Son birkaç haftadır TV’lerde bombalanan şehirleri, askeri tesisleri, petrol rafinerileri, dolum tesisi ve hedef olarak seçilen askeri ve sivil hedefleri daha sık görmekteyiz. Uzun zamandır devam eden Rusya- Ukrayna savaşı yanında İsrail-ABD birlikteliği ile İran arasında başlayan savaş körfez ülkelerine de sıçradı. Maalesef bizim televizyonlardan seyrettiğimiz gibi her iki ülkenin taraftarı bilinen ülkeler ve uluslararası kuruluşlarda izlemeye devam ediyor. Olan dünyanın insanına, kaynaklarına, çevresine, tarımına ve ekonomisine oluyor. Bu savaşların en acı tarafı da demokrasi ve barış adına yapılıyor olmasıdır.
Hangi nedene bağlı olarak yapılıyor olursa da savaş her zaman birçok felaketi de beraberinde getirmektedir. Ölen ve yaralanan insanlar, yerinden göç edenler veya göçe zorlananlar geride ekilmeyen veya bakımı ve hasadı yapılmayan arazileri bırakmaktadır. Savaş sonunda gıdalarda temin zorluğu, fiyat artışı ve açlığı da getirmektedir.
Ölüme, açlığa ve fiyat artışlarına sebep olan bu savaşlar sadece savaş yapan ülkelerde değil birçok ülkede ekonomik ve sosyal sonuçları doğurmaktadır. Özellikle tarımsal üretim insan kaybı ve geleceğin belirsizlikleri gibi birçok nedenle büyük oranda sekteye uğramaktadır. Kovid-18 döneminde topluma sokağa çıkma yasağı uygulanırken tarımla uğraşanlar, tarımın öneminden dolayı faaliyetlerini sürdürsünler diye sokağa çıkabilmekteydi. Savaşta aynı durum ve diğer nedenler söz konusu olmadığından üretim zora girmektedir.
İzlenen bombardımanlarla enerji kaynaklarının, yakıt depolarının ve birçok yerin tahrip edildiği görülmektedir. Zorlaşan veya yapılamayan nakiller de piyasalarda enerji krizine ve enerjiye bağlı birçok üründe fiyat artışına ve temininde güçlüğe neden olduğundan tarım sektöründe üretim azalmakta veya durmaktadır. Savaş nedeniyle birçok sektörde olduğu gibi tarım sektörü de büyük oranda zarar görmektedir. Sonuç; savaştan etkilenen ülkelerde toplum açlık felaketi ile karşı karşıya kalmaktadır.
Rusya –Ukrayna savaşının başladığı yıllarda dünyanın birçok ülkesinde bu durum yaşanmıştır. Hiç bir ülke kendi yağıyla kavrulamadığı için bu olumsuzluklardan doğrudan veya dolaylı olarak az veya çok oranda etkilenmektedir. Bir ülke içinde bütün kaynaklar yeri gelince toplumun ortak malı olarak zikredilebiliyorsa dünya içinde bu düşünülmelidir.
Dünyada kurulmuş olan ülkeler arası ortaklıklar ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşların bir an önce ortak bir kararla savaşlara dur diyerek tarımsal üretim ve sürdürülen yaşam devam ettirilmelidir. Mevcut haliyle bile bu gün dünya nüfusunun yaklaşık sekizde biri açlıkla karşı karşıya iken bu oran savaşlar sürdürülerek daha da artırılmamalıdır.
Değerli okurlarım, Bu yıl 19 Şubatta başlayan Ramazan ayı 19 Mart Perşembe günü sona ermiştir. Müslümanlar için büyük bir manevi öneme sahip olan bu mübarek ay, oruç, sabır, yardımlaşma ve paylaşma duygularının yoğun şekilde yaşandığı bir dönemdir. On bir ayın Sultanı olan Ramazan ayını sağlıklı olanlar oruçlarını tutarak geçirdi. Allah oruçlarınızı ve diğer ibadetlerinizi kabul etsin. 20 Mart Cuma günüde Ramazan Bayramını kutladık. Bayram kapısı herkese açık olan bir merhamet günüdür. Üreticilerimizin her zaman kapısı ve gönlü açıktır. Ramazan Bayramınızı tebrik ederim. Allah, tüm üreticilerimizi nice Bayramlara sağlık esenlik ve selametle erişmeyi nasip etsin.
Bu yıl bazı tarımsal faaliyetlerin minimum düzeyde olduğu günlerde Ramazan ayını yaşadığımız için tarımsal faaliyetlerde önemli bir aksama olmamıştır diye düşünüyorum.
Tarımsal faaliyetler: geniş kapsamlı bir faaliyet grubunu kapsamaktadır. Örneğin, hayvan yetiştiriciliği, ormancılık, arazide yıllık veya daha uzun süreli mahsul yetiştiriciliği, meyve bahçesi ve fidan ekiciliği, çiçekçilik ve su ürünleri yetiştiriciliği (balık çiftçiliği dâhil) hepsi tarımsal faaliyetler olarak bilinmektedir. Bunlara dayalı hizmet ve sanayi de bu sektörü desteklemektedir. Bayram sonu tarımsal faaliyetlere hız verip gerekli işlemleri yerine getirerek üretimi sürdürmeliyiz. Etrafımızda görülen ateş çemberine rağmen daha fazla üretmek ve gıda üretimine katkı sağlamak biz tarımla uğraşanların asli görevidir.
Arazilerde tek yıllık veya çok yıllık mahsul üreten çiftçiler ülke genelinde kışın bitmesi ve hava sıcaklıklarının artması ile beraber çiftçiler Mart ve Nisan aylarında bahar hazırlıklarına başlamış olup tarım sektöründe yılın en kritik dönemlerinden olarak bilinen bu aylarda hububatta gübreleme, toprak işleme, budama, baharlık ekim ve diğer çalışmaları hız kazanmaktadır. Tarım bir meslektir, mesleği en iyi bilen bu konuda tecrübe edinmiş belgeli kişilerdir. Tarımda her bölgenin makro ve mikro düzeyde kendine has ekolojik farklılıkları olduğu için tarımsal faaliyetlerini yaparlarken mutlaka yörenizdeki tarım teşkilatlarından destek almanız üreticilerin lehine olacaktır. Bütün üreticilerimize kolaylık ve başarılar dilerim.