İklim değişikliğine bağlı olarak görülmekte olan kuraklık, aşırı sıcaklık, sel, fırtınalar, erozyonla toprak ve su kayıpları üreticiler için ürün ve hayvan yetiştirmeyi daha zor ve daha maliyetli hale getirmektedir. Görülmekte olan bu yağış dağılımının düzensiz olması, iklim değişikliği ile mevsimlerin ileri kayması durumu üretimi zorlaştırmaktadır. Tarımın daha bilinçli ve program dâhilinde yapılması ile bu risk en aza indirilebilir. Ancak tarımsal üretimdeki yaşlı nüfus bu adaptasyonu çabuk sağlayamadığından ülkemiz kaybetmektedir. Bu nedenle değişikliklere hızlı ayak uydurabilen genç nüfusu tarımsal faaliyetlerde tutma gayreti gösterilmelidir.
Ara ürün ne demek? Ara ürün, iki farklı anlamı ve uygulaması vardır. Birincisi zaman olarak; bir bölgede ekimi yapılan ana ürünlerin tarlayı boş bıraktığı dönemlerde yetiştirilen ürün demektir. Ara ürün ekimi ile yetiştirilen ürün birim alanda hem toprağa hem de üreticiye bir kazanç sağlamaktadır. İkincisi; araya ekim anlamındadır. Ara ürün (araya ekim), iki veya daha fazla ürünün yakın bir alanda yetiştirilmesini içeren çoklu ekim uygulamasıdır. Ara ekimin temel amacı, tek bir ürün tarafından kullanılamayacak kaynakları veya ekolojik süreçleri kullanarak belirli bir arazide daha fazla verim elde etmektir. Örnek; tahıllarla birlikte tek yıllık yonca ekimi gibi (tahıl hasadından sonra otlatmak amacıyla ekim yapılır).
Yem nedir? Hayvanın yaşama ve verim ihtiyacını madde ve enerji bakımından karşılamak amacıyla belli sınır ve şartlarda yedirildiği zaman hayvan sağlığına zararlı olmayan, hayvanlar tarafından faydalanılabilecek durumda olan organik ve inorganik maddeler veya bunların karışımlarına yem denir.
Yem Bitkisi; Hayvan yemi olarak yetiştirilen kuru ot, silo yemi ve yeşil yem olarak veya otlatılarak değerlendirilen bitkilere de yem bitkisi denilir.
Ülkemizde her yıl 22-23 milyon hektar alan tarla alanı olarak kullanılmakta ve bunun yaklaşık 17.5-18 milyon hektarı ekilmektedir. Ülkemizde iktisaden faal 3 milyon civarında tarım işletmesi bulunan ülkemizde bu işletmelerin 2 milyon kadarı (%67) bitkisel üretim ve hayvancılık birlikte yapılmakta, kalan işletmelerin %30’u sadece bitkisel üretim ve kalanı işletmede sadece hayvancılık yapmaktadır.
İnsan beslenmesinde bitkisel ve hayvansal gıdalar kullanılmakta olup hayvansal gıdalar içerisinde tüketilen en yaygın ürün ettir. Et yüksek biyolojik değeri, doyuruculuğu ve tat maddeleri açısından insan beslenmesinde önemli bir yer tutar. Milletlerin uygarlık düzeyleri büyük ölçüde ürettikleri ve tükettikleri hayvansal gıda maddeleri ile orantılıdır. Et tüketimi fazla olan ülkelerde genç ölüm oranı azalmaktadır. Ergin bir insanın günde 30 gram hayvansal proteine ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç daha ziyade et ile karşılanmaktadır. Türkiye’de yıllık et tüketiminin büyük bir kısmı (% 75-80) sığır eti ile karşılanmaktadır. Hayvanların et ve süt verimi birçok ülkeye göre düşüktür. Verim düşüklüğünün önemli nedenlerinden biri yetersiz bakım ve beslemedir. Sığırlarda et ve süt verimini artırmak için kaliteli kaba yem üretiminin artırılması meraların ıslahı ve bakım ve beslenme şartlarının iyileştirilmesi gereklidir. Ülkemizde olan büyük ve küçükbaş hayvan varlığının kaba yem ihtiyacı karşılayacak üretim yapılmamaktadır. Çayır mera alanları da bazı bölgelerimizde yetersiz durumdadır. Bu nedenle açık tahıl samanları, şeker pancarı posası gibi düşük kaliteli diğer yemlerle karşılanma yoluna gidilmektedir. Ayrıca bu durum fazlaca kesif veya karma yem tüketimini dolayısıyla da maliyetleri artırmaktadır.
Meraların ıslahı ve amenajmanı kurallarına uyulması halinde bile kaba yem açığının karşılanması söz konusu olmayacağı için mutlaka yem bitkisi üretimi artırılmalıdır.
Türkiye’de 2024 yılında yaklaşık 2.69 milyon hektarlık bir alanda yem bitkileri tarımı yapılmaktadır. Yem bitkilerinin toplam ekim alanı yıldan yıla genişleme eğilimi göstermekle birlikte, artış hızı oldukça yavaştır. Yem bitkilerinin toplam ekim alanı, ekilebilir alanın çok düşük bir kısmını oluşturmakta, yem bitkileri içerisinde en geniş ekim alanına sahip olan yonca ve fiğin ekim alanı düzenli olarak artmaktadır.
Hayvansal üretimde, üretim şekline de bağlı olarak işletme giderlerinin % 60-70’i gibi önemli bir kısmını yem oluşturmaktadır. Hayvansal üretim yapan işletmelerin sağlayabilecekleri en ucuz yem kaynağı şüphesiz çayır ve meralar ile yem bitkileri ekimi ile mümkündür. Hayvan beslemede çeşitli endüstri artıkları, küspeler, posalar ve bazı tahıl taneleri kullanılırsa da, bunların miktarı Yem bitkileri, çayı ve mera (YBÇM) tarımından sağlanan yeme göre çok daha düşük düzeylerdedir. YBÇM tarımında yüksek verim alındığı gibi, üretim de ucuza mal olmaktadır. Bu nedenle, hayvancılığı ileri gitmiş ülkelerde hayvancılık esas olarak YBÇM tarımına dayalı olarak yürütülmektedir. Kaliteli kaba yemin en ucuza sağlandı çayır ve meralar ülkeler için madenler gibi doğal kaynaklardan sayılmaktadır. Hayvansal ürünlerde dünya ticaretinde rekabet edebilmede ve kendi halkına ucuz hayvansal gıdalar üretebilmek için çayır ve meraların geliştirilerek yararlanılması zorunludur.
Beslemeye ilişkin eksikliklerin başında kaliteli kaba yem yetersizliği başta gelmektedir. Tüm gelişmelere karşın, en kalitesizi olarak tanımlanan buğday samanı hala kullanılan başlıca kaba yem konumundadır. Halbuki, süt ineklerine mutlaka yeteri kadar kaba yem verilmesi; kaba yemin rasyondaki oranının % 40’ın altına düşmemesi; kaba yemlerin en az yarısının yonca-fiğ benzeri baklagil otlarından oluşturulması zorunludur. Türkiye’deki genel uygulama, kaba yemlerin açığını “kesif yeme yüklenerek” kapatma şeklinde olduğundan, böylesi bir beslemeden kazanç sağlamak mümkün değildir.
Yem bitkilerinin ekim ve üretiminin artırılması hususunda son yıllarda destekler verilmektedir. Yapılan bu destekler yem bitkileri ekim alanlarında 4-5 kat artışa sebep olmuştur. Hayvancılığa verilen destekler ile birlikte modern hayvancılığın gelişmesi, yem bitkileri ekim ve kullanımının daha da artış göstermesi beklenilmekte, böylece yem bitkileri tarımının sadece hayvancılık açısından değil diğer pek çok önemli faydaları da ekilen alan ve bölgelerde görülecektir.
Ara ürün bölgede ekimi yapılan ana ürünlerin yetiştirilmediği dönemlerde (arazinin boş kaldığı) yem kısa yetişme süreli yem bitkileri ekimi yapılarak hem araziye baklagillerin toprağa sağladığı faydalardan yararlanılmış hem de ot üretimi yapılmış olmaktadır. Aşağıda şekilde görüldüğü gibi
a: Tahıl –Tahıl münavebesinde arazi 3-4 ay boş kalmaktadır. Sulama yapılan arazilerde uygun karışımlar yetiştirilmelidir.
b: Tahıl- erken ilkbaharda ekim yapılan ana ürünlerin ekimi arasında 7-8 aylık sürede kışlık yem bitkileri karışımları ekilerek özellikle baklagillerin toprağa sağladığı faydalardan yararlanılmış hem de ot üretimi yapılacaktır. Bu sürede bölgemizde ki sonbahar ve kış yağışlarından da faydalanılmış olunur.
c: Tahıl- Geç ekim yapılan baharlık ekim yapılan ana ürünlerin (fasulye- mısır, çerezlik kabak ..gibi) ekimi arasında 7-8 aylık sürede kışlık yem bitkileri karışımları ekilerek özellikle baklagillerin toprağa sağladığı faydalardan yararlanılmış hem de ot üretimi yapılacaktır. Bu ekim şeklinde bölgemizde görülen sonbahar, kış ve ilkbahar yağışlarından da faydalanılmış olunur.
d: Tahıl- Tahıl ekim sisteminde arazi 14-16 ay boş kalmaktadır. Bu sürede kışlık veya baharlık yem bitkileri karışımları ara ürün veya ikinci ürün olarak ekilerek yem bitkilerinin toprağa sağladığı faydadan yararlanılmış ve yem üretimi yapılmış olmaktadır.
Şekil 1. Ana Ürün ve Ara ürün Ekim Aralıkları (M. Mülayim)
Bölgede uygulanan münavebeye, su ve yağış durumuna göre ara ekim, ara ürün ve ikinci ürün ekimi yaygınlaştırılmalı ve desteklenmelidir. Küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştirmenin ekonomik olması için ucuz yem temin edilmeli ve ayrıca arazilerimiz boş bırakılmayıp erozyona karşı da korunmuş olmalıdır.
Görülmekte olan kuraklığa ve bu süreçte özellikle tarımda bilinçsiz su kullanmaya bağlı gelmekte olan çölleşme tehdit değil olmamalı, bu nedenle yağışın görüldüğü mevsimlerde kışlık ara ürün, su problem olmayan arazilerde de yazlık ara (veya ikinci) ürün de yetiştirilmelidir.
Kırsalda devam etmekte olan tarım alanlarında yanlış uygulamalardan kaynaklanan su kirliliği, toprak kirliliği, hatalı gübreleme ve ilaçlamalar ile tarım topraklarının yanlış kullanımı gibi nedenlerle doğal kaynaklara yapılan baskılar azaltılmalı ve bilinçli tarım yapılmalıdır. Sürdürülebilir tarım, ancak insan ve doğal kaynaklar arasında bir dengenin kurulması, kırsal çevrenin korunması ve bilinçli tarım yapılması ile mümkündür.