Bir önceki yazımda “Kurbanlarımız Kurban olsun” demiş, kurbanlarını etlik yapanlara, kestiği kurbanın ne kadar et vereceğini, kilosunun kaça geleceğini hesap edenlere, mangal sevdasıyla yanıp tutuşanlara, kurbandaki paylaşmanın önemini kaybedenlere sitem etmiştim.

Evet, kestiği kurbanın etinin çoğunu no-frost derin donduruculara doldurup, yıl boyu etlik yapmış gibi sadece kendilerini, kendi midelerini düşünenlerin de    no-sevap elde edeceklerini ifade etmeye çalışmıştım.

Şaka bir yana gerçekten yıllardır kurbanlarla ilgili yaptığımız çok yanlışlıklar var. Her Kurban Bayramı günlerinde yaşadığımız kurbanlık hayvanlara çektirdiğimiz eziyetler, hayvan kovalamacalar, yanlış kesimler, kesim hataları, acemi kasapların sebep oldukları tehlikeli olaylar, çevreye attığımız hayvan sakatatları, kelleler, işkembeler, bağırsaklar, hayvan pislikleri, kelle paça atıklarından oluşan çöp dağları var.

Evinin balkonunda, banyosunda kurban kesmeye çalışanlara ne demeli? Ucuza maletmek için kesimhanelerden ve ehil kasaplardan kaçan yurdum insanı kendini ya kesiyor, ya sakatlıyor ya da ölümle burun buruna geliyor.

Oysa işi ehline vermek, ehline bırakmak gerekiyor. Ama kimse bırakmıyor.

Kurbanın etini veriyor ama etin en yağlı, en sinirli, en sert. en kemikli yerini, kemiklerini veriyor. Kellesini, kendi yemediği sakatatlarını veriyor.

Oysa, kestiğimiz kurbanların en güzel yerlerinden, en az üçte birini kurban kesemeyenlere vermek gerekiyor. Paylaşmak, paylaşmanın zevkini yaşamak gerekiyor.

Bir Kurban kesimi sonrasında Hz. Peygamber (s.a.v) Hz. Aişe annemize, kurban etini ne yaptığını sorar. Hz. Aişe annemiz(r.a)” Kesilen hayvanın çoğunu dağıttım, bize sadece bir but kaldı” diye cevap verir. Hz. Peygamber(s.a.v):

“ Hayır ya Aişe, bize dağıttıkların kaldı, çok iyi yapmışsın” diye O'nu taltif eder.

Şimdi kurbanlar nasıl kesiliyor, elde edilen etler ne yapılıyor? Satılması dinen caiz olmayan kurbanın eti, derisi nerelere gidiyor? Gerçekten merak ve araştırma konusudur. Kurban ve diğer ibadetlerimiz konusunda ne biliniyor?

Ama yüzümüzü güldüren güzel şeyler de oluyor.

Allah'a şükür yıllardır devam eden, bir baskı aracı olarak kullanılan, insanı kurban kestiğine pişman ettiren “Deri ToplamaKavgası” artık yok.

Belki de Ak Parti iktidarlarının yaptığı en güzel hizmetlerden biri, bu kavganın sona erdirilmesi olmuştur.

Aman Allah'ım neydi o baskı günleri? Kendi paranla alıp, kendi kestiğin kurbanın derisini istediğin gibi değerlendiremiyor, istediğin yere veremiyordun.

Türk Hava Kurumu'na vermezsen, hain ilân ediliyordun. Başka yerlere verilen deriler asker ve polis tarafından zorla alınıyor, adam yerine bile konulmuyordun.

Türk Hava Kurumu'nu ve üstlenmiş olduğu önemli görevini, misyonunu asla küçümsemiyorum. Deri ve yardım toplamasına da bir itirazım yok. ama metazori yoluyla, zorla ve baskıyla deri toplamaya karşıyım. Vermek içimden gelse de vermekten vazgeçerim.

 Yıllar önce Polatlı'da yazdığım bir yazıda, çocuğunu okula yeni yazdıran bir babanın ağzından “Müdür Bey, oğlum sizin, eti de sizin, kemiği de sizin ama derisi Türk Hava Kurumu'nun olsun” dediğim için, Türk Hava Kurumu Genel Merkezi yöneticileri tarafından uyarılmıştım.

O dönemin yöneticileri, bu sözümden alınmışlar, kendilerini tahkir ettiğimi iddia ederek, beni cezalandırmakla tehdit etmişlerdi.

Oysa ben, sadece bir mizah, sadece bir espri yapmıştım.

Şimdi artık deri savaşları yapılmıyor, isteyen istediği yere derisini, etini, kurbanını verebiliyor. Şimdi artık, kimse postunu deldirmiyor.

Şimdi başka sorunlar var, TV Müftülerinin (!) verdiği kafa karıştıran fetvalar(!) var. Tavuktan horozdan kurban edenler var. Hayvan haklarını savunanların(!) kurbana itirazları var. Kurban kesmeyip parasını bağışlamak isteyenler var. Kestirilen kurbanları kavurma yapıp bir yıl sonra dağıtan hayır kurumları var. Kur'an ve Sünnete uymayan birçok batıl inanış  ve hurafe var.

Kurbandan elde edeceği sevabı nefsine, arzu ve heveslerine, aç gözlülüğüne, cimrilik ve tamahına kurban edenler var.

Ama bütün bunların yanında ihlâs ve samimiyetle, Allah'ın rızasını elde etmek için, Allah'a daha çok yaklaşmak için fedakâr bir şekilde kurban kesip, kestiğini seve seve paylaşan, ince hesap yapmadan ibadet şuuruyla hareket eden Rahman'ın kulları da var.

Fedakâr İbrahimler, kendini Allah'a teslim etmiş İsmailler var.

Onlara ne mutlu!

Sen de onlardan isen, bayramın bayram demektir. Bayramın kutlu olmuş demektir.

 Bayramınız kutlu olsun. Bayramınız huzur ve kardeşlik getirsin. Bayramınız kazasız, belâsız, bereketli bir bayram olsun.

 

GÜNÜN SÖZÜ

GÜZEL KONUŞMANIN SIRRI, LÜZUMSUZ SÖZLERİ TERK ETMEKTİR.

                                                                                                         Hz. Ebubekir(r.a)

 

KAMİL BİRCAN  23.09.2015