SANKİ YEDİM CAMİİ
Sizleri yine İstanbul'a götürmek istiyorum. İstanbul'un Fatih ilçesi, Zeyrek mahallesi, Kırbacı sokağa gireceksiniz. Bu sokakta küçük bir camii sizleri gülümsemeyle karşılayacak, üzerindeki isim sizleri gülümsetecek.” Sanki Yedim Camii”. Osmanlı dönemine ait, 17.yüzyılda yapılan bu caminin ilginç bir hikayesi var.
Anlatılanlara göre Keçecizâde Hayreettin Efendi (ya da Adanalı Şakir Efendi), İstanbul'da orta halli bir esnaftır. Hayrettin Efendi Osmanlı padişahlarının yaptırdığı Selâtin camilere bakıp imrenir. Tevbe suresinin 8. ayetinden de etkilenir.
 Ayette ”Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı gereği üzere kılan, zekâtı veren ve Allah'dan başka kimseden korkmayanlar îmar eder. İşte bunların doğru yolda olup, başarıya ulaşacakları umulur” buyrulmakta, mescidlerin îmar ve inşâsına dikkat çekilmekte, bu işleri yapacakların özellikleri anlatılmaktadır.
Hayrettin Efendi bir camii yapmayı diler. Bunun için de 20 yıl boyunca para biriktirir.20 yıl boyunca canı bir şey çekince, canı bir şey yemek içmek isteyince onlara vereceği parayı “Sanki yedim” diyerek “Var say ki yedin” diyerek bir kenarda biriktirir. Sonunda biriktirdiği bu paralarla bu güzel camiyi yaptırır, adına da “Sanki Yedim mescidi” der.
Camii, 1.Dünya Harbi'nden önce büyük bir yangın sebebiyle yanarsa da, sonradan tekrar inşâ edilir, bakımı yapılır ve ibadete açılır.
Sanki Yedim Camii'nin bu ilginç hikâyesinden çıkarılacak o kadar çok ders var ki. İnsan yeter ki istesin yeter ki bir şeyi yapmaya karar versin, yeter ki sabretsin, yeter ki azmetsin. Azmin elinden hiçbir şey kurtulamıyor.
Hele insan, arzu ve isteklerinden, nefsin taleplerinden vaz geçip, tasarruf yapabiliyorsa, tutumlu davranabiliyorsa elde etmeyeceği zenginlik kalmıyor.
Bedîuzzaman Said Nursi, Sözler isimli eserinde “Sanki Yedim Mescidi”nden şöyle bahseder:
“Lezaiz (lezzetli yiyecekler) çağırdıkça sanki yedim demeli, “sanki yedim”i düstur yapan, sanki yedim namındaki bir mescidi yiyebilirdi, yemedi.”(Sözler, 664)
Evet, şimdi başımızı iki elimizin arasına alıp düşünsek, neleri israf ettiğimizi, neleri yok ettiğimizi, ne kadar büyük maddî ve manevî kayıplar yaşadığımızı bir anlayabilsek, bir görebilsek.
“Yiyin, için fakat israf etmeyin, çünkü Allah, israf edenleri sevmez”(A'raf:31)buyuran bir dinin mensupları olan bizlerin hali, ne olur acaba?
Yine İsrâ suresi 26 ve 27. ayetlerdeki “ Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa da hakkını ver; fakat saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise, Rabbine karşı çok nankördür” gerçeklere bakacak olursak, yerimiz neresi ve kardeşlerimiz kim?
Her konuda yaptığımız savurganlıkların, israfın bir hesabını yapabilsek, envanterini çıkarabilsek, kaç tane camii, kaç tane okul, kaç tane otomobil, kaç tane ev, kaç tane öğrenci yurdunu yok ettiğimizi, yiyip tükettiğimizi, havaya üflediğimizi rahatlıkla görebiliriz.
Belki pek çok kardeşimiz sadece sigaraya verdiği paralarla bile sigarayı bırakıp, parasını bir kenarda biriktirse, sanki içtim deyip, sanki üfledim deyip bıraksa pek çok “sanki içtim mescidi, sanki içtim okulu” yaptırabilir.

                                                       HEM NALINA HEM MIHINA
RECEP İVEDİK 4
Yönetmenliğini Toğan Gökbakar'ın yaptığı, Şahan Gökbakar'ın başrol oynadığı Recep İvedik 4 filmi gösterime girdiği Cuma gününden itibaren, 865 sinema salonunda 2 milyon 857 bin 19 kişi tarafından izlenmiş. İlk haftada en çok izlenen film ünvanını almış. Bir haftalık hasılat ise, 28 milyon 840 bin 48 liraya ulaşmış.Bu olaydan şu sonuçları çıkarabiliriz:
1-    Adamlar para kazanmanın,  insanımız da para harcamanın, parayı saçıp savurmanın yolunu bulmuş.
2-    İnsanlar gerçek âlemde gülemeyince, sanal âlemde gülmek istiyorlar, gülebilmek için para harcamaktan kaçmıyorlar.
3-    Recep İvedik 4 ismi Recep Tayyip Erdoğan'dan ilham alınmış olabilir. Hani O da üst üste 4. Seçim Oyunları'na katılmak için sahneye çıktı da!
4-    Milletimiz her gördüğüne güler. Onun için Güler'den ve Gülen'den geçilmiyor.

ALPAKA DEVELERİ  
Avustralya'dan Konya'ya Alpaka Develeri'nden 9 tane getirilmiş. Dünyanın en kaliteli yünleri bu develerde bulunuyormuş. Selçuk Üniversitesi'ne teslim edilen Alpaka Develeri'nin doğal ortama uyum çalışmaları yapılacakmış.
Ne diyelim? İnşallah hayırlı olur. İnşallah bu Develer, koyuna kuzuya dönüştürülmez. Hani biz, her şeyi koyun gibi gütmeyi, kuzu çevirmeyi pek severiz de!

                                                            GÜNÜN SÖZÜ
KUMAR OYNAMANIN EN ZARARSIZ ŞEKLİ BİR BAHÇE KÜREĞİ VE BİR PAKET TOHUMLA OLUR.
                                                                                                            Dan BENNETT