Tarım ürünlerinin fiyatları bölgenin iklim özelliklerine bağlı olarak o yıl veya dönemde üretilen miktarlarına göre değişkenlik göstermektedir. Son dönemde bir ürünün tarla fiyatı ile Pazar veya marketteki fiyatı arasında ki uçurumdan sık sık bahsedilmektedir. Gerçekten tarla ile raf arasındaki fiyatların farklılığı herkesin gözünden kaçmıyor. “Meyve bahçesinde ki elmanın” “tarladaki patatesin” veya soğanın, kavunun, karpuzun fiyatı market veya manavlardaki fiyatıyla karşılaştırılmaktadır. Bazı ürünlerinde işlenmeden önceki hali (Örnek: Çeltik işlenince pirinç olur) ürünün satış fiyatı ile mukayese edilmektedir. Tarla fiyatı ile pazar veya marketteki bu farklılığın fiyat olarak karşılaştırılması yapılarak aradaki farkın önemli bir kısmının doğrudan market ya da tedarikçi firmanın kârıymış gibi bir algı oluşturulmaktadır.
Bir ürünün tarlada nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte birçok maliyet ve gider bulunmaktadır. Bu süreçte depolama, sınıflandırma, temizleme, işleme, paketleme ve finansman maliyetleri ile iş gücü ve perakende satış giderleri fiyatın oluşumunda belirleyici rol oynuyor. Tarla ile raf arasında oluşan fiyat farkının ürün fiyatına ek olarak bu sayılanlar yanında nakliye, hamaliye, ambalajlama, vergi, ürün kaybı ve diğer giderlerin maliyetleri artırdığı görülmelidir. Bazı kişiler veya gruplar maliyete etkili olan bu giderleri tamamen görmezden gelmekte veya çok önemsememektedir. Yapılan bu tür yorumların bazıları kamuoyunu yanıltıcı bir şekilde yönlendirmektedir.
Fiyat nicelik ve ürün değeri niteliktir. Bu nedenle tüketici tercihi fiyat oluşumunda da etkilidir. Semt pazarları arasında az da olsa görülmekte olan bu farklılığın açık örneğidir. Ürünün tazeliği, bazı ürünlerde eski ve yeni mahsul olması, yerli veya ithal olması gibi birçok özellik ürünlerde tüketici tercihini belirlemede ve pazar fiyatının oluşmasında etkili faktörlerdir. Şehrin merkezindeki pazardaki ürün fiyatı ile kenar semtlerde ki pazardaki ürün fiyat farklılığı alıcının ekonomik gücü ve üründe kalite özellikleri farklılığından oluşmaktadır.
Elbette enflasyonla mücadelede etiketlerin kontrolü önemlidir. Gıda ve pazardaki ürünlerin fiyatları da ciddi takip edilmelidir. Kontroller maliyetin doğru oluşmasına sebep olabilir. Ancak, maliyete etki eden unsurların azaltılmasıyla son kullanıcıya ulaşan fiyatı düşürmek daha da önemlidir. Bunu yapmak serbest ekonomi kuralları içerisinde çok kolay olmamaktadır. Bu nedenle yerleşim yerlerinin belirli bölgelerinde tarladan veya bahçeden tüketiciye ürün veren tanzim satış yerleri açılarak daha düşük fiyatla tüketiciye daha ucuz gıda ve tarım ürünleri satılabilir. Ayrıca fiyat oluşumundaki maliyetler detaylı araştırılır, bunlara destek verilerek kalıcı çözümlere ulaşılır ise fiyatta 4- 6 kata ulaşan fiyat farkı azaltılabilir.
Son yıllarda tarım ürünleri fiyat artışları enflasyonun sebebi olarak gösterilmektedir. Üzeri açık işletme olarak da belirtilen tarım ürünleri üretimi iklim şartlarına bağlı olduğundan bir ürünün üretimi fazla ise üretici maliyetine veya zararına satmak zorunda kalmakta iken tedarikçi ve ürünü satışa sunanlar mutlaka belirli bir miktar kazanmaktadır. Üretim miktarı az ise üreticinin kazanması yanında tedarikçi ve ürünü satışa sunanlar da kazanmaktadır.
Türkiye; tarımsal üretimde kullanılan enerji, akaryakıt, kimyasal gübre ve ilaç gibi girdilerin bir kısmını ithalat yoluyla karşılamaktadır. Dövize endeksli olan bu girdilerin daha fazla yerli üretimle üretilmesi halinde üretim maliyetlerini kontrol altına almak mümkün olacaktır. Bunlar yapılabilir veya bazı kalemler desteklenir ise tarım ürünlerinde ki fiyat artışı enflasyonu yükseltenler arasında çok etkin olmayacaktır.
Gıda fiyatlarının kontrol altına alınması için maliyetlerin düşürülmesinin yanı sıra verimliliğin artırılması da gerekiyor. Enflasyonla mücadele sürecinde tarımsal girdi fiyatlarının kontrol altına alınması ve tarım ürünleri üretici maliyetlerinin düşürülmesi ayrıca iyi bir planlama ile arz-talep dengesinin sağlaması hayati önem taşımaktadır. Bunlar yapılabilir ise başarı sağlanır.
Gıda arz güvenliği için sadece üretim artışı da yeterli değildir. Kayıp ve israfın azaltılması da bir o kadar önemlidir. Kayıplar tarladan sofraya gelinceye kadar her safhada görülmekte olduğundan gıda güvenliği açısından birçok alanda olduğu gibi tasarruf kültürü tarımsal üretime de entegre edilmeli ve gereken yapılmalıdır.
Tarımın, çiftçinin sorunları ve çözüm önerileri sektörel sorumluluk gereği yıllardır çok kişi tarafından dile getirilmeye çalışılmaktadır. Toprağı işleyen ve hasat eden yoğun emek sarf ederek her türlü nimetlerin sofralarımızda olmasını sağlayan emektar çiftçilerimiz, ülkemizin gıda güvencesini sağlamaktadır. Emeği ve alın teriyle üretilen ürünlerin karşılığında yeterli gelir edemeyen üretici üretimden kaçmaktadır. Tarımda nüfus giderek yaşlanmaktadır. Bunun önlenmesi gerekmektedir. Üreticinin gelir düzeyinin korunması ve tarım sektöründe sürdürülebilirliği sağlamak tarım ürünlerinde üretim ve ürün fiyatında istikrar demektir.
İklim değişikliği tarımsal üretimde sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğine ek olarak fiyat istikrarı açısından da önemli bir tehdit unsuru haline gelmiştir. İklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklık ve aşırı hava olaylarının tarımsal üretimde üretim miktarı ve kalitesinde değişmeye neden olduğu bir gerçektir. Bu gerçeğe dayanılarak bazı kalemlerce ürün maliyeti ve fiyatları ile ilişkili olduğu değerlendirilerek enflasyonu artırdığı belirtilmektedir. Enflasyonun kontrol altında tutulması elbette istenilen bir durum olmasına rağmen daha yüksek enflasyonun yaşanmaması için ve tarımsal üretimde önemli bir yeri olan ülkemizin gelecekte tarımsal üretimi sürdürmesi ve gıda güvenliğinin sağlanmasının güvence altına alınmasının önemi de göz ardı edilmemelidir.