Türkiye’nin idari yapısında “muhtarlık” kurumu, yalnızca bir idarî görev değil; halkla devlet arasındaki en samimi köprüdür. Ancak bu köklü teşkilatın temelleri, sandığımızdan çok daha eskilere, Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılına uzanır.
Osmanlı’da İlk Muhtarlık Adımı
Muhtarlık teşkilâtı ilk kez 1829 yılında İstanbul’da, bilâd-ı selâse olarak bilinen Üsküdar, Galata ve Eyüp bölgelerinde uygulamaya konuldu. Amaç; İstanbul’a göçü kontrol altına almak, mahallelere giriş çıkışı denetlemek, güvenliği sağlamak ve yönetim aleyhinde yapılan dedikoduları önlemekti.
İlk muhtarlar tayin yoluyla göreve getirildi. İstanbul dışındaki ilk uygulama 1833’te Kastamonu’nun Taşköprü kazasında gerçekleşti. Burada, âyan Hacı Ömer’in halka kötü davranması üzerine mütesellim Mustafa Ağa yeni bir âyan seçtirmeyip İstanbul’daki muhtarlık sistemini uygulamaya koydu. Halk arasında saygın, tecrübeli ve dürüst iki kişi “muhtâr-ı evvel” ve “muhtâr-ı sânî” olarak tayin edildi.
Bu düzen, II. Mahmud’un nüfuzunu kırmak istediği âyanlık sisteminin yerine getirilmiş yeni bir yönetim anlayışıydı.
Halkın uygulamadan memnun kalması üzerine teşkilât kısa sürede tüm ülkeye yayıldı. Ankara, Sivas, Aydın gibi şehirlerde muhtarlıklar kuruldu. Seçilen muhtarların isimleri kadı tarafından kaydedilip padişahın onayına sunuluyor, ardından darphanede mühürleri kazınarak kendilerine gönderiliyordu.
Cumhuriyet’in ilanından sonra muhtarlık teşkilatı, 1924 tarihli 442 sayılı Köy Kanunu ile yasal zemine oturtuldu. Nüfusu 2000’in altında olan yerleşimler “köy” kabul edilerek bu yerlerin yönetimi muhtarlara verildi.
1933’te mahalle muhtarlıkları kaldırıldıysa da, 1944 tarihli 4541 sayılı Kanun ile yeniden düzenlendi. Buna göre mahalle muhtarı; dört asil ve dört yedek üyeden oluşan ihtiyar heyeti ile birlikte görev yapar. İkametgâh belgesi düzenlemek, güvenliği korumak, ölüm ve göç kayıtlarını tutmak, okul çağındaki çocukların listesini oluşturmak başlıca görevlerindendir.
2005 tarihli 5393 sayılı Belediye Kanunu ile mahalle muhtarlıkları, belediye yönetiminin bir parçası hâline geldi. Bugün muhtarlar, bir yandan devletin mahalledeki gözü kulağı olurken, diğer yandan halkın sesi olarak yerel yönetimlere katkı sunmaktadır.
İki asra yaklaşan geçmişiyle muhtarlık, Türkiye’nin en köklü yerel yönetim birimidir. Mahallesini tanıyan, halkla iç içe olan, sorunlara en hızlı ulaşabilen kişi olarak muhtar; bugün de tıpkı 19. yüzyılda olduğu gibi, devletin halka uzanan en sıcak eli olmayı sürdürmektedir.