Sevginin Gücü...

Abone Ol

Allah her şeyi sevgi üzerine ve sevgiyle yaratmıştır. Sevgi güçtür, sevgi kuvvettir. Sevginin olduğu yerde kin ve düşmanlık, hased ve nefret duyguları barınamaz. Kabalık ve bağnazlık sevginin yanında yer bulamaz.

Sevgilerin başı Allah sevgisidir. Allah'ı sevmek, O'na itaat etmeyi, başkalarını Allah için sevip Allah için nefret etmeyi, ölçülü olmayı, sevdiğine sevgisini söylemeyi gerektirir. 

Bu yüzden Peygamberler ve Allah Dostları öncelikle Allah'ın sevgisini talep etmişlerdir. Hz. Davud'un (a.s.), şu duası oldukça anlamlıdır.

“Ya Rabbi, bize senin sevgini, seni sevenlerin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini nasip et.

Ya Rabbi, seni öyle seveyim ki, senin sevgini bana kendimden, ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl, önemli kıl.”

Elmalılı Hamdi Yazır da, Hak Dini Kur'an Dili isimli tefsirinde “İlâhi, diye başladığı duasında şu sevgi cümlelerine yer verir:

Sen sevdirmezsen ben sevemem,  sevdir bize sevdiklerini, yerdir bize yerdiklerini, yâr et bize erdirdiklerini, sevdin Habibini kâinata sevdirdin, sevdin de Hil'at-i Risaleti giydirdin!”

Bu sevgiyle Mevlânalar, Yunuslar, Hak âşıkları Allah aşkını terennüm etmişler, 

“Cennet Cennet dedikleri, birkaç melek birkaç Hurî

İsteyene ver anları, bana seni gerek seni” diyerek, Allah'ın rızasına ulaştıracak sevgiyi istemişlerdir.

İnsanlık tarihi sevgi öyküleriyle doludur. Aslında İslâm Medeniyeti bir sevgi medeniyetidir. Bir sevgi kitabından aldığım şu sevgi öyküsü bile anlamlı ve ders verici bir özellik taşımaktadır. Buyurun beraber okuyalım:

“Bir kadın, kapıdan dışarı çıktığında, bembeyaz sakallı üç ihtiyarın kendi evinin önünde oturduklarını görür.

“Ben sizi hiç tanımıyorum, ama aç ve susuz olmalısınız. Lütfen içeriye gelin de sizlere bir şeyler ikram edeyim”  der, kadın.

“Evin erkeği içerde mi?” diye sorar adamlar.

“ Hayır” der kadın. “Şu an evin dışında”

“ O evde olmadığı sürece bizim bu eve girmemiz mümkün değil” diye cevap verirler.

Akşam olup kocası eve döndüğünde kadın olanları anlatır.

“ Peki, onlara söyleyebilir misin?” der adam. “”Ben evdeyim artık, bu eve gelebilirler.”

Kadın dışarı çıkıp bu kişileri içeri davet eder. Ama bu defa da;

“ Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz “ der yaşlı adamlar.

Kadın öğrenmek ister, “ Niye giremezsiniz ?” diye sorar. İhtiyarlardan biri açıklar:

“ Onun adı ZENGİN, der bir arkadaşını göstererek. Diğeri BAŞARI. Ben ise SEVGİ “ Sonra ekler;

“Şimdi içeri gir ve kocanla konuş. Hangimizi evinize gelelim?” diye sorar.

Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyduklarıyla neşelenerek;

“ Ne güzel, der. Madem öyle, Zengin'i içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle dolduralım. Karısı “canım, niçin Başarıyı çağırmıyoruz ?” diye itiraz eder.

Bu sırada, evin diğer köşesinde bulunan gelinleri konuştuklarını duyar. Koşarak gelir ve “Sevgiyi çağırsak daha iyi olmaz mı? Evimiz sevgiyle doluverir”  diye kendi fikrini söyler.

- Gelinimizin teklifini dikkate alalım, der adam karısına. Dışarı çık ve bizim misafirimiz olması için Sevgiyi davet et.

Kadın dışarı çıkar ve yaşlı adamlara sorar, “Hanginiz Sevgi idi? Lütfen içeri gelsin ve misafirimiz olsun”

Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar. Fakat diğer iki yaşlı adam da onu takip ederler.

Kadın şaşırmış bir halde Zengin ve Başarı'ya sorar,  “Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?”

Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler:

“ Eğer Zengin'i ya da Başarıyı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı. Ama sen Sevgiyi davet ettin. O nereye giderse biz de ardından oraya gideriz.

Çünkü nerede SEVGİ varsa, orada BAŞARI ve ZENGİNLİK de vardır.”

Öykümüz kısaca böyle.

Allah aramızdaki sevgi ve saygıyı azaltmasın. Azaltmasın ki başarı ve zenginlik gönüllerimizi şenlendirsin ve bereketlendirsin.

                              HEM NALINA HEM MIHINA

BELEDİYE'YE TEKLİF

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Rasim Atalay “Belediye Kapısının Önünü Temizlese” başlıklı köşe yazısında Büyükşehir Belediyesi hizmet Binası'nın önündeki havuzun, parkın, parkta bulunan bankların kuş pisliğinden, insanların attığı sigara paketleri ve izmarit artıklarından, çevredeki pis kokulardan söz etmiş.

Belediye kendi evinin önünü temizleyemezse başka yerleri nasıl temizleyecek demeye getirmiş.

“Kuşların kıçına lastik don bağlayamayız ya” demiş. Bence doğru söylemiş. Pazartesi Koski'ye giderken bizzat ben de gördüm. Fazlası var eksiği yoktu. Sanki Belediye'de bir yorgunluk var gibiydi.

Duyan olursa, ciddiye alan olursa benden bir teklif:

“ Ya kuşları oradan kovalım ya da Belediye Hizmet Binasını şehrin dışına taşıyalım. Eğer taşınırsa bu pislikler vatandaş tarafından görülememiş olur, kuşlar da kendiliğinden başka bir yere göç eder” Nasıl iyi değil mi?

                                             GÜNÜN SÖZÜ

DİNLEYİCİLER UYUMAYA BAŞLARSA ANLAŞILIR Kİ KONUŞMACI UYUMAKTADIR.

DİNLEYİCİLERİN UYANIK DURMASI, KONUŞMACININ UYANIK DURMASINA BAĞLIDIR.

                                                                                                 Dale Carneige