Gönüller Sultanı Mevlâna, arkadaşlarıyla Konya sokaklarında gezinti yaparken yedi sekiz köpek yavrusunun birbirlerine sokulmuş, mışıl mışıl uyuduklarını görürler. Dervişlerden biri,

“Efendim ne kadar güzel, kardeş kardeş uyuyorlar” der. Mevlâna gülümser,

“Sen aralarına bir kemik at ta öyle gör” diye cevap verir.

Gerçekten hayvanlar olsun, insanlar olsun, bazen menfaatlerine dokunduğunuz zaman, bir anda değişir ve daha çok mal, daha çok para elde etmek için bir anda, teşbihte hata olmasın hırlaşmaya başlayıverirler.

Paylaşmasını bilmeyen, bölüşmeyi bilmeyen açgözlü, çıkarcı insanlar, genellikle “Biz de bu ülkenin insanıyız, şu pastadan biz de yararlanalım, bölüşelim” dediğiniz zaman sizi, “vay bölücü vay” diyerek bölücü bile ilân edebilirler.

Böyleleri yıllardır devlet imkânlarını, kendileri ve kendi çocukları için kullanmaktan, kendi torunlarını, kendi yakınlarını önemli makam ve mevkilere getirmekten çekinmezler.

Ehliyet ve liyakat böyleleri için önemli değildir. Arkası olmak, dayısı olmak, adamı olmak böylelerine yetip artmaktadır.

Kardeşler arasındaki kavgaların ve küskünlüklerin, ortaklar arasındaki huzursuzluk ve güvensizliklerin arkasında da bu açgözlülük, bu hırs, bu tamah duyguları yatmaktadır.

Bunun son örneğini, Melih Gökçek ve Bülent Arınç arasındaki Ankara Meydan Savaşları'nda gördük. Hiç de siyasî nezaket kurallarına yakışmayan, adâb-ı muaşeret kurallarına uymayan, mensup oldukları Siyasî Parti'ye zarar veren, kendilerini toplum önünde küçük düşüren bir üslupla, herkesin önünde yapmış oldukları tartışma kim ne derse desin bir kemik kavgasına benzemektedir.

Biri oğlunu, diğeri kızını ve damadını belli noktalara, belli yerlere getirebilmek için, birbirlerini paralellikle, yamuklukla suçlamaları oldukça ibret vericidir.

Herkesin oğlu, damadı eğer hak etmişse, layık ise, ehliyet ve liyakat sahibi ise, elbette bir yerlere gelebilir. Ama bu hak ederek olmalıdır. Çalışarak olmalıdır.

Alın teri dökerek olmalıdır. Aksi takdirde ehliyetli değilse, liyakatli değilse haksızlık olur. Kul hakkını ihlal olur. Gereksiz kavgalara ve kırgınlıklara vesile olur.

Bülent Arınç ve Melih Gökçek'e gelince, bu tür görüntülerle kendi saygınlıklarını kaybettikleri gibi, yaptıkları hizmetlerin ecrini ve sevabını da kaybederler.

Kendilerinden sonra gelen genç nesillere de kötü örnek olmuş olurlar.

Benden söylemesi. Hayırlı Cumalar.

                                             HEM NALINA HEM MIHINA

KILIÇDAROĞLU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim vaadlerine erken başladı. Eğer Başbakan olursa bütün emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramları'nda birer maaş rüşvet pardon ikramiye verecekmiş. Bunu da noterden onaylatmış.

Bu sözünü yerine getiremezse de hem Başkanlıktan, hem de Başbakanlıktan istifa edecekmiş.(Bunu da noterden onaylattı mı acaba?)

“Bir siyasetçi, size bir söz söylediği zaman, bu sözün parasal karşılığının ne kadar olacağını sorun” dermiş, rahmetli Adnan Kahveci.

Vaad etmek kolay, bekara avrat boşamak kolay da bu değirmenin suyu nereden geliyor acaba? Bir zamanlar da iki anahtar sözü vermişlerdi.

Bir de Başbakan olacağı nereden belli? Seçilemeyeceği belli de. Aç tavuk kendini buğday ambarında görmüş olmasın.

İÇKİ YASAĞI

CHP Lideri Kılıçdaroğlu bütün parti teşkilatlarına gönderdiği yazıyla, 8 Haziran'a kadar içki içilmesini yasaklamış.

Kendisini tebrik ediyorum. Ediyorum da bu niye 8 Haziran'a kadar olsun ki? Madem içki bütün kötülüklerin anası, silip atın hayatınızdan.

Yoksa kişilerin özel hayatına karışmaktan mı korkuyorsunuz?

Yoksa bu da Bülent Arınç'ın, kendi kendine koyduğu ”8 Haziran'a kadar konuşmayacağım” gibi bir yasak mı? Siyasetçiler, ne kadar da benzeşiyorlar.

KONYA BÜYÜKŞEHİR ULAŞTIRMA PLANLAMA VE RAYLI SİSTEM DAİRESİNE

Mustafa Eşgi. Kendisini tanımam, hiç görmedim. 1972 Kayseri doğumlu. Nasıl olduysa gelmiş, Konya Büyükşehir Belediyesi, Toplu Ulaştırma Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanı olmuş. Olsun, kıskanmıyorum, hatta başarılar diliyorum.

Merak ediyorum. Bir gün makamından, koltuğundan kalkıp, mesela 15 nolu Aydoğdu-İşgalaman otobüsüne bir duraktan binip, şöyle bir dolaştı mı?

Otobüsler nasıl, zamanında gelip gidebiliyor mu? Daracık yollardan geçebiliyor mu? ATUS diye çok övündükleri sistem işliyor mu?

Yeni yapılan otobüs duraklarını bitmemiş hali yüreğini sızlatıyor mu? Gökçeşme sokaktaki Kurtuluş Parkı'nın önündeki otobüs durağından haberi var mı?

Mustafa Eşgi Bey, evine giderken Belediye otobüsünü kullanıyor mu?

Konya'nın arapsaçına dönmüş, insanların beklemekten bıkıp usandıkları toplu ulaşımından haberi var mı? Bu yazılanları okuyor mu? Okumuyorsa okuyan bir danışmanı ve elemanı var mı?

123 hat güzergâhında, yaklaşık 200 otobüs ve taşınan 200 bin insandan haberi var mı?

Mustafa Eşgi Bey, yurt dışına mesela bir Avusturya, Almanya, Fransa'ya gidip gelse bir baksa bir inceleme yapsa, zamanında aksamadan çalışan otobüs, tramvay ve metroyu görüp bir örnek alsa, olmaz mı?

Mustafa Eşgi Bey, nereli olursanız olun, Konya'ya hizmet ederseniz başımızın tâcısınız. Ama oturup duruyor işleri başkalarına havale ediyorsanız, bu şikâyetleri duymuyorsanız, size karşı yüzümüz eşgir, gönlümüz kararır.

Haberiniz olsun, söylemedi demeyin. Bilmem anlatabildim mi?

 

                                                     GÜNÜN SÖZÜ

ÇALIŞANLAR, KÖTÜLÜK DÜŞÜNMEYE VAKİT BULAMAZLAR. ÇALIŞMAYANLAR İSE KENDİLERİNİ KÖTÜLÜKTEN KURTARAMAZLAR.

                                                                                                                         Hz. Ali