Ankara Kitap Fuarı’ndan Konya Gazze Yürüyüşüne
2 Ekim Perşembe günü başlayan 22. Ankara Kitap Fuarı 12 Ekim Pazar gününe kadar devam edecek. Bendeniz de Ankara Kitap Fuarı’nda Selçukya Kültür Sanat Derneği standında, yayınlanmış olan 11 kitabımı sergileme imkânı buldum.
Kitap Fuarları gerek kitapların gerekse yazarların okuyucu ile buluşması anlamında çok büyük görev ifa ediyor. Bu bağlamda ATO salonunda 10 gün süreyle düzenlenen fuarda sergilenen binlerce çeşit kitap yazarları tarafından okuyuculara imzalı olarak takdim ediliyor.
Yazarların yapmış olduğu söyleşilerde okuyucu – yazar ilişkisinin daha fazla artması, karşılıklı sohbet etme imkânı vermesi ve okuyucuların, yazarların görüş ve düşüncelerinden istifade etmesi gibi olumlu sonuçların doğması da kitap fuarlarının bir başka güzelliğidir.
Ülkemizde oldukça düşük olan kitap okuma oranlarının artmasında kitap fuarlarının büyük katkısı olduğu bir gerçek. Ancak Ankara Kitap Fuarı’nda gördüğüm olumsuz bir gerçeği ifade etmem gerekirse fuar alanını dolduran binlerce kişinin büyük çoğunluğunun kitap almak için değil, gezmek ve vakit geçirmek için geldiklerini gözlemlemek son derece üzücü…
Kitap alanların büyük bir kısmı da sadece tanıdığı ve yakını olan yazarlara uğrayarak onun bir veya birkaç kitabını alarak gidiyorlar. Hemen yanında bulunan diğer yazarların kitaplarına bakma zahmetinde bile bulunmuyorlar. Yakını olan yazardan aldıkları o kitapları da okumak için mi yoksa “biraz destek olalım da ayıp olmasın” düşüncesiyle mi aldıklarını bilemiyorum.
Diğer taraftan okullar öğrencilerini fuara getiriyorlar. Bu gayet güzel ama öğrencilerin cebinde kitap alacak para yok. Olsa da bunu kitaba harcamak yerine büfelerde harcamayı tercih ediyorlar. Burada da öğretmenlere büyük görev düşüyor. Bir gün önceden öğrencilerini “yarın kitap fuarına gideceğiz, onun için yanınıza en az bir kitap bedeli kadar para alınız, hepiniz mutlaka bir kitap almanız gerekir” şeklinde uyarırlarsa öğrenciler de mutlaka bunun gereğini yapacaklardır.
Standımızın önünden grup grup geçen yüzlerce öğrenciden biri veya birkaçı şöyle bir bakıyor sonra devam ediyor. Diğerleri zaten hiç bakmadan transit geçiyor. Kitap alan öğrenci sayısı o kadar az ki bu durum geleceğimiz açısından hiç de iç açıcı değil.
Bizim medeniyetimiz kitap medeniyetidir. Biz OKU diye başlayan bir medeniyetin temsilcileriyiz. Kitabın gündeme gelmesi, kamuoyunda sürekli konuşulur olması ve yeni nesillerimizin kitapla tanışıp kaynaşması böylesi günlerin gerçekleştirilmesi ile mümkündür. Bu sebeple kitap günlerinin düzenlenmesi önemlidir ama gençlerimizin ve her yaştan halkımızın da kitaba olan ilgisinin artması gerekir.
Ankara Kitap Fuarı deyince hemen 18 Ekim’de başlayacak olan Konya Kitap Günlerini hatırladım. Gerek Anadolu Selçuklularının başkenti olması gerekse Mevlâna diyarı olması hasebiyle Konya’da kitap okuma oranının diğer şehirlere göre daha fazla olduğunu biliyorum. Düzenlenen kitap fuarları sayesinde bu oranın daha da artacağını umuyorum.
Ankara Kitap Fuarı’ndan döndüğüm 7 Ekim Salı günü akşamı ailece Gazze yürüyüşüne katıldık. Bildiğiniz gibi 7 Ekim, terör devleti İsrail’in Gazze’de yürüttüğü katliamın 2. Yıldönümü. 7 Ekim 2023 günü başlayan Gazze bombardımanı İsrail tarafından 2 yıldır aralıksız sürdürülüyor. 2 yıl içinde Gazze’de 22 bini çocuk, 17 bini kadın olmak üzere toplam 67 bin insan katledildi, 130 bin insan yaralandı. Yerle bir edilen Gazze’de enkazlar altında ne kadar insan olduğunu bilen yok. 2 yıldır Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar, masum insanlar değil onlarla birlikte insanlık öldürülüyor, vicdan, merhamet öldürülüyor.
Konya’da bugüne kadar çok sayıda miting ve yürüyüşler yapıldı ama 7 Ekim akşamı yapılan yürüyüş bir başkaydı. Gerek katılım yönünden gerekse etkisi yönüyle bugüne kadar yapılan miting ve yürüyüşlerin hepsinden daha fevkalâde idi. Konya’mıza da yakışan buydu. Yürüyüş kolunun ön ucu Mevlâna Meydanına ulaştığında, son ucu Kılıçarslan Meydanından yeni hareket etmişti. On binlerce kişi düzenleyicilerin uyarıları doğrultusunda hareket ederek hiçbir taşkınlığa, olumsuzluğa meydan vermedi. Yürüyüş; yapılan oturma eylemi, okunan Kur’an-ı Kerim ve İl Müftümüzün duası ile son buldu. Gönüller, Gazzeli kardeşlerimizin gönülleri ile buluştu. Bu gönül buluşması bir gün fiziki kucaklaşmaya dönüşür İnşallah…
Biz Konya’da yürürken Sumut Filosunun ardından Özgürlük Filosu da Gazze’ye doğru yol alıyordu. Bu filoların dalga dalga gelerek ablukayı kıracağına kesin olarak inanıyorum.
Bu arada Mısır’da ateşkes görüşmeleri sürerken terör devleti İsrail Gazze’yi bombalamaya devam ediyor. İnsanlığını yitirmiş katiller sürüsünden başka da bir şey beklenmez zaten. Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletlerde yaptığı konuşma ve Trump ile görüşmesinden sonra gündeme gelen ateşkes müzakereleri Türkiye’nin de katılımı ile devam ediyor. İnşallah hayırlı bir netice doğar ve Gazze’de akan kanın durmasına vesile olur.
Konya’da olduğu gibi tüm ülkemizde hatta çok sayıda dünya ülkesinde yapılan miting ve yürüyüşlerin de İsrail’i zor durumda bırakacağına inanıyorum. Netanyahu denilen alçağın BM’de yaptığı konuşma esnasında salonun boşaltılması, İsrail terör devletinin yalnızlaştığının göstergesi idi. Bu durum bundan sonra da artarak devam edecektir. Bu, İsrail’in sonunun başlangıcıdır. Büyük katılımlarla yapılan her miting ve yürüyüş, terörist İsrail’e vurulacak birer tokat olacaktır. Boykot da öyle… Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.