Her yıl binlerce çocuk, hastalığın zorlu yüzüyle ilk kez karşılaşıyor. Lösemi; kemik iliğinde başlayan, kan hücrelerinin üretimini etkileyen ve özellikle çocukluk çağında en sık görülen kanser türüdür. Her yıl 2–8 Kasım tarihleri, lösemiyle ilgili farkındalık oluşturmak adına önemli bir hafta. Lösemi; aynı zamanda hastanın tüm yaşam düzenini değiştiren, aile dinamiklerini etkileyen ve beslenme başta olmak üzere günlük alışkanlıkların yeniden ele alınmasını gerektiren bir süreç.
Bir diyetisyen olarak çocukluk çağı lösemisinin yalnızca tıbbi değil, beslenme yönetimi açısından da karmaşık bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Çünkü tedavinin etkileri, metabolik ihtiyaçlar ve iştah düzeni tamamen değişebilir. Bu nedenle beslenme, tedavinin bir “yan unsuru” değil, iyileşme sürecinin tam merkezindedir. Beslenme özellikle bağışıklık dayanıklılığını ve tedavi sürecine uyumu doğrudan etkiler. Kemoterapi gören hastalarda iştahsızlık, tat kaybı, bulantı, kilo kaybı veya ani kilo alımı sık görülen durumlardır.

Bu nedenle doğru beslenme, sürecin önemli bir parçası hâline gelir. Beslenmenin üç temel hedefi vardır:
1.Bağışıklık hücrelerinin yenilenmesini desteklemek: Lösemi tedavisinde bağışıklık sistemi büyük ölçüde baskılanır. Protein, folat, B12, C vitamini, çinko ve omega-3 gibi besin ögeleri bağışıklık hücrelerinin onarımı için gereklidir.

2. Enfeksiyon riskini azaltmak: Gıda güvenliği, enfeksiyon riski açısından birincil önceliktir.

3. Tedavi sürecinin yan etkilerini yönetmek: Tat kaybı, bulantı, kabızlık/ishal gibi yan etkiler doğrudan besin alımını etkiler. Lösemili çocuklarda yetersiz beslenme sıklıkla görülür. Doğru planlama, çocuğun besin alımını artırabilir ve yaşam kalitesini anlamlı şekilde iyileştirir.
Lösemi Hastaları İçin Temel Beslenme İlkeleri
1. Yeterli Protein Alımı: Kemoterapi sürecinde doku onarımı ve bağışıklık için gereklidir. Yumurta, balık, tavuk, yoğurt, peynir ve kuru baklagiller sofrada mutlaka yer almalıdır.
2. Güvenli Gıda Uygulamaları: Taze sebze ve meyveler enfeksiyon riski nedeniyle mutlaka çok iyi yıkanmalıdır; dışarıda kesilmiş ve açıkta satılan ürünlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca çiğ yumurta, çiğ sucuk ve pastörize olmayan süt ürünlerinin tüketimi önerilmez. Yiyecekler mutlaka iyi pişmiş, iyi yıkanmış ve taze hazırlanmış olmalıdır.
3. Basit Şekerlere Dikkat: İştahsızlık nedeniyle tatlı gıdalara yönelim olabilir. Ancak aşırı basit şeker tüketimi bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilir.
4. Omega-3 Kaynaklarını Desteklemek: Omega-3, vücutta inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur.
5. Bol sıvı tüketimi :Kemoterapi sırasında sıvı ihtiyacı artar. Su, ayran, şekersiz komposto, çorba; hem hidrasyonu destekler hem de tedavinin yan etkilerini hafifleten en temel araçlardır.
6. Antioksidan beslenmeyi arttırın :Antioksidanlar doğrudan kanseri tedavi etmez fakat vücudun savunma mekanizmalarını destekler. Özellikle polifenol ve C vitamininden zengin besinler olan yaban mersini, havuç, kırmızı biber, kabak, brokoli, kivi, maydanoz gibi doğal kaynaklar önerilir.
Lösemi haftası, yalnızca hastalığı hatırlamak için değil; aynı zamanda beslenmenin iyileşme yolculuğunda ne kadar güçlü bir destek olduğunu fark etmek için bir fırsat.

Bu hafta Lösemi Haftası vesilesiyle, küçük bedenlerin verdiği büyük mücadelede doğru beslenmenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlamak isterim. LÖSEV’in vurguladığı gibi ‘Bir çocuk için fark yaratmak düşündüğünüzden çok daha kolay. Turuncu bir kurdele takmak, bir paylaşım yapmak veya farkındalık etkinliklerinde gönüllü olmak bile bir hayatı değiştirebilir.’