Bir önceki yazımda “Aydoğdu'nun Gönlünü Alın” diyerek gerek Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, gerekse Meram Belediye Başkanı Fatma Toru'dan, samimi bazı taleplerde bulunmuştum.

Ülkemizin bunca sorunu arasında Meram'ı, özellikle Aydoğdu'yu gündemde tutmanın, kafa karıştırmanın zamanı mı diyebilirsiniz. Ama ben Aydoğdu'da oturuyor, her gün bu güzel mahallede yaşıyorum. Mahallemin isminin “Kurtuluş” olmasını da hâlâ kabullenemedim.

Adımız “Kurtuluş” oldu ama nedense sıkıntılardan bir türlü kurtulamadık.

Meram Belediyesi'nin yeni hizmet binasından Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, şöyle kuşbakışı bir bakışla bakabilir. Belediyeye o kadar da uzak değiliz. Aramıza nasılsa, Aydoğdu'yu bitiren bir alt geçit girdi. Bir türlü tren rayları üzerine basa basa geçemiyoruz.

Şaka bir yana, Aydoğdu halkı, Aydoğdu esnafı gerçekten sıkıntıdadır. Bu sıkıntıya yerel yöneticiler olarak siz sebep oldunuz.

Hiç mi inisiyatif, hiç mi yetki, hiç mi ileri görüşlülük, hiç mi firasetiniz yoktu Allah aşkına? Bu mühendislik ve proje harikasını(!) nereden ve nasıl buldunuz? Nasıl yaptınız, nasıl yaptırdınız?

Aydoğdu halkının gönlünü gerçekten almak zorundasınız.

Aydoğdu'nun gariban göründüğüne bakmayın. Konya'nın en iyi okuyanı yazanı bu mahallede yetişmiştir.

Veyis Ersöz hocamız buradadır. Sofu hocamız buradadır. İl Müftümüz Ali Akpınar'ın ailesi buradadır. Akviran'lıların çoğu insanı buradadır. Aşık Naci Kırışka buradadır.

Aydoğdu'nun gönlünü almak da hiç zor değildir. Kibir ve gururu terkedip, tevazu elbisesini giyip evleri, camileri, okulları, can çekişen esnafı birgezin, bir ziyaret edin.

Şimdilik size emanet edilen o makamlar bir gün elinizin altından kayıp gidebilir. O makamlarda ebedî kalacak değilsiniz. Hem zaman çabuk geçiyor, saatler su gibi akıyor.

En önemli makam halkın gönülleridir. O makama oturmaya bakın. Halkın gönlüne taht kurdunuz mu, ölümsüzleşirsiniz.

Şu insanları işyerlerinde, dükkanlarında, çay ocaklarında bir ziyaret edin, bir çayını için. Bakın siyasette, yöneticilikte başarılı olmanın üç formülünü yazıyorum: Buna  “3 Z Formülü” de diyebiliriz.

1-    Ziyaret,

2-    Ziyafet

3-    Zerâfet

Ziyaret, çok önemlidir. Ziyaret edip hal hatır sormak, ziyaret edene de edilene de değer katar. Hasta bir insanı ziyaret, yaşlı bir anneyi ziyaret, sıkıntıda olan bir insanı ziyaret çok önemlidir.

Siyasîler, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, seçilmeden önce kapı kapı dolaşıyorlar, ölüleri, türbeleri bile ziyaret ediyorlar. Ama seçildikten sonra kendilerine oy veren ya da vermeyen insanları birden unutuveriyorlar.

Arkadaşlarını, dostlarını, kendilerine omuz verenleri, destek verenleri görmez oluyorlar.

İşin şekli değişince, ne zerâfet kalıyor ne de ziyafet.

Sonra yöneticilerle, yönetilenler arasında bir soğukluk, bir kopukluk başlıyor. Millet kığın, kızgın ve öfkeyle “Dün ne idin, bu gün nasıl oldun? Sana sandıkta gününü gösteririm” demeye başlıyor.

Sağlıklı iletişim olmayınca araya fitne fesat tohumu ekenler giriyor, muhaliflerin eline koz verilmiş oluyor.

Gerçekten çok kolay, bir gün gelin pastacı İsmail abiyi, ayakkabı tamircisi Ahmet kardeşi, marketçi İbrahim'i, etliekmek ustası Doğan'ı, tenekeci Yusuf'u, kasap Ahmet'i, Hakkı Akpınar hocayı. Naif Hoca'yı, bakkal Mustafa'yı, çaycı Mehmet'i ziyaret edin, gönlünü alın, konuşun. Korkmayın bir şey yapmazlar.

Sizler kötü değilsiniz. Kötü olsanız zaten seçilmezdiniz. Seçmezdik. Ama bizlerden uzaklaştıkça, bizden kaçtıkça aklımıza kötü şeyler geliyor.

Allah işlerinizi ve işlerimizi kolay kılsın.

“Hizmet, Allah'ın kuluna tebessümüdür” sözünde olduğu gibi, bizi önce Hakk'a, sonra halka hizmet edenlerden eylesin.

 

                                                         GÜNÜN SÖZÜ

BİLGİNİN OLDUĞU YERDE BİLENLER, AKLIN OLDUĞU YERDE DÜŞÜNENLER VARDIR.

                                                                                                Yusuf Has Hacip

 

KAMİL BİRCAN 19.10.2015