Nisan ayı içerisinde Konya Ticaret Borsası ev sahipliğinde Konya’da yaptığı “Ulusal Hububat Konseyinin Hasat Öncesi Hububat Kongresi”nde önemli konular ele alındığı önceki yazımda belirtmiştim. Hububat işleyen sektörlerin temsilcileri mevcut durumu özetledikten sonra yapılması gerekenler hakkında aşağıda verilen önemli tavsiyelerde bulunmuşlardır.
- Desteklerin üretim süreçleri ile uyumlu ödenmesi, ülkemizde maliyet yüksekliğinin çiftçi ve sanayici üzerindeki yükünü hafifletmek için desteklerin katlanarak artırılması ve global gelişmelerde oluşan hızlı maliyet değişikliklerini karşılamak üzere “Ulusal Tarımsal Risk Fonu” kurulması önerilmiştir.
- Hububat işleyen tüm sektörlerin ihracatta zorlandığı, özellikle un sektöründe ihracat düşüşü dikkate alınarak yenilikçi ürün ve alternatif hammaddelerin üzerinde çalışılmasının gerekliliği vurgulanmıştır. İşleme tesislerinde rekabetçilik ve sürdürülebilirlik için dijitalleşmeye gidilmesi, yeni pazar arayışlarına alternatif ülkelerdeki temsilcilikler, Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili ilişkili birimlerle birlikte yoğunluk verilmesine dikkat çekilmiştir.
- Son yıllarda bölgesel ve küresel çapta çatışmalar, savaşlar, kamplaşmalar ve krizler yoğunlaşmış, özellikle kritik boğaz/kanalların dahil olduğu krizler hammaddelerin ve tarımsal üretimdeki temel girdilerin lojistiği ve tedariğinde başlayan sorunlarla beraber, başta enerji ve gübre olmak üzere birçok girdi fiyatlarında katlanarak artışa ve akabinde gıda fiyatlarında yükselen bir krize evrilme göstermektedir.
- Lisanslı depoculukta kapasite artışı ve süreç ve mevzuat geliştirici, iyileştirici ve yenilikçi çalışmaların devam etmesi, özellikle sistemin güvenilirliğinin artırılması açısından Lisanslı Depo Bilgi Sisteminin devreye alınması ile Lisanslı Depoculuk Denetim AŞ’nin faaliyete geçirilmesinin hızlandırılması önemle istenmiştir. Lisanslı depoculuk hizmetlerinin tek daire başkanlığında hizmet verirken iki daire başkanlığı halinde hizmet vermeye dönüştürülmesi önemli görülmekle birlikte, giderek büyüyen ve geniş bir ekosistem içinde olan Lisanslı Depoculuğun ihtiyaçlarının karşılanması için Ticaret Bakanlığına bağlı bir Genel Müdürlüğe dönüştürülmesi ihtiyacı vurgulanmıştır.
- TÜRİB (Türkiye Ürün İhtisas Borsası) Teverrük Piyasasının toplumsal beklentinin yüksekliği dikkate alınarak uygulamaya alınması, TÜRİS ve Aracılı yapıya geçiş ve yapay zekâ destekli piyasa gözetiminin üzerinde hassasiyetle durulması, Vadeli İşlem Borsacılığının sistem içindeki kritik rolü dikkate alınarak gecikmeden uygulamaya alınması talep edilmiştir.
- Üretim planlaması ve ilişkili uygulamalar tarımsal bir devrim niteliğinde değerlendirilmiş ve tecrübeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenerek sürecin devamının desteklenmesinin gerekliliği vurgulanmıştır.
- Su kısıtı olan bölgelerde dörtlü ekim nöbetinde şekerpancarının üst üste olmamak kaydı ile en çok iki defa ekilmesi nematod zararı sebebiyle, patateste ise hastalık yoğunluğunu artıracağı bilimsel verileriyle çeliştiğinden dört yılda en çok bir yıl ekilmesi şeklinde düzenleme yapılmalıdır.
- Ayçiçeğinde ise Orabanş riski sebebiyle, aynı tarlaya üst, üste ekilmemesi zorunluğu getirilmelidir.
- Stratejik olarak nitelendirilen her ürüne yeraltı su kısıtı olan havzalar bile olsa temel destek verilmesi, sistemin temeli açısından gereklilik olup, önemli olan ortaya konulan münavebe ilkelerine uyulmasıdır. Bu anlamda patates ve mısıra su kısıtı havzalarında hiçbir destek ödenmez kararı gözden geçirilmeli, ekim nöbeti ilkelerine uyulmak kaydı ile bu havzalarda en azından temel destek ödenmelidir.
- İlkim değişikliği kaynaklı yağış düzensizliklerine karşı direnç ve yağışlardan daha iyi yararlanmak, sulama etkinliği artırmak ve verimliliği yükseltmek için Koruyucu/Onarıcı Tarım bir programa dönüştürülerek, yaygın uygulama haline getirilmelidir.
- Çok önemli su temini, taşkın koruma yatırımlarına rağmen (en son 563 sulama yapısının hizmete açılması, son 20 yılında yapılan yatırımların Cumhuriyet Tarihimizin %60’ına karşılık gelmesi) sularımızın ancak %48’inden yararlandığımız belirtilmiştir. DSİ tarafından yapılan sulama alt yapılarının henüz %38’inin basınçlı kapalı sisteme dönüştüğü (%6’dan %38’e çıkarılmasına rağmen) gerçeğinden hareketle, Su Verimliliği Seferberliğinin Sulama Yapıları İnşa ve Dönüşüm Seferberliğini kapsayarak, önümüzdeki 10-15 yılda tüm projelerin tamamlanacağı kaynak, program ve strateji yoğunlaşmasına dönüştürülmesi ve alternatif su kaynaklarının araştırılması önerilmiştir.
- Suyun tek Bakanlık ve ona bağlı Başkanlığın (altında genel müdürlüklerin) olduğu yapıya dönüştürülmesi, suya göre tarım değil tarıma göre su kavramının benimsenmesi (geniş, verimli ve su fakiri ovalara suyun bol olduğu yerlerden getirilmesi-havza içi su ihtiyacı ve ekolojik denge sağlanmak kaydıyla havzalar arası su transferi), milli su planı ve merkezi yönetim reformunu kapsayan Su Kanunun yasalaşması talep edilmiştir.
- TMO’nun bu üretim yılına da nitelikli depoları, lisanslı depolar, kiralanan depolar ve gerektiğinde polietilen örtülü açık depo alanları ile tahıl alımı ile ilgili hazırlıklarını yaptığı bilgisi, önemli görülmüş ve piyasa düzenleyici rolünü, özel sektörün de varlığını koruyacak şekilde denge eksenli devam ettirmesinin gerekliliği vurgulanmıştır.
- Un ihracatı ve tahıla dayalı diğer ürünlerin ihracatında Kuzey Irak dışında, Merkezi Yönetimin kontrolünde olan bölgelere yüksek vergiler ve bürokratik zorluklar nedeniyle güçlükler yaşandığı, Irak pazarının giderek kaybedildiği dikkate alınarak sorunun hükümetler nezdinde çözülmesi istenilmiştir. Suriye ile artan un ticaretinin dikkatle izlenmesi ve diplomatik ilişkilerde hassasiyet gösterilmesi beklentisi dile getirilmiştir.
- Makarna Sektörünün makarna üretim ve dış ticaretinde stabilleşme eğilimine girdiği ve birim ihracat değerinin zaten düşük iken, küçük azalışlara dikkati çektiğinden, İtalya’nın yüksek ihracat birim değeri örneğinde olduğu gibi birim ihracat değeri yüksek makarna üretilerek, yeni pazarlara yönelmenin (Japonya gibi) gerektiği sektör tarafından ortaya konulmuştur.
- Yem sanayisinde artan üretim ve hammadde talebi sonucu, hammadde talebinde artan ihracat dikkat çekici boyutlarda olup, ülke içerisinde de gıda/yem talebi çakışması giderek artmaktadır. Bunun temel sebebi ise büyükbaş kapalı hayvancılığa yönelmek olduğu ortaya konulmuştur. Tarım ve Orman Bakanlığının uygulamaya başladığı “Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi’nin hayata geçirilmesi kritik önemde görüldüğünden desteklendiği vurgusu ile kapsamı genişletilerek devamı talep edilmiştir. Ayrıca; bu hayvanlar için önemli yem kaynağı olan meraların; güçlü mera yönetim birimleri, mera yapıları, mera amenajmanının entegre edildiği mera ıslah projelerinin yeni bir sistematikle uygulamaya alınması talep edilmiştir.
- Yem sanayi için alternatif hammaddelerin araştırılmasının ve hammaddelerin ülke içerisinden tedarik oranının yükseltilmesinin önemine dikkat çekilmiştir.
- İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerinin her yıl değişken boyut ve şekillerde görülebileceği dikkate alınarak hububat tarımında TARSİM üzerinden sigortalanmasının zorunlu hale getirilmesinin belirli bir süreçte planlanması, buğday, arpa ve çavdarda uygulanan gelir koruma sigortasının, buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikalede uygulanan köy bazlı verim sigortası ile Tekirdağ ilinde pilot olarak uygulanan parsel bazlı verim sigortasının yaygınlaştırılması üzerine programlı bir çalışma yapılması talebinde bulunulmuştur.
- İklimin gidişatıyla tarımsal uygulamaların zamanlama açısından uyumlu olması, bunun için de akıllı teknolojilerden yararlanması tavsiye edilmiştir. Akıllı teknolojiler konusunda uygulama ve eğitim merkezi olacak TİGEM’e bağlı, hayvansal üretim ve bitkisel üretim yapan bir TİM’nin belirlenerek, akıllı tarım teknolojileri ile donatılması ve akıllı tarım araştırmalarına yoğunlaşacak TAGEM’e bağlı bir Enstitünün/Merkezin kurulması/görevlendirilmesinin gerekliliği vurgulanmıştır. Hububat üzerindeki iklim değişikliği etkilerini azaltmak için; çeşit ıslahı, akıllı sulama ve su yönetimi, entegre zararlı yönetimi, modern tarım (tarımda dijitalleşme), erken uyarı sistemleri, bilimsel araştırmalarda derinleşme, çiftçi eğitimi, izleme ve değerlendirme sistematiği kurulması tavsiye edilmiştir.
- İklim değişikliği göz önüne alındığında hububat türlerinden çavdar ve tritikale dikkati çekmektedir. Çoğunlukla yağışa bağlı üretim yapılan bu türler kuraklık başta farklı iklim baskısına ve olumsuz toprak özelliklerine dayanımları ile dikkat çekmektedir. Bu türlerin ıslahında, desteğinde, yaygınlaşmasında, pazar oluşumunda ve değerlendirilmesinde yeterli ilgi ve yoğunlaşmanın olmaması tarımının giderek gerilemesi sonucunu ortaya çıkarmakta olup, başta nadas alanlarının daraltılması ve atıl tarım alanlarının üretime kazandırılması olmak üzere tarımının yaygınlaştırılmasını sağlayacak programlar üzerinde durulmalıdır. Yulaf mısırdan sonra en fazla yağ içeren hububat türü ve içerisindeki avenin maddesi sebebiyle genç organizmaların beslenmesinde istisna yere sahip olduğundan, insan ve hayvan beslenmesinde değerli bir kaynaktır (kışlık çeşitleri de geliştirilmiştir). Yulafın tarımının yaygınlaşmasını sağlayacak özel bir programa ihtiyaç duyulmaktadır denilmiştir.
Ulusal Hububat Konseyinin Konya’da yapmış olduğu Hasat Öncesi Hububat Kongresinde sektör temsilcilerinin dile getirdiği hususlar yukarıda belirtilmiştir. Önemli olan bu tespitlerde isteklerin belirli oranda hayata geçirilmesi hububat yetiştiricileri ve hububata dayalı sektörlerin gelişmesine katkı sağlayacaktır.
Bu yıl baharda yeterli yağış alan ülkemizde hububatta verim beklentisi yüksektir. Yeterli yağış alan arazilerde aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Aşırı nem ve sıcaklık tahıllarda bazı hastalıklar görülebilir, üreticilerimiz bu hususa dikkat etmeli ve tarlalarını kontrol etmelidirler.
Hububat ekim alanlarında yağışlı hava yeraltı sularımızın da zenginleşmesine sebep olmuştur. Ayrıca bu yağışlı döneme kadar kuyulardan da çok su alınmadığından ve sulama yapmadığından üretici maddi olarak da rahatlamıştır. Bu yağışlı dönemde araziye giremeyen çiftçilerimiz normal gübreleme ve ilaçlama faaliyetlerini aksatmış olabilirler. Bu gelişme döneminde tahılların boylanması nedeniyle ısınan hava ile bitki gelişimi daha da hızlanacağından yapılacak gübrelemenin sulama suyu ve ilaçlamanın da dronlarla yapılması uygun olacaktır. Daha ileri dönemlerde tahıllarda yüksek verim ve kalite için azotlu gübreleme yapılması da önemli olacaktır. Gelişme dönemi süresince yetiştirme tekniğine uygun bakım yapılması ve konu uzmanı Ziraat Mühendislerinin tavsiyelerine uyulması hem üretici hem de ülke için kazanç sağlayacağı unutulmamalıdır.