DEĞİŞMEYEN GÜNDEM: ÖLÜM

Aslında, Meclis'te yasalaşmak üzere görüşülen İç Güvenlik Yasası üzerine düşüncelerimi yazacaktım. Ama iki sevdiğim insanın ölüm haberini alınca, vazgeçtim. Gerçek gündemimiz olan, ya da aklımızda tutmamız gereken ölüm üzerinde düşünmeye başladım.

Biri Ankara'nın Polatlı ilçesinden, sevdiğim, yüreği vatan sevgisiyle dolu, okuyan, düşünen, olayları iyi analiz eden, Türkiye üzerinde oynanan oyunları iyi bilen İbrahim Demir ağabey, diğeri de Necmettin Erbakan Üniversitesi, Uçak Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyelerinden Abdullah Uzun. Allah her iki kardeşimizi de rahmetiyle kuşatsın. Mekânları Cennet olsun.

Aslında her iki kardeşimiz de ölümleriyle bizlere, dünya hayatının geçiciliğini, dünya menfaati için birbirimizle kavga etmenin, birbirimizi boğazlamanın gereksizliğini, küsmenin,  darılmanın, bölünmenin, şan ve şöhret için şehvet duygusu içinde yaşamanın anlamsızlığını bir kere daha göstermiş oldular.

Her ölüm olayı bizlere bu dersi zaten veriyordu, ama biz bir türlü anlamadık, ya da anlamak işimize gelmedi. 

Tarsus'ta hunharca öldürülen Özgecan'ımız, Ege Üniversitesi'nde öldürülen Fırat Yılmaz Çakıroğlu'muz, Şah Fırat Operasyonu'nda şehit olan Maçka'lı astsubayımız, Malatya'da şehit olan pilotlarımız ve çevremizde her gün ölen genç ihtiyar kadın erkek pek çok insanımız bize “Her canlı fanîdir, Bâkî olan ise sadece Allah'tır” dersini verdiler ama biz anlamaya çalışmadık.

Başkasının ölümü dedik geçtik. Sadece “ah, vah” dedik geçtik.

Şair Necip Fazıl'ın, 

“Minarede ölü var, diye acı bir salâ

Er kişi niyetine saf saf namaz ne âlâ

Böyledir de ölüme kimse inanmaz halâ

Ne tabutu taşıyan, ne de mezarı kazan” dediği gibi, tabutu omuzlarında taşıyan da, mezarı kazıp, sevdiğini mezara yerleştiren de ölümü kanıksamış, ciddiye almıyor. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya devam ediyor. 

Oysa ölüm, herkesin başına gelecek. Ama geç ama erken gelecek. Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken gelecek. Belki de kazandığını, biriktirdiğini yemeden, yiyemeden gelecek.

Oysa ölüm, Rabbimizin kutsal kitabında “Nerede olursanız olunuz, hatta yüksek kulelerde bile olsanız, ölüm size yetişir” (Nisâ:78) buyurduğu gibi herkese yetişir ve ölümlü bir varlık olan insan ölümle buluşur.

Yine Yüce kitabımızda, “ De ki, sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşır. Sonra ğaybı da görünen âlemi de bilen Allah'a döndürüleceksiniz de, O, size yapmakta olduklarınızı haber verecektir”(Cuma:8) buyuran Rabbimiz, ölümden kaçmanın imkânsız olduğunu, yaptıklarımızdan hesaba çekileceğimizi bizlere haber vermektedir.

Yani ölüm var ve ölümden kaçış imkânsız. Hiç ölmeyecekmiş gibi bir durum da söz konusu değil.

Hepimiz yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan, yapmamamız gerekirken yaptıklarımızdan; söylememiz gerekirken söylemediklerimizden, söylemememiz gerekirken söylediklerimizden sorumluyuz.

Lokman Hekim, “Hayatta iki şeyi unutma: Allah'ı ve Ölümü” der. Allah'ı ve Ölümü unutan insanlık, yani bizler, bugün ne hallerdeyiz? Bugün nasıl da birbirimizden nefret eden, birbirimizi aldatan, birbirimizle boğuşan, birbirine kin ve öfkeyle bakan sevgisiz bir toplum haline düştük? Belli olmuyor mu?

Oysa geniş yürekli, güzel ahlâklı, derya gönüllü olmalıydık. Birbirimizi,  Allah için sevip kucaklamalıydık. Ama olmuyor. Neden? 

Çünkü gündemimizde Allah ve ölüm dışında her şey var. Siyaset var, politika var, para var, seçimler var, adaylık var, iktidar var, muhalefet var. Var da var.

Bu iki dost ve güzel insan ölümleriyle bizlere bir kez daha gerçek gündemi hatırlattılar ve Hakk'a yürüdüler.

Allah, her ikisinin de kusurlarını bağışlasın, bizlere de güzel ve hayırlı ölümler nasip etsin.

Cumanız bayram, kazancınız bereketli olsun.

 

                                        HEM NALINA HEM MIHINA

REKOR AVUKATLARDA

Gazetemiz Konya Yenigün'ün manşetten verdiği habere göre, Milletvekili aday adaylığında rekor avukatlardaymış.

Bunda şaşıracak bir şey yok. Baksanıza toplumla birlikte Meclis'teki vekiller de iyice gerildi.

Kavgalar, yumruklaşmalar, tırnaklamalar, ısırmalar iyice arttı. Birbirini dava edenden geçilmiyor.

Hepsi de bir dava adamı olduğunu gösterme yarışında. Bunlara en çok avukatlık edecek adam lazım.

 

HASAN OĞUZ DA OLMALIYDI

Konya AK Parti milletvekili adayları için, on dört kişilik tahminî bir aday listesi yapmıştım. Daha ilk günden bizim liste delindi, bölündü ve anlamını yitirdi.

Tanıdık tanımadık birçok aday ortaya çıktı, sayı 207'ye ulaştı. Aday olur dediklerim aday olmadı. Aday olmaz dediklerim aday oldu. Şimdi hepsi aşkla ve şevkle ilk on dörde girmeye çalışıyorlar.

Ama benim de aklıma sonradan gelen, Meclis'e mutlaka seçilip götürülmesi gereken bir isim var. Bu isim Hasan Oğuz. Balkanlar Boks Şampiyonu, güçlü, kuvvetli bir arkadaşımız. Bilgi, birikim, beceri hepsi var.

Adam dövmeyi de iyi bilir. Meclis'te lazım olur. İyi değil mi?

                                                GÜNÜN SÖZÜ

İNSAN ŞİŞİRİLMİŞ BİR BALON GİBİDİR. AĞZI AÇILINCA SÖNER.

                                                                                                Kaşgarlı Mahmut

 

 

KAMİL BİRCAN     27.02.2015