BATI UYGARLIĞININ BUNALIMI VE TÜRK- İSLAM MEDENİYETİNİN YÜKSELİŞİ -1
Sanayi devriminin, uzay ve bilgi çağlarının geride bırakıldığı, iletişim çağının yaşandığı ve Batı medeniyetinin gücün zirvesine ulaştığı günümüz dünyası, insanlık tarihinin en kanlı dönemini yaşamaktadır. Batılı toplumların sahip oldukları teknolojik üstünlük, askeri, siyasi, ekonomik güç, insanlığa huzur, güven ve mutluluk getirmedi; savaşlar, işgaller, katliamlar, kan ve gözyaşı getirdi. Sadece I. Dünya Savaşında 15- 20 milyon insan hayatını kaybetti, bir o kadarı da sakat kaldı. II. Dünya Savaşında ise 60 milyondan fazla insan öldü.
Batı dünyasının oluşturduğu kan gölü büyüdükçe büyüyor. Dünyanın süper güçleri, hammadde ve enerji kaynaklarını kontrolleri altında tutabilmek ve her geçen gün daha da azgınlaşan dev firmalarına yeni pazarlar bulabilmek için her türlü zulmü ve vahşeti işlemekten çekinmiyorlar.
Materyalist felsefenin insanoğlunun başına sardığı güç ve menfaate dayalı medeniyet anlayışından bunalan insanoğlu, huzur ve güven içerisinde yaşayabilmek için yeni arayışlar içerisine girerken; kaynağını Kur'an'dan alan adalet ve yardımlaşma temeline dayanan İslam medeniyeti ile tanışmaya başladı. Bu gün insanlığın yaşamakta olduğu bunalım ve buhranların temel kaynağı, Batı medeniyetinin felsefi temellerini teşkil eden aydınlanma felsefesinin ürünü olarak ortaya çıkan kapitalist iktisat zihniyetidir.
Aydınlanma felsefesinin iktisadi hayata yansıması olarak ortaya çıkan kapitalizm, sanayileşme devriminden bu yana küresel ekonomiye hakim durumda. Yaklaşık 200 yıldır başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde ekonomik hayatta kapitalist iktisat ahlakı ve kapitalizmin prensipleri hüküm sürmektedir. Pozitivist hayat algısının ortaya çıkardığı kapitalizmin makro ve mikro düzeyde iki belirgin özelliği bulunmaktadır.
Aydınlanma felsefesinin doğurduğu pozitivizmin ekonomik hayata yansıması; sen çalış ben yiyeyim ve ben tok olayım, başkası acından ölse bana ne anlayışlarının bireysel ve toplumsal hayatta yaygınlaşarak beşeri ilişkileri tanzim eden en önemli faktör haline getirmesi olmuştur.
Kökeni eski Yunan ve Roma filozoflarına kadar giden aydınlanma felsefesinin ortaya çıkardığı medeniyet anlayışının sosyal, siyasal ve ekonomik hayata yansıyan belirgin özelliklerini kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:
1- Temel dayanak noktası, kuvvettir. Batı uygarlığı, kuvveti esas alan bir toplumdur! Bu anlayışa göre haklı olan kuvvetli değil, kuvvetli olan haklı olur. Güce sahip olan, her türlü hakkı kendisinde görür. Kuvvetin gereği, doğuracağı sonuç ise tecavüzdür. Sömürgecilik bu anlayışın ürünüdür. Amerika Irak'ı, İsrail Filistin'i, Rusya Çeçenistan'ı, Çin Doğu Türkistan'ı hep bu anlayışla işgal edip sömürmektedir. Bu anlayışa göre insanlar ve devletler eşit değildir. Bazıları üstün ve hak sahibi, bazıları da düşük vasıflı ve haksız kabul edilir. Mesela Amerika, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve İsrail her türlü nükleer silaha ve kitle imha silahlarına sahiptirler. İran nükleer program yürütüyor diye koparılan fırtınalara bakınca ne kadar pişkin ve ikiyüzlü oldukları ayan beyan görülmektedir. Yani nükleer silah İran'a kötüde, İsrail veya Rusya'ya iyi mi?
Birleşmiş Milletler Teşkilatı Güvenlik Komisyonunun daimi üyelerinin mevcudiyeti de ibret verici bir örnektir. Amerika, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa BM Güvenlik Konseyinin Daimi Üyeleridir. Komisyona seçilmek veya seçilmemek diye bir dertleri yok, zira daimiler. Ve işin daha vahim yönü ise, bunların her biri veto hakkına sahiptir. Yani Komisyon ne karar alırsa alsın beğenmediği kararı veto ediyor ve alınan kararın hayata geçmesini engelliyor. Bütün dünyanın duyarlı olduğu bir konuda, üye ülkelerin neredeyse oy birliği ile aldıkları bir kararı tek bir ülke veto ederek geçersiz hale getirebiliyor. Mesela yakın zamanda BM'nin zalim Suriye yönetimine karşı almış olduğu yaptırım kararları, ülkelerin tamamına yakınının oylarıyla alındığı halde, Çin ve Rusya'nın vetosu nedeniyle geçersiz kaldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın Dünya beşten büyüktür diye her vesile ile haykırması boşuna değil, batı dünyasının zorba dayatmalarına karşı bir isyan/feryat niteliğindedir. Tarihe geçmiştir hem de altın harflerle...
2- Aydınlanma felsefesinin doğurduğu medeniyet anlayışının insanlığa gösterdiği hedef, hayatın gayesi olarak sunduğu şey; menfaattir. Yani mevcut ekonomi pastasından daha fazla pay alabilmek, daha fazla para ve mal biriktirmek ve daha fazla tüketmektir
3- Aydınlanma felsefesinin doğurduğu medeniyet anlayışının temel hayat prensibi ise mücadele ve savaştır. Çünkü her zaman büyük balığın küçük balığı yutacağına inanılmaktadır. Bu bakış açısıyla insanlar, başka herkesi kendisini yutabilecek, hatta yutmaya hazır birer düşman olarak görür ve yutulmamak için başkalarını yutmaya odaklanır. Neticede sosyal hayat acımasızlaşır. Kim kimi yutabilirse/ kimin kime gücü yeterse düzeni ortaya çıkar.
4- Aydınlanma felsefesinin doğurduğu medeniyet anlayışı, insanlar arasında sosyal bağ olarak ırkçılığı esas alır. Toplumsal hayatta insanları bir arada tutabilmek ve diğer milletlere karşı varlığını ve üstünlüğünü koruyabilmek için ırk birliğini esas alır.
5- Aydınlanma felsefesinin doğurduğu medeniyet anlayışının meyvesi yani insanlığa sunduğu sonuç, nefsani arzuların tatmin edilmesi ve tüketimin sürekli körüklenerek insan hayatındaki beşeri ihtiyaçların çoğaltılmasıdır. Dünya pastasından daha fazla pay alabilmek, dünya zevklerinden ve nimetlerinden daha fazla faydalanabilmek, daha meşhur olmak, şan-şöhret, makam-mevki sahibi olabilmek; daha rahat ve konforlu bir hayat yaşayabilmek, daha fazla tüketmek ve daha fazla biriktirmek hayatın asıl gayesi olarak gösterilmiştir.
Daha fazla tüketebilmek ve daha fazla biriktirmek hedeflerine odaklanan günümüz insanı, kendisini bu hedeflere ulaştıracak her yolu mubah görmeye başlamıştır. İnsan hayatı adeta mutfak-tuvalet ve yatak odası üçgeninde sıkışıp kalmıştır. Tükettikçe mutlu olacağına inandırılan zavallı insan, azalan marjinal fayda kanunu gereği bir süre sonra sahip olduğu tüketim seviyesinden haz almamaya başlıyor ve zevk alabileceği yeni lezzetler bulmaya çalışıyor. Mutlu olmak için daha fazla zevk, daha fazla haz, heva ve hevesle hitap edecek yeni fanteziler vs. derken cinnet geçirmeye başlıyor zavallı insan...
Devam edeceğiz İnşaallah... Selam ve dua ile sağlıcakla kalınız