Bitkilerin minimum, optimum, maksimum ve yetişme süresince toplam sıcaklık istekleri farklıdır. Bitki için bu sıcaklıklar uygun ise o bölgede yetişirler. Her bölgede bitki topluluğu (Flora) ve hayvan topluluğu (Fauna) bölgenin iklim özelliklerine göre oluşmaktadır. Bir bölgede benzer bitkilerin bir araya gelmesiyle oluşan topluluklara bitki örtüsü veya vejetasyon denilmektedir. Orman Bozkır vd. gibi. Bu vejetasyonlarda bulunan bitki türleri yaşadıkları ortamın toprak ve çevre faktörleriyle uyum sağladıkları için gelişmelerini sürdürmektedirler.

Gelişme süresince istenilen sıcaklıklar dışında görülen aşırı hava şartlarına da tepkileriyle uyum sağlamaya çalışırlar. Ancak uzun süren ekstrem durumlar bitkilerin zarar görmesine veya ölmesine neden olur. Bitkilerin çimlenmeden tohum bağlama dönemi sonuna kadar büyüme ve gelişmeleri için istekleri de farklılık göstermektedir. Bu nedenle belirli dönemlerde değişen şartlara dayanıklılıkları da farklıdır. Yüksek sıcaklık ve düşük sıcaklıklar bitkinin yaşama süresince büyüme ve gelişimlerini etkilemektedir. Örneğin; ağaçlar kışın hatta sonbaharda donlara dayandıkları halde, fakat ilkbahar yaz aylarında dayanıksızdır.

Mesela meyvelerden elma ve armut ağaçlarında dona karşı tomurcuklar açılmak üzere iken - 3.9°C, çiçeklenme devresinde -2.2°C ve meyve bağlama sırasında ise-1.7°C sıcaklıklarda zarar görürler. Bitkilerin çiçeklenme dönemindeki hassasiyetleri veya zarar görme oranları tohum bağlamış dönemiyle aynı değildir.

Bitkilere göre zarar görme dereceleri farklı olduğundan her bitki türü için yaşam fonksiyonlarını sınırlayan özel minimum sıcaklık değerlerine o bitki için özel istekleri denilmektedir. Sıcaklık bitkinin özel istek sıcaklığının altına düşünce canlılık fonksiyonları yavaşlar ve durur. Minimum sıcaklık zararı gibi yüksek sıcaklıklarda bitkilere zarar vermektedir.

Yüksek sıcaklıklar bitkilerde önemli etkilerden biri fotosentez ve solunum üzerine olmaktadır.

Aşırı sıcaklıklar bitkilerin fotosentez yapmasını olumsuz etkilemektedir. Yüksek sıcaklıkta fotosentez oranı düşer, bu da bitkilerin enerji (besin maddesi oluşumunu) , yani üretiminde azalmaya yol açmaktadır. Bir taraftan besin maddesi oluşumu azalırken aynı zamanda, solunum oranı arttığından bitkilerin enerji rezervlerinin hızla tükenmesine neden olur. Bu iki yönlü etki bitkilerin büyüme ve gelişmesini ciddi şekilde yavaşlatmaktadır. İkinci etkisi bitkilerde su kaybı ve transpirasyondur. Yüksek sıcaklıklar, bitkilerde terleme (transpirasyon) oranını artırır, bu da su kaybına yol açar. Yüksek sıcaklıklar nedeniyle şiddetli su stresi yaşayan bitkilerde yapraklar solgunlaşır, kıvrılır ve yanık izleri görülmeye başlar. Su stresinin şiddetine göre bitkilerin su dengesini bozar ve büyüme süreçleri önemli oranda etkilenir.

Bitkilerde yüksek sıcaklığın fizyolojik etkisi yanında morfolojik etkisi de görülmektedir. Bu etki yaprak yanıklığı ve solgunluk olarak bariz bir şekilde kahverengi veya kırmızıya yakın renklere döndüğü görülmektedir.

Yüksek sıcaklıkta bitkilerin genel sağlığını ve dayanıklılığını azaldığından kök gelişimini olumsuz etkilenir, kökler yeterince derine inemediğinden bitkiler su ve besin maddelerine ulaşmasını zorlaşmaktadır.

Kök ve toprak üstü aksamlarında yeterli gelişme gösteremeyen bitkilerde önemli kalitesinde düşme ve verim kayıpları görülür. Yüksek sıcaklık stresine uğrayan bitkilerde zararlılara ve hastalıklara karşı doğal savunmaları zayıfladığından daha çok etkilenirler. Yüksek sıcaklıkların bütün bu ve benzeri etkileri sonucunda üreticiler önemli ekonomik bir kayba uğramaktadırlar.

Ayrıca yüksek sıcaklıklar ekolojik dengeyi etkilediğinden bitki örtülerinde yangınlara da hassas hale gelmektedir. Bütün bu olumsuzluklarla karşılaşmamak için bölgeye uygun ve sıcaklığa dayanıklı çeşitlerin kullanımı yanında bitkiye yeterli suyu yetiştirme tekniğine uygun olarak vererek oluşabilecek zararı en aza indirmek gereklidir.

Ekolojik dengenin sağlanması ve sürekliliği için araştırma enstitüleri ve araştırıcı kuruluşların değişen şartlara karşı yeni araştırmalar yapması ve karşı tedbirleri önermeleri önemli görülmektedir.