SOĞUK AMA SICAK BİR SEÇİM SABAHI

Akşamdan bu yana hatta daha öncesinden, yapılacak 2014 Yerel seçimlerin ülkemiz için, şehrimiz için, ilçemiz Meram ve mahallemiz için hayırlı olması için dua ediyordum.

Pazar günü sabahın 05.05'inde sabah namazı için evden çıktığımda, seher vaktinin alaca karanlığında, buz gibi bir mart soğuğuyla karşılaştım. Uzaklardan gelen tek tük horoz sesi, köpek havlaması kulaklarıma çarpan soğuğa karışıyordu. Adımlarımı hızlandırdım.

Akkabak Mehmet Ağa Camii'ne girdiğimde imamımız Ali Efendi çoktan Allahu Ekber deyip namaza durmuştu. Hemen saftaki boşluğu doldurup, kıyama durdum. İmamız hafız olması sebebiyle Fatiha'dan sonra Saff suresini okumaya başladı. Ayetler okundukça adeta bir alt yazı gibi gözümün önünden, zihnimden akmaya başladı.

Toplam 14 ayetten oluşan bu Sure'de okuyana ve dinleyene verilen mesajlar, anlamaya ve yaşamaya değer mesajlardı. Tam da gündeme oturan ilahi buyruklardı. Sanki hocamız bilerek seçmiş gibiydi.

İlk ayet, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih ederler diye başlıyor, “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” sorusuyla devam ediyordu.”Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah'ın gazabını üzerinize çeker” diye devam ediyordu.

“Allah, kendi yolunda kurşunla kenetlenmiş bir bina gibi, saf tutarak omuz omuza savaşanları sever” diyordu.

Kâfirler ve müşrikler hoşlanmasa da beğenmese de Allah'ın nurunu tamamlayacağını, İslâm'ı diğer dinlere üstün kılacağını, Allah'ın zalimleri hidâyete ve doğru yola erdirmeyeceğini, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isteyenlerin başarılı olamayacaklarını, yine bu sureden öğreniyorduk.

Allah'a ve Rasul'üne iman etmeyi, mallarımızla ve canlarımızla cihad etmeyi, eğer böyle yaparsak Cennet'e, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere konulacağımızı, dahası Allah'tan bir zafer ve yakın bir fetihle müjdelendiğimizi,   okunan ayetlerden anlayabiliyorduk.

En son ayet “Ey iman edenler, Allah'ın dininin yardımcıları olunuz” diye sona eriyor, müminlerin üzerine düşen görev ve sorumlulukları hatırlatıyordu.

Surenin tamamını, sevgili okuyucularım tefsir ve meallerden okuyabilirler.

Güzel duygularla camiden ayrıldık. Camiye gele cemaatle el sıkıştık, musafaha ettik. Hal hatır sorduk.” Haydi bakalım bugün seçim var, iyi bir seçim olsun, memleket huzur bulsun” dedik.

Sabahın soğuğu devam ediyordu. Sanki kış gelmiş, ağaçlar çiçek açmaya korkuyor gibi titriyorlardı. Soğuk bir sessizlik vardı. Yağan yağmur her şei temizlemiş, esen rüzgâr çöpleri yok etmişti. Ortalık tertemiz olmuştu.

 Meydanlardaki seçim afişleri, bayrakları tamamen inmiş, sokak direklerindeki ve ağaç gövdelerindeki birkaç muhtar adayı posteri kalmıştı. Birden gözüme bir başka kağıt ilişti.

Siyah renkli, küçük bir kağıt. “Hiç düşündün mü?” diye başlık atan, beş altı ayetin yer aldığı, insanları oy vermemeye, ya da oylarını iptâl etmeye çağıran bir kağıt. Beton direğe yapıştırılmış kağıttaki yazılar “Oy kullanırken Allah'ın hakkı olan yönetimi O'ndan alıp aciz kullarına verdiğini ve bununla Allah'a ortak koştuğunu bil” diye devam ediyor, sanki oy kullanmayı şirk oy kullananları da müşrik olarak gösteriyordu.

Bunu yapanlar, insanın Allah'ın halifesi olduğunu, emaneti ve sorumluluğu insanlığın yüklendiğini, insanın Allah'a, kendine ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumlu olduğunu, insanın nesne değil özne olması gerektiğini bilmiyorlar mıydı?

Bunu yapanlar, meydanları ve hizmet alanlarını kimlere terk ettiklerini hiç düşünmüyorlar mıydı?

Bunu yapanlar kimlerin hesabını kolaylaştırıp, kimler adına gönüllü olarak çalışmış oluyorlardı?

Birden bu dondurucu soğukta içim yandı, yüreğim burkuldu.

Evime geldiğimde Saff Suresini bir kez daha okudum. Asla yalan söylememeyi. Allah yolunda çelikten saflar oluşturmayı ve Allah'ın dinine yardım etmeyi bir daha hatırladım. Seçim sonuçları mı? Akşama ne kaldı ki?

                                         HEM NALINA HEM MIHINA

 BİR DOST MAİL'İ

Ekrem Eraslan, Ankara'dan mail atmış:

“Altı üstü, çöpümüzü alıp sokakları temizleyecek, gelecek seçime kadar unutacağımız, 3-5 proje sallayacak, yakın organizasyon şirketlerine kıytırık 3-5  alengirli isimler konulmuş eğitim, kültür-sanat aktivitesi yaptıracak, ara sıra kaldırım ve yollarda taş değince (ya da beklediğimiz durakta otobüs şoförünün görmezden gelip almadığı zamanlarda) argo laflar edeceğimiz belediye başkanlarını seçecektik.

Amma velâkin millet olarak, pek mahir olduğumuzu göstererek konuyu hayat memat meselesi, vatan-millet davası, kurtuluş, özgürlük savaşı haline soktuk. Yarın(bugün) her birimiz sandıklara vatan kurtaran birer aslan pozunda gidip beş yıllığına genel başkanların başkanlıklarını istediği başkanları seçip, tasdik edip döneceğiz.

İşin garip yanı seçime öyle bir kaptırdık ki, bu tuhaflığın sonucunda hakikaten memlekette kaos çıkma ihtimali var.

Allah'ım aklıma mukayyet ol”

Ekrem Eraslan, siyaset yapmış biri. Ankara'da çalışıyor. Yıllar önce dindar diye Ordu'dan atılmıştı,referandum sonu hakları iade edildi.

 Üzülme ve karamsar olma Ekrem abi:

“İnşallah, her şey daha güzel olacak, herkes çıkarması gereken dersi çıkaracak.”

                                                  GÜNÜN SÖZÜ

HER ŞEYİN ANAHTARI SABIRDIR. CİVCİVİ, YUMURTALARI KULUÇKAYA YATIRARAK ELDE EDERSİN; KIRARAK DEĞİL.

                                                                                                                    Arnold Glasow