Ülkemizde her yıl 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ve Zirai Eğitim ve Öğretiminin başladığı gün olarak kutlanmaktadır. Tüm basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günleri kutlu ve hayırlı olsun.

10 Ocak Zirai Eğitim ve Öğretimin ülkemizde başladığı gün olarak da kutlanmaktadır. Köklü geçmişe sahip Zirai Eğitim ve Öğretimin 180. yıl dönümü bütün tarım camiasına kutlu olsun. Bu yazımda fakülte, tarım sektörü ve ilgili bakanlıkla ilgili öz eleştiri, eğitim ve yerel sektörlerle işbirliği konularına değineceğim.

Ziraat Fakülteleri tarım eğitimi veren Yüksek Öğretim kurumlarıdır. Ziraat Fakülteleri eğitimin yanında önemli Ar-Ge projeleri de yapmaktadır. Tarımın geliştirilmesi ve yaptıkları Ar-Ge çalışmalarını doğrudan veya dolaylı olarak çiftçinin kullanımına sunan bu kurumlar yerelde tarım makine sektörü ve diğer özel zirai kuruluşlardan yeterli desteği alıyor mu? Bu husus fakültesine ve fakültelerin idarecilerine göre tartışılabilir bir konudur. Fakülte ve tarım sektörünün iş birliği ve birlikte çalışmaları hem fakültenin hem de sektörlerin idarecilerinin bir araya gelme becerilerine bağlıdır. Gönül ister ki bu birliktelik Tıp Fakültelerine yapılan maddi ve manevi destek veya Tıp fakültelerindeki birliktelik kadar fazla olsun. Ancak genel de baktığımız da bunun gerçek olduğunu söylemek mümkün değildir.

Ülkemizde tarım ürünlerinde çeşitliliğin, verim ve kalitede ki artış da ziraat fakültelerinin ve bu fakültelerin yetiştirdiği ziraat mühendislerinin payı inkâr edilemez. Ancak hızla gelişen bilim ve teknolojileri takip etmek bir bütçe ve imkân meselesidir. Ziraat fakültelerine bu bütçeler veriliyor mu? Bu husus da bir tartışma konusudur. Ziraat fakültelerimiz gelişen teknolojiyi bilimsel olarak günü gününe takip etmekte, ancak gerekli ekipmanlara yeterince ulaşma imkânları maalesef yoktur. Ziraat fakültesinde idarecilik yapmış birisi olarak bütçelerinin yetersiz ve döner sermayelerinin zayıf olduğunu söyleyebilirim. Bazı projeler ile TÜBİTAK, TAGEM veya benzeri kurumların proje destekleri sayesinde bazı ekipmanlara sahip olunmakta iken bazı durumlarda ise onlara sahip olmak mümkün olamamaktadır. Atalarımız “Alet işler el övünür demişler” araştırma yapacak teknolojik alet ve ekipmanlarınız yoksa nasıl araştırma yapıp yeni Yüksek Öğretim kaynaklı ürünler ortaya koyacaksınız? Elbette böyle bir ürün çıkarmak fazla mümkün olmamaktadır.

Son yıllarda Öğretim Üyeleri mevcut maaş statüsüyle ancak geçinebilmektedirler. Ders araç ve gereçlerini temini yanında daha çok araştırma ihtiyaçlarını karşılamak için zaman ve maddi fedakârlık yapmak zorundadırlar. Genç akademisyenler akademik yükselme çalışmalarını sürdürme gayreti içerisinde olmaya mecbur bırakılmakta olduklarından bunu öncelikli olarak yapmaktadırlar. Sistem zorunlu olarak bunu gerektirmektedir. Aksi halde bu yolda geri kalmaktadırlar.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de tarımın, bilimsel veriler ışığında daha modern ve verimlilik odaklı yürütülmesi, her yönüyle planlanması gereken bir gerçektir. Bu planlamayı elbette tarım eğitimi almış olanlar yapmaktadırlar. Bilimin tarıma kattığı değer önemli boyutlara ulaşmıştır. Ancak fakültelerden mezun olan her tarımcı birçok meslekte olduğu gibi aynı seviyede olmayıp mezuniyet sonrası kendisini geliştirmelerine bağlı olarak da farklılıklar göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında tarım eğitimi veren fakültelere bilimsel gelişmeleri takip edebilecek ve uygulamaya aktaracak imkânlar verilmeli ve eğitimin yanında bilimsel araştırmalar öncelikli hale getirilmelidir. Çünkü tarımda bilimi önde tutan dünya ülkeleri tarımına hükmetme durumuna gelmişlerdir. Artan nüfus ve buna bağlı olarak gıda ihtiyacının karşılanmasının başka türlü karşılanması mümkün olmayacaktır. Bu nedenle tarım eğitimi veren yükseköğretim kurumlarına daha fazla bütçe ve işbirliği için ilgili sektör ile zorunlu işbirliği mevzuatları çıkarılmalıdır. Özel sektör projelerine ayrılan maddi kaynağın daha doğru kullanımı için mevzuatlar ile fakültelerde ki ilgili bölüm öğretim üyeleriyle birlikte çalışma zorunluluğu getirilmelidir. İyi bir tarım makinası ustası olabilen birinin bilimsel bir eğitim almış veya veren kişiyle çalışması sektörün ve ülkenin yararına olacağı gibi örnekler çoğaltılabilir.

Ziraat Fakültelerinin öğrenci ve eğitim kadrosu durumuna bakacak olursak;

a- Öğrenci seçimi Türkiye’nin eğitim sistemiyle doğrudan ilgilidir, maalesef bazı ilk ve orta öğretimde yeterince yetişmeyen öğrencilerin bütün mühendislik alanlarında iyi bir mühendis olması tartışılmalıdır. Fakültelerden mezun olanların iş hayatında iş bulma imkânlarına göre de şekillenmekte ve buna durum fakültenin tercihini de etkilemektedir.

b- 1980’li yıllarda kurulan ziraat fakültelerinde 30 yıl önce asistan çok, Doçent ve Profesör sayısı yok denecek kadar az iken son yıllarda pramit tersine dönmüştür. Bu gün önce kurulmuş fakültelerin birçoğunun bölümlerinde asistan yok veya bir iki tanedir. Durum böyle olunca akademik kariyerde son noktaya gelmiş öğretim üyelerinin belirli nedenlerle fakülte dışı çalışmalarının hızlanması beklenirken giderek yavaşlamakta olduğu görülmektedir

Bazı tarım yazarları “Birçok fakültede Ar-Ge birimleri oluşturulmakta, bunun için çalıştaylar düzenlenmekte, kararlar alınmakta ancak faaliyet sahasında yeterince gözükmemektedir” demektedir. Fakülteler tarımda uygulayıcı kuruluş değildir. Tarım ve Orman Bakanlığı uygulayıcı kuruluştur. Sahada görülme işi bahsettiğim işbirliği sağlanırsa ve danışmanlık müessesesi güçlü hale getirilirse oluşacaktır. Kurumların kendilerini farklı kurumlar değil de birbirini tamamlayan kuruluşlar olarak görmesi halinde düşünülen işbirliği kanaatimce sağlanmış olacaktır.

Ziraat fakültelerinde eğitici ve araştırıcı kadrolar da ayrılarak araştırmalar ve sahada çalışma eksikliği giderilmeli, belirlenecek bu araştırmacılarla kamu ve özel sektör işbirliği ile yapılan araştırmalar sürekli hale getirilmelidir.

Bazı tarım yazarlarınca “Bilimsel makalelerin çokluğuna, bilimsel unvanların ağırlığına rağmen tarımdaki etkililikte, Ziraat Fakültelerinin, en bariz kısmıyla tarımın Ar-Ge kuruluşlarının gerisinde seyretmesi, önemli bir konu olarak gündem edilmektedir.” Bunun kısmen doğruluk payı vardır denilebilir. Ancak yukarda belirttiğimiz nedenlerin hangileri fakültelere sağlanmakta ki bu tartışılarak haklılık veya haksızlık ortaya konulmaktadır. Fakültelerin ekipmana ulaşma ve bazı mevzuatlarda ki engellemeler giderilmelidir. Örneğin; Ziraat fakültelerinde bilimsel çalışmalarda ortaya konulan bir tahıl çeşidinin tescile müracaatı halinde Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tohumluk Tescil Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü (TTSM) tarafından tescil sürecindeki çeşit adayları için yapılacak analizinde kullanılmak üzere ücret alınmaktadır. 5553 Sayılı Tohumculuk Yasası Kapsamında Çeşit Tescil Denemesine Alınan Çeşit Adayları İçin 2025 Yılında Uygulanacak Deneme Ve Diğer Ücretler Tarifesi Tarımsal Değerleri Ölçme (TDÖ) Deneme Ücretleri örnek bir endüstri bitkisi (ayçiçeği hariç) çeşidi tescil ücreti olarak 41.199 TL ücret istenilmektedir. Bir işlemin yapılması için ücret elbette gereklidir. Ancak “Tohumluk Tescil Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü (TTSM) tarafından tescil sürecindeki çeşit adayları için yapılacak analizlerde, Bakanlığımız Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Araştırma Enstitülerine % 45 oranında indirim uygulanır” denilmekte iken bu indirim üniversiteler için yapılmamaktadır. Fakültelerin bütçelerinde de böyle bir harcama imkânı olmadığından farklı yollar aranmaktadır. En azından böyle bir kolaylık fakülte ve araştırıcı kuruluşlarına sağlanmalıdır. Bu gibi örnekler artırılabilir, bunlar halledilmelidir.

Ziraat fakültelerinde eğitim gören öğrencilerin tercihlerinde, Ar-Ge ve uygulamaların etkin hale gelmesi mezun ettiği meslektaşların kamu ve özel sektörde iş bulma ve verilmekte olan imkâna göre de şekillenmektedir.

Son yıllarda bariz gelişmeler görülse de birçok sektörde olduğu gibi çalışma şartları ve imkânsızlıklar fakültelerin tercihlerini de etkilemektedir. Ara eleman yetiştirmeye yönelik Meslek Yüksekokullarında ve hatta bazı fakültelerin bölümlerinde kontenjanların dolmaması sadece ziraat fakültelerine özgü bir durum olmayıp diğer bazı mesleklerde de görülmekte ve açılmış olan bazı bölümler kapanmaktadır. İnşallah bu ve benzeri aksaklıklar giderilerek ülke için daha sağlıklı eğitim, uygulama, işbirliğine ve üretimlere kavuşmalıyız.