Akran zorbalığı denince çoğu kişi bunu ‘çocukça bir itiş kakış’ gibi görme eğiliminde ama bu durum sandığımız kadar masum ve geçici bir mesele değil. Zorbalık, tek başına bir davranış değil; biriken bir sürecin dışa vurumu yani bir çocuk başka bir çocuğa zarar verdiğinde, genellikle kelimelerle anlatamadığı bir şey vardır ama kimse ona ‘ne anlatamadığını’ sormaz. Belki de tam burada, yetişkin yorumlarını bir kenara bırakıp çocuğun iç sesine kulak vermeliyiz. Çocuğun yaşadığı yerden bakıldığında, durum çok daha karmaşıktır. Kimse ona gerçekten ne hissettiğini sormaz; daha çok nasıl davranması gerektiği söylenir.
Sakin olması beklenir ama içindeki fırtınayı gören olmaz.
Uslu olması istenir ama o karmaşayla ne yapacağı öğretilmez.
Kelimeler yetersiz kaldığında, devreye davranış girer; bazen de şiddet.
Bir çocuğun başka bir çocuğa yönelttiği şiddetin arkasında, çoğu zaman fark edilme ve güç hissetme ihtiyacı vardır. Bu davranışlar bilinçli bir zarar verme isteğinden çok, öğrenilmiş tepkilerdir. Ve çocuklar bu dili en çok, yetişkinlerin kriz anlarında ne yaptığına bakarak öğrenir. Yani aslında şiddet, bilinçli bir tercih değil; izlediği, maruz kaldığı ve normalleştirdiği bir çözüm yoludur. Tam da bu noktada, ebeveynlere düşen sorumluluğu konuşmak gerekiyor. Sakinlik bir talimatla değil, örnekle öğrenilir; çocuklar bunu en çok yetişkinlerin zor anlarda ne yaptığına bakarak anlar. Evde öfke bağırarak yaşanıyorsa, çocuk da öfkesini bağırarak ya da vurarak gösterir. Bu noktada ebeveynlerden elbette sihirli çözümler beklemek gerçekçi değil; ama atılacak küçük ve tutarlı adımların etkisi sandığımızdan çok daha büyük.
- Önce davranışı susturmaya değil, duyguyu anlamaya çalışmak.
- Bunu neden yaptın?’dan önce ‘orada ne hissettin?’ diye sorabilmek.
- Çocuğun öfkesinden korkmamak ama ona sınır koyabilmek.
- Ve en önemlisi, çocuğa yalnız olmadığını hissettirmek.
Anlaşılan çocuk, kendini anlatmak için şiddete ihtiyaç duymaz. Ne yazık ki bu meselenin ne kadar ciddi olduğunu yakın zamanda Konya’da yaşanan olay bir kez daha gösterdi. Bir çocuğun akranı tarafından ağır şekilde yaralanması, akran zorbalığının sonuçlarını görmezden gelemeyeceğimizi hatırlattı. Belki de akran zorbalığını durdurmak, önce çocukların sesini gerçekten duymaktan geçiyor.