Sahuru, iftarı, mukabelesi ve teravihiyle on bir ayın sultanı Ramazan ayına elveda dedik. Elhamdülillah bayrama eriştik.
“Şarâb-ı aşkını nûş ettir yâ Rab
İçelim îmânla bayrâm edelim
İrci'î hitâbın gûş ettir yâ Rab
Göçelim îmânla bayrâm edelim”
(Muzaffer Ozak)
İnşallah bizler de bu dünyadan imanla göçerek gerçek bayrama erenlerden oluruz. Ramazan ayı; müminlerin ilahi rahmetle yıkandığı, kirlerinden arındığı, hayırlarda ve kullukta yarış ettiği; deyim yerindeyse "fabrika ayarlarına" döndüğü müstesna bir zaman dilimidir.
Ramazan; dün olduğu gibi bugün de yarın da hanelerimize ve gönüllerimize bir ay boyunca misafir olacak, sonra vakti gelince gidecektir. İnsanlığın aynı gökyüzüne bakması, yağan yağmurla ıslanması, aynı güneşle ısınması ve aynı topraktan beslenmesi gibi bu ilahi döngü de kıyamete kadar devam edecektir. Burada değişmeyecek olan tek şey; insanlığın kadim kitabında yer alan ve "Elest Bezmi"nde verilen o söze bağlılıktır.
İşte bu bağlılık, Ramazan ile taçlanır ve zirveye ulaşır. İnsanlar esiri oldukları ayartıcı, uyutucu ve uyuşturucu alışkanlıkların zincirlerini kırar; gerçek hürriyetin tadına varır. "Bine" değil, "Bir"e kul olmanın lezzetini yaşar.
Ancak unutulmamalıdır ki kulluk aylık değil, ömürlüktür; ilk nefesten son nefese kadardır. Rahmete ve nura yüzümüzü döndüğümüz Ramazan ayı bizi hakikate kavuşturmuştu. Eğer kul olarak "Ramazan bitti, görev de bitti" diyerek açları doyurmaktan, soframızı fakirlere açmaktan, secdeden ve kıyamdan vazgeçersek; kendi manevi mezarımızı kazmış, kulluk yoluna kendi ellerimizle bariyerler döşemiş oluruz.
Ramazan bitti ama nafile olan pazartesi-perşembe, Eyyam-ı Biyd, Şevval ve Muharrem oruçları bitmedi. Ramazan geçti ama teheccüd, işrak, duha, evvabin ve tahiyyetü'l-mescid namazları sona ermedi.
Ramazan’da Kur’an ile bağımızı mukabelelerle ve hatimlerle kuvvetlendirmemiz elbette sevindiricidir. Fakat Ramazan’dan sonra da kulluk kitabımızın hitabına kulak vermek çok daha kıymetlidir. Hayır kapılarının sonuna kadar açıldığı bu ayda verdiğimiz zekât, fitre, infak ve sadakalar diğer on bir ayda da devam etmeli ki ömrümüz Ramazan olsun.
Oruç ayında dilimize, elimize ve belimize sahip çıktığımız gibi diğer aylarda da bu iradeyi gösterebilirsek ömrümüz Ramazan olur. Fakiri sevindirir, yetimin başını okşar, açları doyurur, çıplakları giydirir; mazlum ve mahzun olanların gözyaşlarını silebilirsek hayatımız "Şehr-i Ramazan" sayılır.
Mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizin yardımına koşar, "el açanlar mahrum kalmaz" diyerek ellerimizi semaya açabilirsek hayatımız Ramazan’ın ruhuna uygun düşer.
Ömrümüzün Ramazan olması niyazı ve Allah’ın bizleri "kulum" diye yad etmesi duasıyla...
Selam ve dua ile.