henüz o seviyeye gelememiştir. ABD’de tarım işletmelerindeki arazi büyüklüğü (ortalama işletme alanı) genellikle 466 acre civarında yani yaklaşık 1886 dekardır. Türkiye’ de ise bir tarım işletmesinin arazi büyüklüğü ortalama olarak kaynaklara göre yaklaşık 70 ila 90 dekar civarında olduğu bildirilmektedir.

Tarım ürünlerinde teknoloji kullanımı ve ürün fiyatlarında rekabet edebilme bu verilere göre nasıl mümkün olabilir. Esas tartışılması gereken konulardan birisi de bu olmalıdır. Her ülkenin tarımında kendine has arazi ve ekipman kullanımında geleneksel alışkanlıkları ve politikaları var olması ve buna göre de yapılanma farklılık göstermesi normal karşılanabilir. Ancak iletişimin arttığı dünyamızda yaşlanan tarım nüfusu aynı şartlarda yarışamaz ise küçük işletmeli ve teknoloji kullanamayan ülkelerin yarışı kaybetmesi beklenen sonuçtur. Bu nedenle tarımda ortak teknolojik ekipmanlar kullanma zorunluluğu kaçınılmaz uygulamalar arasında olmalıdır. Ürünlerin hasadında kullanılan “Biçerdöver” kullanımında olduğu gibi birçok ekipmanda ortak kullanım tarımsal kooperatiflerce yaygınlaştırılmalıdır.

Önemli bir sosyal konuda tarımla uğraşanların geleceklerini garanti görmeme durumudur. Her yıl gelecekte beklenen ürün miktarı ve fiyatı belirsizliği gençleri tarımdan kaçırmaktadır. Bu endişe genç nüfusun garanti bir asgari ücreti tercih etme nedeni hale gelmektedir. Bunun önlenmesi için yeni tedbirler alınmalıdır. Özellikle yöremizde yaygınlaşan köyde oturana kız vermem demeleri önemli bir problem haline gelmiştir. Bunda ailelerin haklı olduğu yönler de yok değildir. Özellikle belediyelerin imar çalışmalarında köylere (mahallelere) yeterince ağırlık verilmemesi, yani şehirdeki gibi evlerin olmaması da bu tercihi veya diğer bir ifadeyle gençlerin kaçışını tetiklemektedir. Çok yerde imar çalışmalarının halli ve evlenen çiftlere yapılan yardımlarda köyde tarımla uğraşanlara daha fazla oranda yardım yapılması da hem nüfus artışına hem de gençlerin tarım sektöründe kalmalarını teşvik edici olacaktır.

Bu ve bunun gibi özendirici teşvikler uygulanması yapılmaması halinde işletmelerin arazi büyüklüğü ve yeni teknoloji kullanımı yönünden çok yeterli olmayan çalışmakta olan yaşlı nüfus da yiyecek kadar bir emekli maaşını yeterli görerek tarım sektöründe çalışmaktan kaçacaktır. Azalan nüfusun yerini teknoloji alamaz ise ülkemizin gıda güvenliğinin bu şartlarda sürdürülmesi de mümkün olamayacağından daha çok tarım ürünü üretmek yerine daha çok dış alım yapan ülke haline gelebiliriz. Bu husus hafife alınmamalı gerekli politikalar uygulamaya konulmalıdır.