Allah’a yaklaşmak anlamı taşıyan Kurbanı, Bayram olarak bize bahşeden Yüce Yaratıcımıza sonsuz şükür ve hamd ediyorum. 

Kurban Bayramı; Allah’a yakın olmak isteyen ve Bezm-i Elest’te Rabbimize verdiği söze sadık kalan ahde vefaya bağlı mü’minlerin, İbrahimî bir düşünce ve İsmailî bir teslimiyet içinde, tekbirler ve tehlillerle kurbanlarını Cenab-ı Hak’ka arz edecekleri gündür.

Bayramlar; mü’minler arasında büyük bir coşku içinde tebriklerin, kutlamaların, ziyaretlerin yapıldığı ve kardeşliğin, yardımlaşmanın, paylaşmanın, kaynaşmanın, dayanışmanın, birlik, beraberlik, kucaklaşma, sevgi ve hürmetin doruk noktasına ulaştığı günlerdir.

Aradaki kırgınlıkların giderildiği, birbirlerinden uzakta olan dost ve akrabaların kavuştuğu müstesna günlerdir Bayramlar… Bayramlar; yetim ve öksüzlerin başlarının okşandığı, çocukların sevindirildiği, mü’minlerin iyilikte, güzellikte ve yardımlaşmada birbirleri ile yarıştığı günlerdir.

Kurban Bayramı, bu özelliklerin yanında canların Allah için feda edildiği ve Allah’a yakın olmak için gayret gösterilmesi gereken büyük bir fırsat günüdür.

Allah’a yakın olmak isteyen mü’min, her şeyden önce verdiği sözde durmalı ve ahdine bağlı kalmalıdır. Bilindiği gibi Hz. İbrahim; en değerli varlığını Allah yolunda kurban etmeye söz vermiş ve zamanı geldiğinde de gözünü kırpmadan verdiği bu sözü yerine getirmek uğruna, dünya hayatında en değerli varlığı olan sevgili evladının boğazına bıçağı çalmaktan çekinmemiştir.

Hz. İbrahim bize, hem ahde bağlılık hem de sevdiğini Allah yolunda kurban etme konusunda büyük bir örnek olmuştur.

Allah’a yakınlığın diğer bir şartı teslimiyettir. Hz. İsmail, babası Hz. İbrahim tarafından kurban edilmeye götürülürken ne demişti hatırlayalım ve teslimiyetin örneğini görelim. “Babacığım, emrolunduğun gibi hareket et, İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

Kurban edilmek için söz verilen bir evladın, kendisini kesmeye götüren babasına karşı söylediği bu müthiş söze bakar mısınız? İşte teslimiyetin örneği budur.

Kurban Bayramı; kurbanlıklarımızın Allah için değerlendirildiği, mü’minlerin ancak takvalarının Yüce Yaratıcıya ulaştığı gündür.

Kurban Bayramı; bir yıl boyunca sofralarında et yüzü görmeyen fakir, yoksul, düşkün ve gariplere el uzatılarak onların yüzlerinin güldürüldüğü ve dualarının alındığı gündür.

Kurban; ahde vefa yani verilen söze bağlılık, teslimiyet, kardeşlik, paylaşma ve yardımlaşma ile kulu, Allah’a, Allah’ın rahmetine yakın eder. Bunların aksi yönde hareket etmek ise Allah korusun Allah’ın rahmetinden uzaklaşmaya sebebiyet verir.

Kurban Bayramı aynı zamanda Hac zamanıdır. Hac; Allah’ın evi ve kıblemiz olan Kâbe’yi ziyaret etmek ve Arafat’ta vakfeye durmaktır.

Hac; mü’minlerin yüreklerinin aynı gaye için çarptığı, tevhidin en kapsamlı, birlik ve beraberliğin en anlamlı şekilde uygulandığı büyük bir kongredir.

Hac sayesinde, mukaddes beldelerde kefeni andıran ihramlar giyilmek suretiyle sanki mahşerin provası yapılmakta, böylece dünyada iken ahiret hayatının yaşanması ve anlaşılması kanaati ruhlara nakşedilmektedir.

Mü’minler hac sayesinde mal, mülk, makam ve mevki gibi dünyevi unsurlardan sıyrılarak Allah’a yönelirler ve sonsuz güç ve kudret sahibinin karşısında teslimiyet ve bağlılıklarını ifade ederler. Bu hâl insana, Allah’a kul olma zevkini tattırır. Hac da, kurban gibi Allah’a yakın olmanın bir aracıdır.

Kurban Allah’a yakın olmanın göstergesi olmasına rağmen bugün kurban edilen kim? On binlerce Gazzeli Müslüman kardeşimiz bütün dünyanın gözü önünde katiller ve caniler sürüsü tarafından katledilirken kurban edilmiş olmuyorlar mı? İnsanlık tarihinde ender rastlanan Gazze soykırımına sessiz kalan dünya Müslümanları bu kurban edilişin karşılığını görmeyecekler mi? Gazze’de kurban edilen kurbanlık hayvanlar değil, çocuklardan, kadınlardan, yaşlılardan oluşan masum insanlardır. Ve bu kurban ediliş, tüm dünya Müslümanlarını Allah’a yaklaştıran değil fersah fersah Allah’tan uzaklaştıran bir eylemdir. Gazze’yi asıl kurban eden Müslümanların bizzat kendileridir. Zira 2 milyar Müslümanın yüreği Gazze için çarpmış olsa idi zalimler bu katliamı asla yapamazlardı.

Hac, tüm dünya Müslümanlarını Allah için bir araya getiren bir kongre olmasına rağmen, yüzbinlerce Mü’minin yüreği Gazze için çarpmıyorsa bu birliğin, bu beraberliğin ne anlamı olabilir? Yüreklerin mazlumlar için çarpmadığı bir kongre amacına ulaşmış olabilir mi? Yüzbinlerce Müslüman aynı anda gözyaşları ile Gazze’nin ve dünya Müslümanlarının kurtuluşu için Allah’a yönelmiyorsa bu kongre hangi gaye, hangi mana için toplanmış olabilir?

Bu bayram; şeytanların ve şeytanlaşmış zalimlerin taşlanması ve kahrı, mazlumların zulümden arındırılması şuurunun kazanılması gereken bir bayramdır. 

Bu bayram; Allah yolunda, din-i Mübin için, tüm mukaddes değerlerimiz için, vatanımızı işgalcilere teslim etmemek için canımızla, malımızla kurban olmaya hazır olduğumuzun göstergesi olan bayramdır.

Bu bayram; Allah’ın rızası için hayvanları kurban ettiğimiz gibi gerekli olduğu anda da her şeyimizi kurban etme şuuru kazandığımız bayramdır.

Bu bayram; Ahde vefaya bağlı kalarak, Yaratıcımıza verdiğimiz söz doğrultusunda, canların ve malların feda edilmeye hazır olduğunun ilan edildiği bayramdır.

Bu bayram; başta Gazze olmak üzere Doğu Türkistan ve Arakan’da zulüm altında inleyen Müslümanlar için bir adım atmak, hiç değilse acizliğimizi ve çaresizliğimizi itiraf ederek gözyaşları içinde duaya yöneleceğimiz bir bayramdır.

Cuma günü nasip olursa bu duygularla Kurban Bayramına kavuşmuş olacağız. Kurbanlık hayvanların etlerini, derilerini Allah için değerlendirirken, Yaratıcıya mü’minlerin ancak takvaları ulaşacak.

Bu düşüncelerle Kurban Bayramınızı tebrik eder, memleketimiz, İslâm ülkeleri ve tüm insanlık için hayırlara güzelliklere, barışa, huzura ve kardeşliğe vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.  Kurban bayramı İslâm Âlemi’nin uyanışına, kurtuluşuna, sıkıntıların ve zulümlerin ortadan kalkmasına vesile olsun İnşallah… Zorluk içerisinde olan Müslüman kardeşlerimizin unutulmaması dileklerimle hayırlı ve sağlıklı bayramlar diliyorum.