Çarşamba sabahı bizler için Çumra’mızın bilinen mahfillerinden başka deyişle toplandığımız yerlerden olan Berber Himmet Tömtöm Kardeşimin dükkânında sade kahvelerimizi içtik.

Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü anlatmıştı. Saray Bosna’da Bosnalılar gelin Türk gibi Türk gibi sade kahve içelim derlermiş.

Dahası Saray Bosna’da sadece Türk Kahvesi yapan kahve müşterileri genelde Türk imiş. Kahvehaneye astığı tabelada; “Veresiye yalnızca doksan yaş üzerindekilere, anne ve babasıyla gelmesi durumunda verilir” yazmış.

2008 yılında Sempozyum için rahmetli Zeki Oğuz Ağabey ile Çumra Dağ Köylerini gezdik. Çukurkavak Köyümüzde doksan yaşında köylü amcamız cami önünde odada askerde şehit olan Mehmet’in anısını anlatmıştı.

O yıllar sabah namazı çıkışı cemaat köy odasında kahve içerlermiş. Yine sabah namazı sonrasında kahve içmişler ve askere gidecek olan Mehmet’i de uğurlarken Mehmet geriye dönüp köy odasına ve camiye bşr kaç kez bakmış, cemaat ne oldu Mehmet bir şey unuttun deyince; Unutmadım da acaba bir daha bu camide sabah namazı kılıp bu odada kahve içebilecek miyim? Diye düşündüm onun için baktım. Mehmet askerde şehit olmuş bir daha odada kahve içmek nasip olmamış. Allah rahmet eylesin ahiret yurdu cennet olsun.

*

Türk Kahvesi ile böylesi notları paylaştıktan sonra Berber Himmet Tömtöm’ün Adem Yavuz Caddesinde 55 yıldır aynı dükkanda rızkını temin ediyor. Çumra merkez, mahalle ve köylerimizden kimler geldi kimler geçti esnaf olarak iyi ve kötü ne günler geçti. Nelere şahit oldular değil mi?

Cenabı Allah izniyle hep birlikte bir ömür Çumra’dayız. Çumra’mızın renkli simalarından olan Rahmetli Ayakkabıcı Nuri Yıldız Ağabeyimi de bil vesile rahmetle anıyorum.

Bunun yanında Çumra’da gelmiş geçmiş köylü kentli herkese hizmet etmiş, hizmet üretmiş bugün ahirete göçmüş olan esnaf ve sanatkârlarımıza Allah rahmet eylesin ahiret yurtları cennet olsun. Sağ olanlara sağlık huzur içinde bir ömür diliyorum.

Marifet iltifata tabidir, müşterisiz mal zayidir.

"-Esteıynu fî külli san'atin bi sâlihi ehlihâ: Her sanatta, o işe ehil olan salih kimseden yardım isteyiniz."

Ramazanoğlu Mahmut Sami Efendi’nin torunu anlatıyor;

 Elhamdülillah, bütün ev halkı hizmetine büyük bir iştiyakla koşardık. Yapılan her hizmette rahmeti sezer, yorulmaz, hatta güç kazanırdık. Elhamdülillah tırnaklarını kesme hizmeti bana nasip olurdu. Bu, bana özel bir vazifeydi. Ona mahsus takımları alıp gelir, incitmeden dikkatle yapmaya çalışırdım. Her defasında dedeciğim, memnuniyetle gözlerime bakarak:

"-Esteıynu fî külli san'atin bi sâlihi ehlihâ: Her sanatta, o işe ehil olan salih kimseden yardım isteyiniz. “diye beni taltif ederdi.

Dolayısı ile her ne olursa olsun işi ehline yaptırılması gerektiği notunu buradan alıyoruz.

Bıkmadan usanmadan titizlikle hatta daha ötesi ibadet edercesine sanatını icra eden ve çoluğunun çocuğunun nafakasını helalından kazanan sanatkârlarımıza selam olsun.

Bizde esnaflık, sanatkârlık sadece dükkânın içi ile sınırlı kalmaz.

Müşterisinin iyi günü, kötü günü yani düğününde, cenazesinde yanında bulunmak vardır.

İster uzak ister yakın muhakkak müşteriye ulaşılır.

Cenabı Allah böylesi dikkatli helalından kazanan esnafın elbette yardımcı olacaktır. Kazancını bereketli, vücudunu sıhhatli kılacaktır.

Evet, helal dairesi geniştir. İçinden çıkmayana, haram dairesi dar görünür içine girmeyene öyle değil mi?

Esnafın kapısına her türden insan gelebilir.

Her kapıya geleni Hızır bilerek ihtiyacını gidermek gerekir.

Başka deyişle Cenabı Allah’ın emaneti olarak görülmelidir.

“MÜŞTERİ VELİ NİMETTİR.”

Yemek yediğimiz kaba pislemek olmamalıdır.

Nimet kabul ederek Allah rızası için elinizden geldiğince hizmet etmek ve hizmet üretmek esnafın vazifesidir.

Bu vazifeye dikkat etmeyenler zaman içine ayıklanır.

Bu ayıklananlar da bir kenarda bir zamanlar benimde dükkânım işim vardı diye sayıklanır.

Dükkân kapısı hak kapısıdır. Haktan, adaletten her ne şartta olursanız olun ayrılmayın.

Tefe, tüfe işine asla girmeyin.

Belli zaman diliminde tatlı gelen para,

Yarınlarda can evinde onarılmaz yara, olacağı muhakkaktır.

Her kapıya geleni yolunacak gaz görerek yolan, dolandıranlardan olmamalıyız.

Dükkân kapısı hak kapısıdır. Düsturu içerisinde olanlar asla aldanmazlar.

Üçü beş ile çarpanlar kısacık dünya hayatında kaç kez çarpılacaklardır veya çarpılmışlardır. Gözlemleyin.

Bu ruh ile çalışan para kazananlara ne mutlu!

Bu nokta hassas olan Himmet Ustama hürmetle yazımı bitiriyorum..

*Bir şey yap. Güzel olsun..

Çok mu zor?

O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor?

Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.,

Beceremez misin?

O zaman güzel bir şeye başla..

Ama hep güzel şeyler olsun.

Çünkü; Her insan ölecek yaşta'  (Şems-i Tebriz’i)!!!